0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: TEVHİD  (Okunma Sayısı 206 defa)
mah14
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2



« : 14 Mart 2011, 19:43:58 »

   Tevhid Bilinci
   

Alemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimiz(saa) risalet görevini ifa ederken: “Ey insanlar!La ilahe illAllah deyin,kurtuluşa erin” diyordu.O zamanın insanları “tevhid” kelimesinin ne anlama geldiğini,nasıl bir mana ifade ettiğini çok iyi biliyorlardı.Allah Resulü’nün davetini reddeden bilerek reddediyor,kabul edense bilerek kabul ediyordu. Günümüzde ise,kendilerini İslam’a isnat eden nice insanlar ne yazık ki,telaffuz etmiş oldukları “La ilahe illAllah” sözcüğünün ifade etmiş olduğu manayı bilmemektedirler.Bugün: “Biz de Müslüman’ız” diyen insanlar,İslami değerlere göre bir hayat yaşamıyorsa,bunun temelinde “tevhid” kelimesini gereği gibi algılayamayışları yani “tevhid” bilincine sahip olmayışları yatmaktadır.Zira bir teklifi kabul etmiş muhatabın,yüklenmiş olduğu misyonun gereğince hareket etmesi,o teklifin ifade etmiş olduğu mana ve ehemmiyetin”bilinci”nde olmasıyla mümkündür.Bu nedenle,kendisini İslam’a isnat eden kişi “tevhid” kelimesinin ifade etmiş olduğu manayı ve kendisine yüklemiş olduğu misyon ve sorumluluğu akli yetileriyle kavraması,tüm benliği ile duyumsaması ve özümsemesi gerekir…

   Arapçada “la” sözcüğü inkar ve red anlamına gelmektedir.”İlah” kelimesi ise;yaratan,kainat nizamını tanzim eden,tüm canlıların rızkını veren,uluhiyet sahibi yani her şeye güç yetiren, yegane hüküm,egemenlik ve adalet sahibi olan,şari olan(kanun-şeriat vaz eden),tevekkül edilen güven ve huzur kaynağı olan,sükunet bahşeden,ibadet ve dua edilen,ihtiyaçlara karşılık veren mabud manalarına gelmektedir.Şu halde;”la ilahe” sözcüğü telaffuz edilirken,saymış olduğumuz ve bu benzeri ilahlık vasıflarını (eline geçirdikleri devlet erkinin güç ve imkanlarını kullanarak) kendilerinde görmeye yeltenen (Firavun örneğinde olduğu gibi) veya söz konusu vasıfların isnat edildiği put gibi nesnelerin reddedilmesi anlamına gelmektedir. “İllAllah” derken,terminolojik anlamda “ilah” kelimesinde mündemiç olan tüm sıfatların Allah Subhanehu ve Teala’ya ait olduğu beyan edilmektedir.(bkz.Fatır,3;Neml,60-64;Müzemmil,9; Zuhruf,84;Al-i İmran,18;Kasas,88;Nahl,51)

   Bütün peygamberler insanları “tevhid”e davet etmişler ve tevhid akidesini yeryüzüne ikamet etmenin mücadelesini vermişlerdir.Bu nedenle “tevhid” bütün peygamberlerin ortak misyonudur.

   “Tevhid” insanın yeryüzündeki varlık sebebini beyan etmektedir.”Tevhid” kelimesini özümseyerek ifade etmek “muvahhid” bir mü’min olmanın yani kayıtsız şartsız Yüce Allah’ın hükümlerine teslim olmanın beyanıdır.”Tevhid” akidesi pratikte insan hayatının her alanını ihata eden bir olgudur.Zira,“Tevhid” inancı insanın hayata,eşyaya ve olaylara karşı belirlemesi gereken yorum ve tavrın değer ölçüsünü(bütünlükçü bir perspektifle) sunmaktadır. “Tevhid” kelimesini telaffuz eden bir mü’min,hayatının her alanında Yüce Allah’ın egemenliğini teyid edip,yalnız ve yalnız O’nun rızası istikametinde bir hayat yaşayacağını taahhüt etmektedir.Bu mükellefiyetin üstlenilmesi sadece bireysel ve ailevi anlamda değil,toplumsal hayatın tanziminde de geçerlidir.Zira tevhid sözcüğünü beyan eden bir mü’min “yasama mercii”(Şari) olarak Yüce Allah’ı teyid etmektedir.(bkz.Casiye,18; Kehf26) Bu nedenle İslam ümmeti toplumsal düzenlerini Yüce Allah’ın hükümlerine göre tanzim etmek ödevindedirler…

   Ne yazık ki,günümüzde kendilerini İslam’a isnat eden insanların pek çoğu “tevhid” kelimesinde geçen ilah kavramını sadece “yaratıcı ve ibadet edilen mabud” olarak algılamaktadır.İbadet kavramından anladıklar ise sadece Allah Subhanehu ve Teala’ya inanmak ve bireysel anlamda fiziksel bir takım hareketleri ibadet niyetiyle Yüce Allah’a tahsis etmek yerinde olsaydı cahiliye döneminde peygamber gönderilmesine gerek olmazdı. Zira o günün müşrikleri,bu günün müşrikleri gibi yaratıcı,rızk verici ve tabiat nizamını tanzim edici olarak Allah Subhanehu ve Teala’ya inanıyorlardı.

   “Andolsun,onlara:”Gökleri ve yeri kim yarattı? diye soracak olsan,hiç tartışmasız ‘Allah’ diyecekler…”(Lokman,25)

   Ayrıca,o günün müşrikleri,huzurunda tazim ile eğilerek tapındıkları putlar için:”Biz bunlara, bizi Allah’a daha fazla yaklaştırsınlar diye tapıyoruz…”(Zümer,3) diyorlardı.

   Ve fakat benzerliğe bakın ki onlar da,bugünün müşrikleri gibi,toplumsal düzenin tanzimi hususunda Yüce Allah’a “yasa koyucu”(Şari) oluşunu reddedip,atalarının geleneklerini tabu haline getirip,onlara uyuyorlardı.Ve elbette ki,bu tutumlarıyla onlar atalarını ilah telakki etmiş oluyorlardı.

   “Onlara,’Allah’ın indirdiğine uyun’ denildiğinde onlar:’Hayır,biz,atalarımızın izine uyarız’ derler.Ya ataları bir şey akıl edemeyen ve doğru yolda olmayan kimseler idiyseler.” (Bakara,170) (Nitekim günümüzün müşrikleri de nam-ı diğer Firavun’un huzurunda tazim ile eğilerek “izindeyiz” demiyorlar mı?ünlem)

   Tevhid inancına taban tabana zıt olan kulların kullara tapınmasının bir başka versiyonu da Hıristiyanların kendi din adamlarını,bilginlerini ve İsa’yı (as) ilah ve rab edinmeleri:

   “Allah’ı bırakıp bilginleriyle râhiplerini ve Meryem oğlu Mesîh’i Rab tanımışlardır; halbuki onlara da ancak tek mabuda kulluk etmek emredilmiştir. Ondan başka tapacak yok; o onların şirk koştukları şeylerden münezzehtir.”(Tevbe,31)

   Sevgili Peygamberimiz(saa) söz konusu ayeti ashabına tefsir ederken Adiyy bin Hatem, Hıristiyanların din adamlarına tapınmadıklarını dile getiriyor.Allah Resulü(saa) ise “Din adamları halka,helali haram,haramı ise helal kılıyorlar,halk da onlara uyuyor.İşte Hıristiyanların din adamlarına ibadeti budur.” diyor.(Tirmizi)Günümüzde de medyada boy gösterip ahkam kesen (Bel’am kılıklı) bir takım din adamı müsvettelerinin İslam düşmanı yöneticilerinin direktiflerine uyup Yüce Allah’ın helal-haram hudutlarını değiştirmek istediklerine tanık olmaktayız.Yine söz konusu ayette geçen “bilginler” kelimesi ile adeta müteradif (eşanlamlı) sayılabilecek (ve günümüzde de aynı revaçta olan bir deyimle ifade edecek olursak) “toplum mühendisleri” atalarının izinden gitme uğruna durumdan vazife çıkarıp,”mümeyyiz olmayan-hiçbir şeyden anlamaz” olarak gördükleri halka “Yüce Allah’ın hükümlerine rağmen” şekil ve yön vermeye çalışmaktadırlar.Bu da ilahlık iddiasının bir başka versiyonudur.

   İslam dinini tevhidi özünden soyutlayarak,egemen güçlerin arzularına uygun bir şekilde tahrifata yeltenen Bel’am kılıklı din istimrarcılarına ve söz konusu ettiğimiz toplum mühendislerinin ahkam ve buyruklarını kabul edip,onlara uyan insanlar her ne kadar kendilerini İslam’a isnat etseler de ve müminlere özgü bir takım fiilleri ibadet olarak Yüce Allah’a tahsis etseler de sosyal yaşamlarında veya hayatın diğer alanlarında söz konusu kişilere uydukları için neticede tevhid ilkesine yani hayatın her alanında Yüce Allah’ın buyruklarına uyma prensibine halel getirdiklerinden dolayı şirke düşmektedirler.Bu durum (ister sağ,isterse sol fraksiyona ait olsun) beşeri ideolojileri baz alan siyasi partiler için de geçerlidir.Zira,”Allah yasa koyma hususunda kendisine ortak kabul etmez.”(Kehf,26)Ayrıca yukarıda söz konusu ettiğimiz Tevbe Suresi’nin 31. ayeti de bu gerçeği bariz bir şekilde ortaya koymaktadır.

   Tevhid inancı için tehdit oluşturan dış etkenlerin haricinde bir de asıl insanın enfusi aleminden neşet eden tehlike söz konusu ki o da insanı olumsuzluklara (esfeli safiline) sevk eden “nefs-i emare” olmaktadır.Bu hususiyet insana imtihanın gereği verilmiştir.Ancak ondan sakınmanın yolları ve ilhamı da insana bahşedilmiş.(bkz. Şems 7-8) Nefs-i emare insanı,sınır ve kural tanımaz,kendi başına buyruk(nihilist) bir varlık haline getirebilmek için,onu kendi egemenliği altına almayı amaçlamaktadır.Benliğini nefs-i emare’nin menfi güdülerine –olumsuz istek ve tutkularına- teslim etmiş olan insan,nefsini(hevasını) ilah telakki etmiş olmaktadır.(bkz. Furkan,43) Böylesi bir zillete düşmüş olan insan,Yüce Allah’tan başkalarına kulluk eylemini,nefs-i emarenin güdüsü ve tahakkümü altında olduğundan gerçekleştirmektedir.Zira,Yüce Allah’tan başkalarına kulluk,nefs-i emareinin onayından geçmektedir.Bu nedenle kişi,Allah Subhanehu ve Teala’dan başkalarına kulluk zilletinden kurtulması için ilk önce nefs-i emare putunu alaşağı etmesi gerekmektedir.

   İslami terminolojide nefse “büyük put”,nefsle mücadeleye “büyük cihad” denilmesinin hikmeti de bu olsa gerek!Ancak böylesi bir savaş tevhid inancını özümsemekle,tevhidi bilince erişmekle mümkündür.Her türlü bencil tutku ve eğilimlerden,egoizm ve çıkarcılıktan,cinsel sapkınlıktan,gayr-i meşru ilişkilerden,kısacası İslam şeriatina mugayir her türlü davranıştan nefsini men eden kişi,onu zapr-u rapt altına almakla kendini arındırmış ve böylece felaha kavuşmuş demektir.(bkz. Şems,9)

   İnsanın ahlak ve fazilet sahibi olmasına,insanın özgür olmasına,insanın erdem sahibi olmasına tahammül edemeyen şer güçlerin başta geleni de şeytandır.Şeytan insanı aşağılık bir varlık haline getirip,”esfeli safiline” düşürmek için,nefs-i emarenin tasvibini-onayını-almak zorundadır.Bu nedenle şeytan,Yüce Allah’a kulluktan alıkoymak ve kendisine itaat (kulluk) ettirebilmek için çeşitli entrikalarla günahları süslü ve cazip göstererek nefse sunmaktadır. (bkz.Ankebut,38)Hatta şeytan,insanları Yüce Allah’ın affına sığındırarak ayartmaya çalışmaktadır.Nitekim Yüce Allah bizleri bu konuda şöyle uyarmaktadır:

   “Ey insanlar, çekinin Rabbiniz-den ve korkun o günden ki baba, oğluna bir fayda veremediği gibi oğulun da babaya hiçbir hayrı olmaz ve sakın aldatmasın sizi dünyâ yaşayışı ve sakın o hilebaz Şeytan, aldatmasın sizi Allah hakkında.”(Lokman,33) “Şeytan seni buna aykırı bir yola meylettirmeye kalkışırsa Allah'a sığın, şüphe yok ki o, her şeyi duyar ve bilir. Allah’dan  çekinenler, Şeytan'ın bir vesvesesine uğradılar mı düşünürler, bir de bakarsın ki doğru yolu görmüşler bile. Müşriklerin kardeşleri olan Şeytanlar, müşrikleri azgınlığa sürerler, sonra da onları azdırmaktan hiç geri kalmazlar.”(A’raf,200-202) “Şeytan, üstlerine saldırmıştır, üst olmuştur da onlara Allah'ı anmayı unutturmuştur; onlardır Şeytan'ın fırkası; bilin ki şüphe yok, Şeytan'ın fırkası, ziyan edenlerin ta kendisidir.”(Mücadele,19) “Ey Âdem oğulları, sakın Şeytan'a kulluk etmeyin, şüphe yok ki o, apaçık bir düşmandır size diye emredip söz almadı mı sizden? Ve bana kulluk edin ancak, budur doğru yol.”(Yasin,60-61)

   Şeytan yaratıldığı nesne ile etnosantrik duygulara kapılıp gururlanan ve bu tutumu ile yeryüzünde ırkçılık tohumunu eken ilk kişidir.(bkz.Sad,71-76) Ve şeytan bu faşizan düşüncesinden dolayı Adem(as)’e secde etmekten ictinab etmişti.Şeytan’ın bu tavrı,Yüce Allah’ın rahmetinden kovulmuştu.Ancak şeytan alçaltılmış olarak ve zillet içerisinde Yüce Allah’tan kıyamete kadar mühlet alıp,kin ve nefretle insanların tümünü saptıracağına and içmişti.(bkz.Sad,82) Yalnız burada müstesna tutulun bir sınıf var ki,onlar Yüce Allah’ın “muhlis” kullarıdır.(bkz Sad,83) “Muhlis”;davasında samimi ve ihlas sahibi olan,revhid ilkelerinden asla taviz vermeyen,emrolunduğu gibi dosdoğru olan kişidir.Görüldüğü gibi “muhlis” olmak ancak tevhidi bilince erişmekle mümkündür.Bu nedenle,nefs-i emarenin bencil tutkularından,şeytan ve dostlarının çok yönlü ayartmalarından kurtulmak,muhlis olup özgürlüğe kavuşmak  için “tevhidi bilinç” güvenlikli bir kale mesabesindedir.

   Bugün İslam ümmeti olarak hem enfusi(içsel),hem afaki(dışsal) dünyamızda çok yönlü bir kuşatma altındayız.kimlik ve değerlerimize karşı,maddi kaynaklarımıza yönelik büyük bir saldırı söz konusu.Kan içici emperyalistlerin ve onların yerel taşeronu olan uşak yöneticilerin kararttığı bir dünyada ”kelime-i tevhid”;hak,adalet ve özgürlük arayan halklar için bir kurtuluş meşalesidir.Zira ve ancak Allah Subhanehu ve Teala’nın  rahmet ve nusretine istihkak kazanmış demektir.

   Yüce Allah’ın lütfuna mazhar olmuş tevhidi değerlerin egemen olduğu bir toplumda sevgi, barış,esenlik,hoşgörü,merhamet ve sosyal dayanışma vardır…Tevhidi değerlerden,tevhidi bilinçten yoksun olan toplumlarda ise,insanlar her ne kadar Allah’a inandıklarını iddia etseler de ve her köşe başına mabetler dikseler de,bu inanç onların bencil tutkuların esaretinden, şeytanın avanesi olmaktan,egoizm ve çıkarcılıktan,başkalarının hakkına tecavüzden,emek ve alınteri sömürüsünden,zayıf insanları köle edinmekten,sınıf ve etnik çatışmalarından ve her türlü ahlaksızlığı irtigab etmekten alıkoymayacaktır.Zira Yüce Allah’ın egemenliğinin reddedildiği,tevhidi değerlerin sosyal hayattan soyutlandığı,kur’an’ın mahcur bırakıldığı toplumlarda zulüm ve haksızlık kaçınılmaz bir gerçektir.Tevhidi değerlerin hakim olduğu toplumlarda ise hak,adalet ve özgürlük vardır.Tevhidi bilince ermiş bir mümin için onurlu, izzetli ve şerefli bir hayat vardır…

Moderatöre Bildir   Logged
hamza01
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1145


TAĞUTU RED AllahA İMAN


« Yanıtla #1 : 15 Eylül 2011, 19:55:03 »

TEVHİD KELİMESİ
 

Tevhid kelimesi olan LA İLAHE İLLAllah...

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“Biz senden önce hiçbir rasul göndermiş olmayalım ki ona: ‘Benden başka ibadete layık ilah yoktur, bana ibadet edin diye vahyetmiş olmayalım.” [Enbiya: 25]                       

Rasulullah (s.a.s) şöyle buyuruyor:

“İnsanlarla La ilahe illAllah deyinceye kadar savaşmakla emrolundum. La ilahe illAllah derlerse mallarını ve canlarını Allah’ın hakkı dışında benden korumuş olurlar. Bunun dışındaki hesapları ise Allah’a  aittir.” [Buhari-Ebu Davud-Nesei-Kûtûbi Sitte (Muhtasar Müslim: C.1 S.331)]                                 

 

 “Kim La ilahe illAllah Muhammedun Rasulullah’a şehadet ederse Allah ona cehennemi haram kılar.” [Müslim-Tirmizi (Muhtasar Buhari: C.4 S.360 İstizan bah.) (Tac: C.1 S.34 Dinin faziletleri bah.)  (Tergib ve Terhib: C.3  S.363 LailaheillAllah'İn fazileti)]

O halde sahibini ebedi kurtuluşa erdirecek olan bu La ilahe illAllah nedir?

Tevhid kelimesinin Allah katında geçerli olabilmesi, insanı cehennemden kurtarabilmesi için belli şartlar vardır. Bu şartlar gerçekleşmedikçe günde bin defa La ilahe illAllah dense bile bu kelime kişiye hiçbir fayda sağlamayacaktır.

 

 

LA İLAHE İLLAllah’IN ŞARTLARI
 

Bu şartlar şunlardır:

Birincisi: Bu kelimeyi söyleyen kişinin manasını bilmesi gerekir.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“Bil ki! Allah’tan başka ibadete layık hiçbir ilah yoktur.” [Muhammed: 19]   

“Allah’tan başkasına çağıranlar şefaate hak kazanamayacaklardır. Ancak kelime-i şehadetin manasını bilerek şehadet edenler bundan müstesnadır.” [Zuhruf: 86]             

Rasulullah (s.a.s) şöyle buyuruyor:

“Kim La ilahe  illAllah’ın manasını bilerek ölürse cennete girer.” [Müslim İman bah.]               

 

LA İLAHE İLLAllah’IN MANASI
 

La İlahe İllAllah’ın Manası: Allah’tan başka ibadet edilen şeyleri reddederek ibadeti sadece Allah’a yapmak ve sahte ilahlara tapanları reddedip onlardan uzak durmaktır. Ayrıca yalnız Allah’a ibadet edenleri sevip sadece onlarla dost olup, yalnız onlarla beraber olmaktır.

Muhammedun Rasulullah ise Allah’a Rasulullah’ın gösterdiği şekilde ibadet etmek demektir.

 

İkincisi: Yaşantıyı bu kelimenin manasına uygun düşecek şekilde düzenlemek.

Yani yalnız Allah’a ibadet etmek ve O kendisine nasıl ibadet edilmesini emrettiyse o şekilde ibadet etmek ve Allah’ın şeriatının hakim olması için gücünün son damlasına kadar çalışmak, şirkten ve bu kelimeyi bozacak her çeşit inanç, söz ve amellerden uzak durmaktır.

Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurdu:

“Kim “La ilahe illAllah” derse ve Allah’tan başka tapılanları reddederse malı ve kanı haram olur. Onun hesabı Allah’a aittir.” [(Müslim İman bah.) (Riyazüs Salihin: Zahire göre hüküm verme bah.) (Kutubi Sitte Kelime-i İehadet bah.) (Cem'ul-Fevaid: İman bah.)]
Moderatöre Bildir   Logged

YA BÜTÜNÜYLE ÜSTÜNLÜK VE ŞEREF YÜCE OLAN AllahA KULLUK.. YADA TAMAMİYLA ALÇAKLIK VE MAHKÛMİYET OLAN AllahIN KULLARINA KULLUK ..DİLEYEN DİLEDİĞİNİ SEÇSİN..
"Mahvolan açık bir delilden dolayı mahvolsun kabul edende açık bir delilden dolayı kabul etsin"(Enfal: 42)
hamza01
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1145


TAĞUTU RED AllahA İMAN


« Yanıtla #2 : 15 Eylül 2011, 19:56:08 »

LA İLAHE İLLAllah’I BOZACAK ŞEYLER
 

Bu Kelimeyi Bozacak Şeyler:

1 - Allah’ın varlığını ve Rasulullah’ın  risaletini inkar etmek.

2 - Reisler, liderler ve şeyhlere ibadet etmek. Bu, Allah’ın haram kıldığı şeyi helal, helal kıldığı şeyi haram kıldıklarında onlara itaat etmekle olur.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“Onlar Allah’ı bırakıp hahamlarını, rahiplerini (yani din adamlarını) ve Meryem oğlu Mesihi rab edindiler. Oysa tek olan Allah’ tan başkasına ibadet etmemekle emrolunmuşlardı. O’ndan başka ibadete layık ilah yoktur. Allah koştukları eşlerden münezzehtir.” [Tevbe: 31]     

Birgün Rasulullah (s.a.s) bu ayeti kerimeyi okuduğu sırada daha önce hristiyan iken sonradan İslam’la şereflenen Adiyy İbn Hatem (r.a) (boynunda haç olduğu halde) Rasulullah’ın yanına girdiğinde bu ayeti kerimeyi duyunca Rasulullah’a:

“Onlara ibadet etmiyorlar ki” dedi. Bunun üzerine Rasulullah:

“Onlar Allah’ın helal kıldığı birşeyi haram, haram kıldığı birşeyi helal kıldıkları zaman onlara  itaat etmiyorlar mı?” diye sorunca Adiyy İbn Hatem: “Evet” dedi.  Rasulullah:

“İşte böylece  onlara ibadet  ediyorlar” buyurdu. [(Cem'ul-Fevaid: Tefsir bah.) (Tirmizi Hadis No:3095 Bu hadisi Tirmizi 3095, El-Hüseyin b. Yezid an Abdisselam an Zeyd b. Sellam an Ebi sellam ani'n Nu'man asl-İ senedi ile tahriç etti. Ahmed de rivayet etti.)]                       

3 - Allah’a, Rasulüne ve İslam dinine sövmek, Allah’ın ayetleri, kitapları, rasulleri ile alay etmek.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“İkiyüzlüler, kalplerinde olanı haber verecek bir surenin inmesinden çekiniyorlar. De ki: “Alay edin bakalım. Allah çekindiğiniz şeyi ortaya koyacaktır. Onlara soracak olursan: “Biz and olsun ki eğlenip oynuyorduk” diyecekler. De ki: “Allah’la, ayetleriyle, rasulüyle mi alay ediyordunuz? Özür beyan etmeyin. İnandıktan sonra küfre girdiniz. İçinizden bir topluluğu affetsek bile, suçlarından ötürü bir topluluğa da azab ederiz.” [Tevbe: 64-66]   

4 - Tağuta muhakeme olmak.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“Sana ve senden öncekilere indirilenlere inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Reddetmeleri emrolunmuşken tağuta muhakeme olmak istiyorlar. Şeytan onları derin bir sapıklığa düşürmek istiyor.” [Nisa: 60]

5 - Allah’ın indirdikleriyle hükmetmemek.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“Allah’ın indirdikleriyle hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileridir.” [Maide: 44]         

6 - Sihir yapmak ve öğrenmek.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“Şeytanların, Süleyman’ın hükümdarlığı hakkında söylediklerine uydular. Oysa Süleyman kafir değildi. Ama insanlara sihri öğreten şeytanlar kafir olmuşlardı. Babil’de Harut ve Marut denilen iki meleğe birşey indirilmemiştir. Bu ikisi: “Biz sadece imtihan ediyoruz, sakın küfre girme” demedikçe kimseye birşey öğretmezlerdi. Halbuki bu ikisinden koca ile karısının arasını ayıracak şeyler öğreniyorlardı. Oysa Allah’ın izni olmadıkça kimseye zarar veremezlerdi. Kendilerine zarar verecek faydalı olmayacak şeyler öğreniyorlardı. Andolsun ki onu satın alanın ahiretten bir nasibi olmadığını biliyorlardı. Kendilerini karşılığında sattıkları şeyin ne kötü olduğunu keşke bilselerdi.” [Bakara: 102]

7 - Kafirlerle dost olmak, onları sevmek, desteklemek, onların cemaatlerine, gruplarına, partilerine üye olmak.

Allah (c.c) şöyle buyuruyor:

“Mü’minler mü’minleri bırakıp da kafirleri dost edinmesinler. Kim böyle yaparsa Allah’tan bekleyebileceği hiçbir şey yoktur. Ancak onlardan sakınmanız hali (takiyye) müstesnadır. Sonunda dönüş ancak Allah’a’ dır.” [Al-i İmran: 28]   

Bir insan şehadeti bozacak bu şeylerden birisini yaparsa İslam’dan çıkar. İstediği kadar kelime-i şehadeti söylese hatta insanların en çok ibadet edeni bile olsa bunların kendisine hiçbir faydası olmayacaktır.

Şimdi konunun daha iyi anlaşılması için La ilahe illAllah kelimesi üzerinde biraz daha duralım.
Moderatöre Bildir   Logged

YA BÜTÜNÜYLE ÜSTÜNLÜK VE ŞEREF YÜCE OLAN AllahA KULLUK.. YADA TAMAMİYLA ALÇAKLIK VE MAHKÛMİYET OLAN AllahIN KULLARINA KULLUK ..DİLEYEN DİLEDİĞİNİ SEÇSİN..
"Mahvolan açık bir delilden dolayı mahvolsun kabul edende açık bir delilden dolayı kabul etsin"(Enfal: 42)
hamza01
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1145


TAĞUTU RED AllahA İMAN


« Yanıtla #3 : 15 Eylül 2011, 19:56:39 »

İLAH KELİMESİ
VE BUNUNLA İLGİLİ ÖRNEKLER
 

La ilahe İllAllah: Bütün sahte ilahları reddediyor ve ibadeti yalnız Allah’a has kılıyorum demektir. Yoksa: “Allah’tan başka ilah yoktur” demek değildir. Bu kelime varolan bütün sahte ilahları reddediyor ve sadece gerçek ve hakiki ilahı kabul ediyorum demektir. O halde sahte ilahlar nelerdir? Bunlar bilinsin ki redde-dilebilsin. İlah kelimesinin neleri ifade ettiğini bilmeyen kişi sahte ilahları nasıl reddedebilir ki? İlah; arapça bir kelime olup “ibadet edilen varlık” demektir. İbadetin yalnız Allah’ın hakkı olduğunu daha önce de açıklamıştık. O halde yalnız Allah’ın hakkı olan ibadet edilme hakkını Allah’tan başkalarından alıp veya Allah’tan başkalarına vermeyip yalnız Allah’a verirsek sahte ilahları reddetmiş oluruz.

Örneğin; Allah içkiyi haram kılmıştır. Bir kişi çıkar da içkinin satışını serbest bırakır, buna izin verir ve içki içilmesi, satılması serbesttir diye bir kanun çıkarırsa, bu kişi “içki helaldir” demese bile kendisini ilah olarak ilan etmiş ve tağut olmuş olur. Velev ki müslüman olduğunu iddia etmiş olsun sonuç değişmez. Kim de bu gibi kanunları kabul eder, uygulanması için yardım ederse bu kanunları koyan kişi veya kişilere ibadet etmiş olur. Bu kişi La ilahe illAllah dese, namaz kılsa, oruç tutsa, hacca gitse, müslüman olduğunu iddia etse de Allah’ tan başka ilah edinmiş ve kafir olmuş olur. Adiyy b. Hatem hadisi buna açık bir delildir. Şu halde kim bu kanunları koyanları reddedip tekfir etmezse, yine bu kanunları kabul eden ve uygulanmasına yardım eden kişileri tekfir etmezse veya onların hala müslüman kalabileceklerine inanırsa sahte ilahları reddetmemiş olacağından; La ilahe illAllah’ı gerçekleştirmeyip müslüman olmamıştır. Çünkü La ilahe illAllah sadece Allah’a inanmakla gerçekleşmez. Bununla beraber ancak sahte ilahlar reddedildiği zaman gerçekleşir. Allah ancak bütün ibadetlerin kendisine has kılındığı dini kabul eder. Yine aynı şekilde bütün ibadetleri yalnız kendisine has kılanları müslüman olarak kabul eder. Zira Allah (c.c) Zümer:3 ayetinde bütün ibadetlerin kendisine has kılındığı dinin kendi dini olduğunu açıkça beyan ediyor. Allah’a daha çok yaklaşmak için dahi yapılsa bazı ibadetleri kendisinden başkasına yapan kimselerin müslümanlığını ise kabul etmiyor. Onları yalancı ve kafir olarak niteliyor.

Günümüzde La ilahe illAllah kelimesi artık sadece kuru bir sözden ibaret hale gelmiştir. Minarelerden, radyo ve televizyonlardan söyleniyor. Hatta söyleyenlere tağutlar tarafından maaş veriliyor. Bu nasıl mümkün olabiliyor? Çünkü artık bu kelime sadece kuru bir söz olmaktan başka birşey ifade etmiyor. Söyleyenler manasını bilmiyor. Söyletenler de (tağutlar) insanların bu kelimenin manasını anlamadıklarını çok iyi bildikleri için söylenmesine izin veriyorlar. Bu kelimeyi bilmeden söyleyenler değil de bu kelimenin hakiki manasını bilip insanlara anlatanlarsa hapislerden çıkmıyorlar. Niçin?ünlem Örneğin bir adam minareye çıkıp da: “İbadet yalnız Allah’a yapılır. Helal (serbest) ve haram (yasak) tayin etme yetkisi yalnız Allah’a aittir. Allah’ın helal kıldığı helal, haram kıldığı haramdır. Kanun koymak yalnız Allah’a aittir. Kim Allah’ın yasakladığı şeyleri serbest bırakırsa veya Allah’ ın serbest bıraktığı şeyleri yasaklarsa namaz da kılsa oruç da tutsa hacca da gitse tağut olmuş olur. Bu ister bir şahıs ister bir topluluk ister bir parti isterse de bir meclis olsun farketmez. Böyle yaptığı için ilahlık iddia etmiş ve tağut olmuş olur. Kişinin müslüman olabilmesi için bunları reddetmesi, onlara itaat etmemesi, onları tekfir etmesi, onlara itaat edenleri ve tekfir etmeyenleri tekfir etmesi gerekir. Kişinin müslüman olabilmesi için bu gibi sultaları yoketmeye çalışması gerekir.” dese ve La ilahe illAllah’ı bu şekilde açık olarak böylece anlatsa hiç tağutlar ona izin verir mi?ünlem Kaldı ki maaş versinler.ünlem İşte La ilahe illAllah’ın manası budur.
Moderatöre Bildir   Logged

YA BÜTÜNÜYLE ÜSTÜNLÜK VE ŞEREF YÜCE OLAN AllahA KULLUK.. YADA TAMAMİYLA ALÇAKLIK VE MAHKÛMİYET OLAN AllahIN KULLARINA KULLUK ..DİLEYEN DİLEDİĞİNİ SEÇSİN..
"Mahvolan açık bir delilden dolayı mahvolsun kabul edende açık bir delilden dolayı kabul etsin"(Enfal: 42)
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
GENÇLER VE TEVHİD İslami Hayat Tarzı tayfun 0 250 Son Mesaj 24 Ağustos 2007, 20:21:42
Gönderen: tayfun
TEVHİD yâhud FERYÂD Şiir Pınarı hizba xuda 0 134 Son Mesaj 02 Mart 2008, 23:17:31
Gönderen: hizba xuda
TEVHİD Hz.Muhammed (S.a.v) MERXAS 1 187 Son Mesaj 15 Mayıs 2008, 11:53:08
Gönderen: MERXAS
TEVHİD İNANÇINDA BİRLEŞMEK İslami Hayat Tarzı arab 1 155 Son Mesaj 16 Ekim 2009, 13:38:49
Gönderen: arab
TEVHİD Tevhid Ve Akaid MERXAS 1 122 Son Mesaj 16 Kasım 2009, 21:15:30
Gönderen: hamza01
TEVHİD Güzel ve ibretli Sözler hamza01 0 141 Son Mesaj 27 Temmuz 2010, 11:39:35
Gönderen: hamza01
TEVHİD ( İbn Kayyım el- Cevziyye) Kelime ve Kavramlar hamza01 0 196 Son Mesaj 13 Ağustos 2011, 18:05:48
Gönderen: hamza01