0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Tevhid akidesini" tahrip eden "Bel'am'ın" etkisi korkunçtur  (Okunma Sayısı 452 defa)
hamza01
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1145


TAĞUTU RED AllahA İMAN


« : 12 Eylül 2009, 11:22:41 »

Tevhid akidesini" tahrip eden "Bel'am'ın" etkisi korkunçtur

Belam



Küfrün yaptığı diğer bir hile de, başlarında peygamberin sarığını taşıyan sahte "din adamları"nı kiralayıp, para karşılığında kendi isteklerine göre konuşturmaktır.

Rivayete göre Hz.Musa(a.s.) zamanında İsrâiloğullarından Bel'am bin Baura adında bir âlimin bazı ilâhî kitaplar hakkında bilgisi vardı. Aynı zamanda duâsı makbul bir veli idi.

Bir takım ilimlere, hidayet vasıtalarına nâil olduğu halde, dünya menfaatlerine, şöhret, nam ve makam arzularına meylederek şeytana tâbi olan; o hidayet vasıtalarını elden çıkararak yoldan sapan, kendisi saptığı gibi başkalarını da saptıran kimsenin çirkin âkıbetini Allah-u Teâlâ ayet-i kerimelerinde beşeriyete ilân etmektedir.

Buyurur ki:

"Onlara o kimsenin haberini anlat ki, kendisine âyetlerimizden vermiştik." (A'raf: 175)
"Fakat o bunlardan sıyrılıp çıkmıştı." (A'raf: 175)

Âyetleri inkâr etmek ve onlardan yüz çevirmek suretiyle, âyetlerimizden sıyrılıp gitti. Dinden çıktığı gibi, insanlık bakımından da alçaldı. Alçaldıkça alçaldı.

"Dileseydik elbette onu âyetlerle yükseltirdik. Fakat o, yere saplandı ve hevesinin peşine düştü." (A'raf: 175)

İlâhî irade yükselmesine fırsat vermedi, kendi haline bırakıldı ve bu düşüşten kurtulamadı.

"Onun durumu tıpkı köpeğin durumuna benzer. Üstüne varsan da dilini çıkarıp solur, kendi haline bıraksan da dilini sarkıtıp solur. İşte âyetlerimizi yalanlayan kimselerin hali böyledir." (A'raf: 176)
Küfrün yaptığı diğer bir hile de, başlarında peygamberin sarığını taşıyan sahte "din adamları"nı kiralayıp, para karşılığında kendi isteklerine göre konuşturmaktır.

Hem kendi ideolojilerini İslâm'a uygun gösterip Müslümanların dostluğunu kazanıyorlar, hem de kiralık din adamları kanalıyla Allah'ın indirdiği açık hükümleri Müslümanlardan gizliyor,
İslâm'ı ahlak ve ibadet dini olarak gösteriyorlar.
Camide namaz kıldığı, arada bir mevlit dinlediği zaman dindar bir Müslüman olacağına inandırdıkları toplumun başına geçen bu Firavun'un çağdaş temsilcileri, yeryüzündeki mülkün idaresini kendi ellerinde tutmak için halkı gruplara bölerler: Şehirli-köylü, zengin-fakir, işçi-işveren, kadın-erkek, ilerici-gerici, sivil-asker-polis. İktidarı elinde bulunduran Firavun kafalı politikacılar, Haman ve Karun'un izinden giden zengin sanayici ve işadamlarını, bir de Bel'am kılıklı din adamlarını yanına alarak halkı köleleştirirler; ama bunu yaparken de sürekli olarak onların dostu olduklarını vurgularlar. Firavun pozisyonundaki yöneticiler, aslında Karunların keselerini doldurmak için seçilmiş "meşru" yöneticiler-dir.

İnsanları "Allah (c.c.) adını kullanarak" aldatan, heva ve heveslerini tatmin için "Tevhid akidesini" tahrip eden "Bel'am'ın" etkisi korkunçtur. İslam topraklarında; kafirlerin istilasını hazırlayan güç, "Bel'am" lardır.

Günümüz sözde müslüman(ünlem) ülkelerinde, başta resmi ideolojileri kabul eden ve İslam'ı, o ideolojiye hizmetçi kılmaya çalışan Bel'am benzeri çok sayıda müesseseler vardır.

Bunlar "çok dindar" görünmekle birlikte, Tağut'a biat ve iman etme noktasında titizdirler. "Ulü'l-Emr"i İslam'a karşı ayaklanan güçlere izafe ederek, mü'minleri yanıltırlar. İşte bunlar çağdaş Bel'am'lardır.
Bel'am, en az Firavun yada Karun kadar tehlikeli ve hatta onlardan daha zararlıdır.

Çünkü, insanları kandırırken Allah'ın adını kullanmakta, heva (nefsin kötü arzuları) ve hevesleri tatmin için dinin temellerini kemirmektedir. Bel'am, belki de gövdenin içindeki en iri kurttur.

Kızıldeniz'de boğulan Firavun, Ürdün ırmağında Moşe olarak ortaya çıkar. Saraylarıyla beraber yere batan Karun holding gökdelenlerinden el sallar. Sahibinin eşiğinden kovulan Bel'am bir üniversitenin, bir gazetenin ya da bir televizyonun kapısında yiyecek arar.

Onların simsiyah elbiselerini üzerlerinden soyup çıkarsanız "yeşil" bir din hırkasına bürünüverirler. Peçelerini indirip müşrik çehrelerini gösterseniz hemen "tevhid" yaşmağını yüzlerine gererler.
Moderatöre Bildir   Logged

YA BÜTÜNÜYLE ÜSTÜNLÜK VE ŞEREF YÜCE OLAN AllahA KULLUK.. YADA TAMAMİYLA ALÇAKLIK VE MAHKÛMİYET OLAN AllahIN KULLARINA KULLUK ..DİLEYEN DİLEDİĞİNİ SEÇSİN..
"Mahvolan açık bir delilden dolayı mahvolsun kabul edende açık bir delilden dolayı kabul etsin"(Enfal: 42)
hamza01
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1145


TAĞUTU RED AllahA İMAN


« Yanıtla #1 : 18 Eylül 2009, 16:44:06 »

Tevhid mücadelemiz

Yaşadığımız dönemde çağdaş toplum adı altında kurulan beşeri ideolojiler
İnsanları pratikte üstün düzeydeki şeytani kodamanlarıyla kendi etkisi
Altına almıştır.

Hal öyle vahim bir şekil almıştır ki artık ilahi dava ve kanunları bir
Kenara bırakılmış, Kendi hazırlayıp düzenledikleri düşünce, gelenek ve değer ölçülerine, ekol, hareket ve yönetimlere "İslâmî birer etiket" yapıştırmayı ihmal etmemektedirler.

Evet durum böyle iken muvahhidler bundan sarsılmayıp daha çok
çaba sarfetmiş olarak dava sağlamlaştırma çalışmaları yürütmektedir.

Bu anti İslamcı didaktörler ve onların yardımcı dostları haykırılan
Tevhid çağrısına uymadıkları taktirde onlara karşı üstün düzeyde mucadele edilecektir. Bu mücadelemiz tüm rasullerin ortak davası Tevhid mücadelesidir.

Ancak çağımız zalim ideolojileri bu çağrıya anti yaklaşım sağladıkları
İçin onlarda firavunlar vb tağutlar gibi alaşağı edilip yerlerini gerçek
İslam devleti alacaktır.

Bu davanın hâkim olması için Allah'ın va'di muhakkak ki vaki, buyruğu da şüphesiz ki kaimdir:

"Yemin olsun ki peygamber kullarımıza verdiğimiz yardım va'dimiz hükme bağlanmıştır. Onlar, kesinlikle yardım olunacaklardır. Ve muhakkak galip olacak kimseler de bizim askerlerimizdir." (es-Saffat:171-173)

Belki bu zaferin zahiri eserleri gecikebilir. Beşerin mahdut ömrüne göre değişebilir. Ama asla şaşmaz ve bozulmaz bir va'ddir bu. Sonra bu, beşerin kavrayamayacağı bir biçimde de gerçekleşmiş olabilir. Çünkü insan (nedense) alışagelen yardım ve zafer biçimlerinden başkasını aramaz ve -aradan bir zaman geçmedikçe- daha başka bir biçimde de gerçekleşen kanunu kavrayamaz. İnsanlar, Allah'ın orduları ve peygamberlerin tabileri için zafer ve yardım biçimlerinden sadece birini isterler. Allah İse daha başka bir biçimi irade buyurur. Daha mükemmel ve daha kalıcı olanını..
(Seyyid kutup)

Bu kesin vaade karşılık bize düşen tüm beşeriye şu cümleyi
Haykırmaktır.

Bu evrende Allah’tan başka kanun koyucu yoktur. Hâkimiyet Sadece
Allah’ındır. en üstün dava İslam davası en hakiki yol İslam yoludur..Sizler
Aramızda olan Tevhid davasına tabi olmadıkça ,size karşı mücadelemiz devam edecektir……
Moderatöre Bildir   Logged

YA BÜTÜNÜYLE ÜSTÜNLÜK VE ŞEREF YÜCE OLAN AllahA KULLUK.. YADA TAMAMİYLA ALÇAKLIK VE MAHKÛMİYET OLAN AllahIN KULLARINA KULLUK ..DİLEYEN DİLEDİĞİNİ SEÇSİN..
"Mahvolan açık bir delilden dolayı mahvolsun kabul edende açık bir delilden dolayı kabul etsin"(Enfal: 42)
Kıyam
"iktidar;her yerdedir, DİRENİŞ'te...!
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 331



« Yanıtla #2 : 24 Eylül 2009, 16:45:07 »

Bu evrende Allah’tan başka kanun koyucu yoktur. Hâkimiyet Sadece
Allah’ındır. en üstün dava İslam davası en hakiki yol İslam yoludur..Sizler
Aramızda olan Tevhid davasına tabi olmadıkça ,size karşı mücadelemiz devam edecektir……
Moderatöre Bildir   Logged

hamza01
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1145


TAĞUTU RED AllahA İMAN


« Yanıtla #3 : 08 Ekim 2009, 16:22:26 »

Ey muvahhid!

Şunu iyi bil ki, her zaman hak ehli azdır. Geçmişte az idi, şimdi ve gelecekte de az olacaktır. Özellikle zamanımızda az olacaktır. Çünkü zamanımızda hak ve gerçek tevhid garip kalmıştır. Buna rağmen gerçek muvahhid, Allah-u Teâlâ'nın kendi yanında olduğunu bilir ve hiçbir zaman yol yalnızlığını hissetmez. Çünkü o, geçmiş ümmetleri, Allah-u Teâlâ'nın verdiği nimetleri, nebileri, sıddikleri, şehidleri ve salihleri hatırlar. Onlar ne güzel arkadaştır!

Bil ki, hak insanlarla bilinmez. İnsanlar hakla bilinir. Hak, müminin kaybettiği ve devamlı aradığı bir şeydir.

Haydi! Helake değil, hidayete bağlanmaya koşun!

Allah-u Teâlâ takva sahibi olanların dost ve yardımcısıdır.
Moderatöre Bildir   Logged

YA BÜTÜNÜYLE ÜSTÜNLÜK VE ŞEREF YÜCE OLAN AllahA KULLUK.. YADA TAMAMİYLA ALÇAKLIK VE MAHKÛMİYET OLAN AllahIN KULLARINA KULLUK ..DİLEYEN DİLEDİĞİNİ SEÇSİN..
"Mahvolan açık bir delilden dolayı mahvolsun kabul edende açık bir delilden dolayı kabul etsin"(Enfal: 42)
Kavl-i Leyyin
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 183



WWW
« Yanıtla #4 : 08 Ekim 2009, 16:31:55 »

Ey muvahhid!

Muvahhidlerin yolunda gidenlerin azlığı, ona karşı çıkanların çokluğu sebebiyle sen yolundan ayrılma! Yolunda yalnız ve desteksiz olduğunu söyleme ve Allah (cc) için çalışmanda gevşeme!

Muvahhid olan nefsini ve ailesini kurtarmaya çalışsın! Dinini ve akidesini sımsıkı tutsun! Ondan zerre kadar taviz vermesin! Kendisiyle berabar olanların azlığına ve kendisine karşı olanların çokluğuna aldırış etmesin ve sahabelerin fitne anında söylediği sözü söylesin!

Sahabeler fitnet anında şöyle derlerdi:

“Eğer sana bir musibet gelirse önce malını feda et! Eğer malın yetmiyorsa, nefsini feda et ama sakın dinini feda etme! Çünkü dinini feda eden asıl kaybedendir.”


(İbni Hacer; El Metalibul Aliye’de zikretmiştir. Mevkuf sahih bir rivayettir)
Moderatöre Bildir   Logged
hamza01
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1145


TAĞUTU RED AllahA İMAN


« Yanıtla #5 : 10 Ekim 2009, 11:08:29 »

Bu dinin hakimiyeti için çalışan, azmeden her mü’min şunu iyice bilmelidir ki, kim iman eder ve imanın gereklerini yaşamak ve yaşatmak isterse, mutlak surette İslam düşmanları tarafından işkence edilecek ve bir takım zorluklarla karşılaşacaktır. Bu, her devirde, her müslümanın başına gelen olaydır ki, sahih bir imanın doğal sonucudur. Zira İslam dininin hakimiyeti için mücadele ve cihadın zorlu yolu acı, meşakkat ve işkence ile içiçedir. Böyle bir durumda yapılıcak şey sabredip, imanda sebat ederek Allah’a tevekkül etmektir. İşte zafer ancak böyle bir sabırdan sonra gelir. Müslümanlar, ancak bu hali yaşadıktan sonra galib olurlar.
Moderatöre Bildir   Logged

YA BÜTÜNÜYLE ÜSTÜNLÜK VE ŞEREF YÜCE OLAN AllahA KULLUK.. YADA TAMAMİYLA ALÇAKLIK VE MAHKÛMİYET OLAN AllahIN KULLARINA KULLUK ..DİLEYEN DİLEDİĞİNİ SEÇSİN..
"Mahvolan açık bir delilden dolayı mahvolsun kabul edende açık bir delilden dolayı kabul etsin"(Enfal: 42)
Kıyam
"iktidar;her yerdedir, DİRENİŞ'te...!
Tecrubeli üye
**
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 331



« Yanıtla #6 : 15 Ekim 2009, 14:27:45 »

Bu dinin hakimiyeti için çalışan, azmeden her mü’min şunu iyice bilmelidir ki, kim iman eder ve imanın gereklerini yaşamak ve yaşatmak isterse, mutlak surette İslam düşmanları tarafından işkence edilecek ve bir takım zorluklarla karşılaşacaktır. Bu, her devirde, her müslümanın başına gelen olaydır ki, sahih bir imanın doğal sonucudur. Zira İslam dininin hakimiyeti için mücadele ve cihadın zorlu yolu acı, meşakkat ve işkence ile içiçedir. Böyle bir durumda yapılıcak şey sabredip, imanda sebat ederek Allah’a tevekkül etmektir. İşte zafer ancak böyle bir sabırdan sonra gelir. Müslümanlar, ancak bu hali yaşadıktan sonra galib olurlar. .........Allah sizi sevsin kardeş.....
Moderatöre Bildir   Logged

hamza01
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1145


TAĞUTU RED AllahA İMAN


« Yanıtla #7 : 12 Nisan 2010, 14:25:05 »

Allah bütün müslümanları sevsin islam üzeri sabit kılsın........

İşte mü’minin hedefi.. Ne dünya ne de dünyanın güzellikleri... Hedef ancak ve ancak ahiret mutluluğu... Dünya ise mü’min için bir araç veya geçmesi gereken bir yol hükmünde... Fakat kesinlikle amaç değil… Mü’min böyle düşünmelidir. Sadece böyle düşünmelidir ki, şu çok kısa dünya hayatını ahiretine göre düzenleyebilsin, gençlik, sağlık, gibi nimetlerin değerini bilip Allah yolunda kullanabilsin, hayatının her anını ve malının her kuruşunu bu din yoluna sarfedebilsin veya bu dinin hakimiyeti için canını ortaya koyabilsin. Hem her mümin bilir ki akşama erişse bile sabaha erişemeyebilir ve sabaha erişse bile akşamı göremeyebilir. Mü’min bilir ki ölüm kendisine her an yakındır. Her mü’min inanır ki Allah için kullanılmadıkça bu dünya da bu dünyanın güzellikleri de boştur, bomboştur.
Moderatöre Bildir   Logged

YA BÜTÜNÜYLE ÜSTÜNLÜK VE ŞEREF YÜCE OLAN AllahA KULLUK.. YADA TAMAMİYLA ALÇAKLIK VE MAHKÛMİYET OLAN AllahIN KULLARINA KULLUK ..DİLEYEN DİLEDİĞİNİ SEÇSİN..
"Mahvolan açık bir delilden dolayı mahvolsun kabul edende açık bir delilden dolayı kabul etsin"(Enfal: 42)
hamza01
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1145


TAĞUTU RED AllahA İMAN


« Yanıtla #8 : 14 Mayıs 2010, 21:29:54 »

İslami Hakikatleri Gizleyenler
Allah'ın indirdiği kitaptan, birşey gizleyip de onu az bir pahaya satanlar... Şüphesiz onlar karınlarını ancak ateşle doldurmuş olurlar. Kıyamet gününde Allah onlarla konuş-maz, onları temize çıkarmaz. Onlar için elim bir azap vardır. Bakara:174)



Allah'ın indirdiklerini gizleyenler'den kasıt; yahudi ve hıristiyan alimleridir. Çünkü onlar, Rasulullah'ın vasıflarının ve risaletinin hak olduğunu bildikleri halde gizliyorlardı. Bunu ise sadece dünyevi menfaatler elde etmek için yapıyorlardı.

Çünkü, onlara her yerden hediyeler gelirdi. Eğer Rasulullah'la ilgili gerçekleri anlatsaydılar, insanlar ona iman ederdi. Böylece maddi menfaat sağlayamaz olur ve kendilerine tabi olanlar çevrelerinden dağılırdı.

Dünya metaına aşırı bağlılıkları, Rasulullah'la ilgili gerçekleri bildikleri halde gizlemelerine sebep oldu. Fakat, elde ettikleri dünyevi nimetler, kıyamet gününde daha çok azap duymaları için ateş olacaktır. Allah onlarla konuşmayacak yani onlara iyi söz söylemeyecek ve onlara gazap edecektir. Onları temize çıkarmayacak yani onların günahlarını affetmeyecektir. Onlar için çok acıklı ve ebedi bir azab vardır.

Bu ayet, her ne kadar yahudi ve hristiyan alimleri hakkında inmişse de, hükmü, Allah'ın ayetlerini dünya metaı karşılığında gizleyen veya saptıran herkesi kapsar. Böyle kimselerin varlığına günümüzde de şahidiz... Kur' an ve Kur'an'ın hükümleri açıktır. Bir harfi bile kaybolmadan bize ulaşmıştır. Ve bu özelliğini kıyamete kadar da sürdürecektir. Onu değiştirmeye veya tahrif etmeye hiç kimsenin gücü yetmez. Fakat, makam, mevki, şöhret ve dünyalık menfaatler elde etme gayesiyle, hakkı gizlemek için Kur'an hükümlerini insanlara anlatmayan veya saptırarak anlatanlar her zaman var olacaktır.

Günümüzde bu taifenin en tehlikeli olanları; Kur'an ve sünneti bir kenara atıp, İsviçre, Fransa gibi batılı ülkelerden ithal edilen veya heva ve heveslerden kaynaklanan kanunlarla insanlara hükmeden tağutların ve bu tür kanunları uygulayan beyinsizlerin, müslüman ve vatan kurtarıcısı olduklarını anlatarak, onları öven sahte alimlerdir. Onlar şüphesiz, tagut ve yandaşlarına yaranmak için, Kur' an ve sünnetten, kendi hevalarını destekleyecek deliller de getirebilirler.

İşte bunlar ve bunlara benzeyenlerin hükmü, kitaplarında apaçık olduğu halde, Rasulullah hakkındaki gerçekleri gizleyen yahudi alimlerinin hükmü gibidir. Kıyamet gününde Allah onlara iyi söz söylemeyecek, onlara kızacak, onları günahlarından temizlemeyecek, onların günahlarını affetmeyecek, onları ebedi ve acıklı bir azaba uğratacaktır.

Bu ayette “Karınlarına ateş doldurma” tabiri mecazi manada kullanılmıştır. Çünkü ateş yenmez. Dolayısıyla, manası; “kendilerini ateşe götüren pis şeyler yemek” olur.
Moderatöre Bildir   Logged

YA BÜTÜNÜYLE ÜSTÜNLÜK VE ŞEREF YÜCE OLAN AllahA KULLUK.. YADA TAMAMİYLA ALÇAKLIK VE MAHKÛMİYET OLAN AllahIN KULLARINA KULLUK ..DİLEYEN DİLEDİĞİNİ SEÇSİN..
"Mahvolan açık bir delilden dolayı mahvolsun kabul edende açık bir delilden dolayı kabul etsin"(Enfal: 42)
hamza01
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1145


TAĞUTU RED AllahA İMAN


« Yanıtla #9 : 30 Mayıs 2010, 16:01:13 »

Allah'ın Kelamını Tahrif Edenler   
     
  فَوَيْلٌ لِّلَّذِينَ يَكْتُبُونَ الْكِتَابَ بِأَيْدِيهِمْ ثُمَّ يَقُولُونَ هَذَا مِنْ عِندِ اللّهِ لِيَشْتَرُواْ بِهِ ثَمَناً قَلِيلاً فَوَيْلٌ لَّهُم مِّمَّا كَتَبَتْ أَيْدِيهِمْ وَوَيْلٌ لَّهُمْ مِّمَّا يَكْسِبُونَ

79  Kitabı kendi elleriyle yazıp sonra (bu yazdıkları şeyler için) : «Bu Allah katındandır» diyerek onu az bir pahaya satanlara (ahirette) büyük bir azab vardır. (O kitabı) elleriyle yazdıklarından ötürü de onlara (ahirette) büyük bir azab vardır. (Aynı zamanda kitabı satarak) kazandıklarından dolayı da onlara (ahirette) büyük bir azab vardır.
   
     
       Allah (c.c) yahudilerin ikinci grubunu bildirdikten sonra birinci gruba tekrar dönüyor ve onlar için ahirette büyük bir azabın var olduğunu bildiriyor. Çünkü onlar Tevrat'ın içindeki gerçek ayetleri heva ve heveslerine uygun olarak yazdıkları kendi sözleriyle değiştirmişler ve ikinci gruptaki kimselere (ümmilere): «Bunlar Allah katındandır, bunlara uymanız gerekir» demişlerdir. Bunu dünya metaı kazanmak için yapıyorlardı. Oysa dünya metaı, ahiret metaı yanında çok daha küçük ve değersizdir. İşte bu değersiz olan şeye itibar edip Tevrat ayetlerini kendi yazdıklarıyla değiştirdiler. Yaptıkları bu iş gerçekten çok kötü bir işti. Bu yüzden Allah (c.c) onları ahirette çok büyük bir azaba uğratacaktır. Dünyada Tevrat'ı tahrif ederek elde ettikleri kazançlar ahirette kendilerine bir fayda sağlamayacak ve Allah (c.c) bu küfür amelleri sebebiyle onlara çok büyük bir azab tattıracaktır.

Satılmış Alim Taslakları ve Taklitçiler:

 

Allah (c.c) bu surenin 75. ayetinden 79. ayetine kadar iki sınıf insandan bahsetmiştir.

1-  Dünya metaı için bilerek Allah'ın ayetlerini tahrif eden, saptıran ve  gizleyenler. Bunlar alim konumundaki kimselerdir.

2 -  Alim denilen kimselere; söyledikleri şeylerde hiçbir delil sormaksızın, araştırmaksızın, düşünmeksizin körü körüne bağlanıp onların söylediklerini kayıtsız şartsız tatbik eden kimseler. Bu kimselerin Allah'a yaptıkları bütün ibadet ve amelleri körü körüne taklitten ibarettir. Yine bu kimseler tabi oldukları alimlerden başka kimsenin sözünü, Allah'tan ve Rasulünden gelmiş olsa bile kabul etmeyen, reddeden kimselerdir.

Bu iki sınıf insan Rasulullah (s.a.s) zamanında vardı. Aynı insan tipleri zamanımızda da vardır. Bu gibi insanların iman etmeleri çok zordur. Birinci grupta bahsettiğimiz kimseler zaten dünya metaını, heva ve hevesinin arzuladığı şeyleri elde etmek için Allah'ın ayetlerini saptırarak, değiştirerek, gizleyerek tahrif ederler. Onlar bunu, yaptıkarının küfür olduğunu bilerek yaparlar. Bu sebeble Allah (c.c) onların kalplerini mühürlemiştir. Artık iman etmeleri çok zordur. İman ancak hakkı öğrendiği zaman hemen ona bağlanan kalplere girer. Bu kimseler ise hakkı öğrenmişler fakat ona bağlanmamışlardır. Bu yüzden iman etmeleri çok zordur.

İkinci grup ise; körü körüne taklitleri ve cehaletleri yüzünden kalpleri ve basiretleri körelmiş, gerçekleri göremez duruma gelmiş kimselerdir. Onların hayatlarını alim diye bağlandıkları kimselerin söyledikleri sözler şekillendirir. Hata yapabilme özelliğine sahip olan bu alim taslaklarının söyledikleri her sözü Allah'tan olup olmadığına bakmaksızın, araştırmaksızın, düşünmeden kabul edip sanki Allah ve Rasulünün sözüymüş gibi hayatlarına aktarırlar. İşte bu gibi kimselere Allah ve Rasulünün bildirmiş olduğu hakikatler  hatırlatılınca onları kabul etmezler. Böyle kimselerin de düzelmeleri çok zordur. Bunların düzelebilmeleri ancak kendilerini yönlendiren alim taslaklarının düzelmesiyle mümkün olur.

Yahudilerde var olan  bu iki sınıfa günümüzde de rastlamak mümkündür.

Birinci grup; satılmış alim taslaklarıdır. Bunlar Yahudi alimlerinin Tevrat'ın ayetlerini değiştirerek tahrif ettikleri gibi Kur'an'ın ayetlerini değiştirmek suretiyle tahrif edememişlerdir. Çünkü Allah (c.c) bu Kur'an'ı kıyamete kadar korumayı kendi üzerine almıştır. Ancak onlar Kur'an ayetlerinin manalarını saptırarak tahrif etmişlerdir. Bu alim taslakları sırf dünya metaı elde etmek için ayetlerin manalarını saptırmak suretiyle onlardan çıkan hükümleri değiştirmişler ve böylece Allah (c.c)'nun ayetlerini kullanarak insanları Allah yolundan alıkoymuşlardır.

İşte bu kimseler, Fransa ve İsviçre gibi batılı ülkelerden alınan, heva ve hevesin ürünü olan kanunları tatbik edip Kur'an'ı ve sünneti bir kenara atan kafir hükümdarların istedikleri zaman, istedikleri şekilde döndürdükleri bir çarktırlar.

Onlar, bu kafir hükümdarların küfürleri güneş gibi açık olduğu halde bunların müslüman olduklarını, onlara itaat edilmesi gerektiğini, onların ulu'l emr olduklarını, onları ortadan kaldırmaya çalışanların vatan haini, millet düşmanı olduğunu Kur'an ve sünnetten kafalarına göre deliller getirerek isbatlamaya ve bu suretle insanları aldatmaya çalışırlar.

İkinci grup ise; ölçüsü olmayan, cahil kimselerdir. Bunlar yukarıda vasıfları sayılan alimlere bağlanarak öyle bir duruma gelmişlerdir ki onlar için  ayet ve hadisler  bir şey ifade etmez olmuştur. Onlar, alim zannettikleri kimseler ne derlerse onu doğru kabul etmişlerdir.

Bu alim taslakları onlara; bir takım söz ve amellerle cenneti garantileyeceklerini söylemişlerdir. Sahte alimlerin söyledikleri bu sözler cahil kimselerin nefislerinin hoşuna gitmiş ve bu cahiller onların safsatalarına sımsıkı bağlanmışlardır. Tıpkı yahudi alimlerinin: «Bizler Allah'ın oğullarıyız, sevgilileriyiz, cehennemde ancak yedi gün kalıp sonra cennete gireceğiz» diyerek cahillere vaadlerde bulundukları ve o cahilerin de buna itibar ettikleri gibi, günümüz alim taslakları da insanları cennetle kandırarak vaadlerde bulunmaktadırlar. Cahil kimseler de bu vaadlere kanarak onların gösterdiği şekilde hayatlarını düzenlemektedirler. İşte bu amel ve inançları sebebiyle böyle kimselerin hidayete ulaşmaları da birincileri kadar zordur.
Moderatöre Bildir   Logged

YA BÜTÜNÜYLE ÜSTÜNLÜK VE ŞEREF YÜCE OLAN AllahA KULLUK.. YADA TAMAMİYLA ALÇAKLIK VE MAHKÛMİYET OLAN AllahIN KULLARINA KULLUK ..DİLEYEN DİLEDİĞİNİ SEÇSİN..
"Mahvolan açık bir delilden dolayı mahvolsun kabul edende açık bir delilden dolayı kabul etsin"(Enfal: 42)
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
"""Yüzsüz Yüregimden"" Dua penceresi züleyhaa 2 400 Son Mesaj 18 Ocak 2011, 17:08:55
Gönderen: têkoşîn
"EY iMAN EDENLER, İMAN EDİN... ?" ("YA EYYÜHELLEZİYNE ÂMENU, ÂMİNU BİLLAHİ...") Tefsir Dersleri « 1 2 » vuslat 17 2123 Son Mesaj 02 Aralık 2010, 13:13:22
Gönderen: vuslat
""""SELAMUN ALEYKUM""" Vuslat Sevdalılar (tanişma) kadirhan58 5 470 Son Mesaj 07 Kasım 2007, 22:20:25
Gönderen: vuslat
Hamd, "Övgü" ve "Şükür" Kelimelerinden Daha Zengin Anlamlıdır Tevhid Ve Akaid MERXAS 0 164 Son Mesaj 03 Haziran 2009, 08:56:03
Gönderen: MERXAS
İsrail'i Şoke Eden "Anadolu Kartalı" Kararı.. Yurttan haberler __YaZ_yAğMuRu__ 1 181 Son Mesaj 12 Ekim 2009, 14:46:31
Gönderen: __YaZ_yAğMuRu__
"Ziyan olmasın!" -- "Ben de tasdik ederim!" fıkralar vuslat 8 449 Son Mesaj 03 Mayıs 2011, 18:40:24
Gönderen: alina
"HAYAT" ve "YOL" arkadaşıma... Bişnev Bişnev 0 190 Son Mesaj 23 Mayıs 2011, 10:42:18
Gönderen: Bişnev