0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Tesettür sadece çarşafla mı olur, mantoyla tesettür sağlanamaz mı?  (Okunma Sayısı 383 defa)
şura@
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1013


şehid şeyh sait


« : 08 Haziran 2010, 09:02:05 »

Tesettür sadece çarşafla mı olur, mantoyla tesettür sağlanamaz mı?

--Hayır! Tesettür çarşafla değil, hasırla bile olur. Dışardaki namaz kılınan hasırı bürünse, hasırla bile olur. Mühim olan, insan günah yerlerini, ayıp yerlerini örtmesidir. Bu örtmeyi nasıl sağlarsa, olur.
Bizim Hanefî fıkhında, ille belli bir kıyafet olacak, ille belli bir renk olacak diye şart yoktur. Muhtelif şekillerde olabilir. Çarşaf olur, harmânî olur, abâye olur, bol manto olur... Daha başka şekiller olur, bol şalvar olur... Mühim olan vücudun hatlarının belli olmaması ve kumaştan öbür tarafının görünmemesi... Öbür tarafı göründü mü, içi belli oldu mu, kalın kumaş olsa bile olmaz!
Bu iki şarta dikkat ederek, vücudun hatları belli olmayacak ve içi görünmeyecek tarzda; kadınlar için yüz ve eller, ayaklar hariç her tarafın örtülmesi lâzım gelir. Naylon çorap, altı göründüğü için tesettür değildir. O çorabın göründüğü her yerde, vücudu görünüyor demektir. Tesettür olmamış oluyor.
Zâten de, o çorabı giydiği zaman, giymediğinden daha da cazib olduğunu cümle cihan halkı biliyor. Çorapçılar da reklam yaptırırken bu hususu öne çıkarıyorlar.
O bakımdan, böyle öbür tarafı görünen naylon çorap tesettür olmaz; güzelce örtünmesi lâzım! Bunu böylece bilesiniz.[/
Moderatöre Bildir   Logged

değersiz dallarda asılmama pervam yoktur muhakkakki mücadelem Allah ve din içindir.
_uMuT_
Mir Üye
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4510


seven sevilene tabi olur.


« Yanıtla #1 : 08 Haziran 2010, 13:08:31 »

Tesettür ne çarşafla nede mantoyla olur. Tesettür kalbi örtmekle başlar kalpten akan örtü dışa yansıdı mı en güzel şekilde örtünülür.
Moderatöre Bildir   Logged

                                                                 (dualar sana filistin)
HabiR
Ziyaretçi
« Yanıtla #2 : 08 Haziran 2010, 14:36:21 »

Bence tesettürde renk önemli. ben burdayım diyecek bir kırmızı renk ya da turuncu siyahla aynı kefeye konulamaz.
Moderatöre Bildir   Logged
vuslat
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5352


Sözüm tükendi, manayı sessizliğe yükleyip sustum


« Yanıtla #3 : 08 Haziran 2010, 14:46:16 »

Hanım kardeşlerimiz çarşaf-dan yana oy kullansınlar bence. diğer giyimlerin, çarşaf kadar asaletli duruş sergileyeceğini sanmıyorum.
Moderatöre Bildir   Logged

Ya Rebbî! ez Ji bela û zehmetîya, arîkarî te dêxwazîm. Ez xwe davim te...
hamza01
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1145


TAĞUTU RED AllahA İMAN


« Yanıtla #4 : 08 Haziran 2010, 19:49:45 »

Kadının Örtünmesi 

Mü’min kadınların örtünmesi meselesi, kati nasla sabit olan ve farz olan bir emirdir.
Allah  (c.c) bu emri ilk olarak indirdiği şu ayetiyle bildirmiştir:
“Mü'min kadınlara da söyle: ‘Gözlerini (harama çevirmekten) sakındırsınlar ve ırzlarını korusunlar; ziynetlerini açığa vurmasınlar, ancak kendiliğinden görüneni hariç. Baş örtülerini, yakalarının ve göğüslerinin üstünü (kapatacak şekilde) koysunlar. Ziynetlerini, kendi kocalarından ya da babalarından ya da kocalarının babalarından ya da oğullarından ya da kocalarının oğullarından ya da kendi kardeşlerinden ya da kardeşlerinin oğullarından ya da kız kardeşlerinin oğullarından ya da kendi kadınlarından ya da sağ ellerinin altında bulunanlardan ya da kadına ihtiyacı olmayan (arzusuz veya iktidarsız) hizmetçilerden ya da kadınların henüz mahrem yerlerini tanımayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Hep birlikte Allah 'a tevbe edin ey mü'minler, umulur ki felah bulursunuz.” (Nur: 31)

Allah  (c.c) daha sonra da şu ayeti indirerek bu meselenin nasıl olması gerektiğini ve bunun sebebini iyice açıklamıştır:
“Ey Nebi! Eşlerine, kızlarına ve mü'minlerin kadınlarına cilbablarından üstlerine giymelerini söyle; onların (özgür ve iffetli) tanınması ve eziyet görmemeleri için en uygun olan budur. Allah , çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.” (Ahzab: 59)       Bu ayetlere dikkatle baktığımızda mü’min kadınlara; başörtülerini göğüslerinin üzerini ve omuzlarını örtecek şekilde takınmaları, zinetlerini ve zinet yerlerini açmamaları, ayaklarını yere vurmamaları, “cilbablarını” üzerlerine almaları ve süslü püslü sokağa çıkmamaları emredilmiştir. Rasulullah (s.a.s)’ın bu konudaki hadisleri ve uygulamaları da bu meseleye iyice açıklık getirmiş ve meselenin önemini ortaya koymuştur.   
Bu açıklamalardan sonra ikinci ayetteki “cilbab” kelimesinin neyi ifade ettiğini açıklayalım.   
Cilbab kelimesi Müslüman kadınlara önceki ayetteki “humur” kelimesinden ayrı bir yükümlülük getirmiştir Zira humur, başörtüyü ifade etmekte, cilbab ise başörtü dışında bir örtü veya elbiseyi emretmektedir. Bu ise kadının bütün vücudunu kendisiyle örttüğü, vücut hatlarını ve süslerini göstermeyecek kadar bol ve uzun olan, gösterişten ve cezp edicilikten uzak olan dış elbisesidir.
 
Bu sebeple Müslüman bir bayan bu şekildeki örtünmeyi ne ile yapabiliyorsa yapmalıdır. Bu ister pardösü olur, ister çarşaf olur veya bunların durumunda olan kadının vücudunu örten herhangi bir örtü olur, hiç fark etmez. Yeter ki giyilen dış elbise vücut hatlarını belli etmeyecek şekilde bol olsun, süslü olmasın,  bedeni gösterecek kadar dar veya teni gösterecek kadar ince olmasın, erkeklerin elbiselerine benzemesin, süsten ve gösterişten uzak olsun, müşrik ve kafirlerin sırf maddi çıkar amaçlı İslam adına örtünme modeli olarak gösterdikleri ve moda adına yaptıkları “modern tesettür” diye tabir edilen örtünme şekillerine benzemesin. 
Bunlara ek olarak; mü’min kadınlar dışarı çıkarken koku sürünmemeli, gözlerine boya veya sürme çekmemeli, dikkat çekecek derecede ses çıkaracak cinsten topuklu veya süslü ayakkabılar, süslü çantalar ya da dikkat çekecek cinsten başka süsler kullanmamalı veya şatafatlı rengarenk başörtüler, karşı tarafı cezbedecek renkte cilbablar giymemelidirler. En güzeli koyu renklerin tercih edilmesidir.
Çünkü Allah  (c.c) ayette “Ziynetlerini….göstermesinler” ve “…ayaklarını yere vurmasınlar” buyuruyor.
Kadının giydiği süslü bir elbise, renkli bir elbise onun için ziynet sayılır. Ve alimler bu şekildeki ziynetlere, sonradan edinilmiş ziynetler demişlerdir. Bir de yaratılıştan gelen ziynet vardır ki bu da kadının vücut güzelliğidir. Bu sebeple vücut güzelliğinin en uygun şekilde muhafaza edilmesi gerekmektedir. Ve yine Müslüman kadınların yürürken başkaları tarafından rahatsız edilmemeleri, dikkatleri üzerlerine çekmemeleri için aynı şekilde şatafatlı, süslü başka eşyalar kullanmamalı ve yürürken ayak seslerini duyuracak derecede topuklu ayakkabılar giymemelidirler.   
Çünkü Allah  (c.c): “Onların (özgür ve iffetli) tanınması ve eziyet görmemeleri için en uygun olan budur.” buyurmuştur.
Bu açıklamaların özeti olarak şöyle diyorum:

Müslüman bayanlar, çarşaf giyebileceği gibi pardösü de giyinebilirler. Yeter ki örtünmeyi sağlayan ve belirttiğimiz şartlara uyan giyim şekillerinden veya vasıtalarından birisi kullanılsın. Yeter ki vücudu gereği şekliyle örtüyor olsun.
Zira başta da belirttiğimiz gibi İslam dini kadının örtünmesini kesin bir şekilde emretmiştir. Ve örtünmesi ile ilgili hükmü başörtüsü ve cilbab ile ilgili naslarla ortaya koymuştur. O halde mü’min kadınlara düşen görev hem başörtülerini hem de cilbablarını üzerlerine almalarıdır. Dolayısıyla bu örtünme ne ile sağlanırsa sağlansın önemli değildir. Önemli olan vücudu ve vücut hatlarını göstermeyecek özellikle olan bol bir kumaş kullanılsın. Bu kumaş ister çarşaf kumaşı isterse pardösü kumaşı olsun fark etmez.

Alimlerin Peçe Hakkında Görüşü:

Bu konu alimler arasında ihtilaflıdır. Kadının baştan aşağı her tarafı avrettir diyen alimler (İmam Ahmed ve Şafii) kadının peçe takmaları gerektiğini söylerler.
Kadının yüzü, elleri hatta bazılarına göre ayakları avret değildir diyen alimlere (İmam Mailk, İmam Ebu Hanife’ye) göre kadının peçe takması gerekli değildir, demişlerdir.
Bu ihtilafın sebebi;
   “Kadınlar süslerini, kendiliğinden görünen kısım müstesna, açmasınlar” (Nur: 31) ayeti kerimesinde müstesna tutulan yerlerin, kadının belli bir takım uzuvları olabildiği gibi, hareket halinde kapalı kalması mümkün olmayan yerleri de olabilmesidir.

Hareket halinde kapalı kalması mümkün olmayan yerlerdir, diyenler:
“Ey Nebi! Eşlerine, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına (dışarı çıkarken) üstlerine örtü almalarını söyle. Bu, onların tanınmamalarını ve dolayısıyla incitilmemelerini sağlar.” (Ahzab: 59) ayeti kerimesini delil getirerek: “Kadının bütün vücudu, hatta sırtı bile mahremdir” demişlerdir.
Ayette müstesna tutulan yerlerden maksat, yüz ve eller gibi, kapatılması adet olmayan bir takım belli uzuvlardır” diyenler ise: “Kadının yüzü ve elleri mahrem değildir Nitekim kadın hacc’da yüzünü kapatmaz” demişlerdir.
Yüz ve ellerin avret olmadığını söyleyen alimlerin sözleri, yüz ve ellerin açık olmasının farz olduğu, sünnet olduğu veya bunların örtülmesinin bid'at olduğu manasına gelmez. Üstelik bu alimler, yüz ve ellerde hiçbir ziynet eşyasının olmamasını ve bunların açılmasının fitneye sebeb olmamasını şart koşmaktadırlar.
Dolayısıyla fitnenin olduğu yerde bütün mü’min kadınların yüzlerini ve ellerini örtmeleri bu alimlere göre bile şarttır. Zira: “Süslerini, ….. açmasınlar...” ayeti kadınların yabancı erkekler karşısında fitneye sebebiyet vermemek için süslerini açmalarının haram olduğuna delalet eder.
İbni Atiyye bu hususta şunları söyler:
“Benim anladığıma göre ayet, kadınlara ziynet denilen herşeyi erkeklere açmaktan mutlaka kaçınmalarını emretmektedir. Ancak zaruret hallerinde örtülmesi mahzurlu olan yüz ve el gibi azaların açılmasında bir mahzur yoktur.” (Kurtubi Tefsiri)

Alimlerin görüşlerinden anlaşılan şu ki; fitne ortamında bütün mü’min kadınların yüzlerini ve ellerini örtmeleri gerekir. Fakat zaruret hallerinde, böyle bir örtünmeyle eziyet görüyorlarsa, yüz ve el gibi azaların açılmasında bir sakınca yoktur.
Moderatöre Bildir   Logged

YA BÜTÜNÜYLE ÜSTÜNLÜK VE ŞEREF YÜCE OLAN AllahA KULLUK.. YADA TAMAMİYLA ALÇAKLIK VE MAHKÛMİYET OLAN AllahIN KULLARINA KULLUK ..DİLEYEN DİLEDİĞİNİ SEÇSİN..
"Mahvolan açık bir delilden dolayı mahvolsun kabul edende açık bir delilden dolayı kabul etsin"(Enfal: 42)
cürmümile
Bırakın savaşçı onuruyla ölelim!
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1018


Ümmetimin SUSKUNLUĞUNU Sana şikayet ediyorum...


« Yanıtla #5 : 11 Haziran 2010, 09:23:47 »

Dışardaki namaz kılınan hasırı bürünse, hasırla bile olur. Mühim olan, insan günah yerlerini, ayıp yerlerini örtmesidir.
zaten şura kardeşim burda açıklıyor. tabi kimse çarçafın üstünde bir örtü getiremez bana. ama bu zamanda sanki çarçaflılar cahil pardesülüler alim miş(ünlem!!) gibi gösteriliyor
Moderatöre Bildir   Logged

ALİ İMRAN 191. Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler:) Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabından koru ünlem
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Küçük Kızlara Tesettür Nasıl Sevdirilir Çocuk Eğitimi MERXAS 0 204 Son Mesaj 09 Şubat 2010, 10:12:08
Gönderen: MERXAS
Kod adı ;tesettür...(lütfen başınızı açın!) İslamda Kadın ve Tesettür MERXAS 1 181 Son Mesaj 23 Nisan 2010, 00:14:54
Gönderen: Le_Nasbirenne
Tesettür Seferberliği Başlatılmalıdır Çağrısına İcabet! Yurttan haberler MUHACİR 1 95 Son Mesaj 21 Haziran 2011, 10:11:22
Gönderen: SeYYaF
Tesettür İslam`ın Nişanlarındandır... Yurttan haberler MUHACİR 0 107 Son Mesaj 16 Temmuz 2011, 00:37:48
Gönderen: MUHACİR
Şimdi Sıra Tesettür Baharında Düşünce yazıları/Makaleler huseyni_kıyam 0 95 Son Mesaj 24 Eylül 2011, 22:24:28
Gönderen: huseyni_kıyam
Unutturulan Yakın Tarih Ve Tesettür Seferberliği Bişnev Bişnev 0 91 Son Mesaj 17 Şubat 2012, 16:25:12
Gönderen: Bişnev
Tesettür Mücadelemiz Bişnev Bişnev 0 146 Son Mesaj 17 Şubat 2012, 20:18:16
Gönderen: Bişnev