0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Tevhid'e Teslim Olmak…  (Okunma Sayısı 275 defa)
hamne
Usta Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 726



« : 06 Ağustos 2009, 15:25:45 »


“Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna açık açık ayetleri indiren O’dur Şüphesiz Allah, size karşı çok şefkatli, çok merhametlidir” (57/9)
İslam bizim için bir kandil… Bu kandil gözlerimizi kamaştırıyor Ama sadece kandile bakıyoruz Onu elimize alıp yolumuzu aydınlatmasına izin vermiyoruz Ona bakmakla yetiniyoruz Yüzümüz aydınlanıyor, yüreğimize ilhamlar doluyor Bir süre aydınlandıktan sonra eski karanlık dünyamıza geri dönüyoruz Işığı yanımıza almayı unutuyoruz diyemiyorum Bilerek bırakıyoruz ardımızda… Karanlık dünyamızın yarasalarının bu ışığı şiddetle reddedeceğini biliyoruz çünkü… Belki de evet unutuyoruz Bizden öncekiler de böyle yapıyordu çünkü… Ara sıra kandile bakmakla yetinip sonra da eski hayatlarına geri dönüyorlardı

İslamı belli aylara, günlere ve gecelere sığdırmaya çalıştık Günlük hayatın saatlerine böldük biz İslamı… Ama hayatın merkezine oturtamadık Tevhide teslim olan dava erlerinin yaşantıları yüreğimizde destanlaştı Ruhumuzda fırtınalar estirdi Ama bizim günlerimiz destanlaşamadı Sosyal programımızla örtüştüremedik İslâmı… Zorluğun, sıkıntının ve çatışmanın bir başlangıcı mı olacaktı? “O sizi seçti ve size dinde bir zorluk yüklemedi” (22/78) diye buyuruyor Allahu Teala… Vicdanımız ve hayatımız arasındaki o derin uçurumu ne zaman kapatacağız? Evet O bizi seçti Başımıza gelen acı tatlı olaylar Allah’ın takdirinden başkası değildir Seçilmiş olduğumuz düşüncesiyle hareket edersek önümüze çıkan engelleri yine Allah’ın yardımıyla aşacağımıza inanmalıyız

Dalâleti içeren bütün minvallerden, yollardan ve düşüncelerden arınmak gerekiyor başta… Muttaki, takva sahiplerinden, Salih kullardan olmak güzel bir hayaldi Hayalden öteye, gıptadan ötelere gidemiyorduk Oturuyorduk oturanlarla beraber… Allah’ın müjdesini, övgüsünü hangi şartlar altında kazanmışlardı? Bunları düşünüyor muyduk? Dava erlerinin yok muydu hayalleri, zaafları? Hataya, çelişkiye düştükleri zamanlarda oluyordu Zaman, mekan ve dünya değişiyordu mutlaka… Ama insan iradesi, nefsi, zaafları, düşkünlükleri, istekleri ve ihtiyaçları hep aynıydı

Kul, Allah’ın hüdalarına sarılmalı ve hayatını İslam'ın rengine boyamak için gayret göstermelidir Doğruyu yanlıştan ayırıp, Tevhidi çizgide kararlı bir duruş sergilemelidir Hedef Sıratı Müstakimdir Yani “dosdoğru olan yol” dur Kararlılık çok önemlidir Mesela sabah namazına uyanmaya niyetli olan bir Müslüman gereken tedbirlerini aldıktan sonra uykuya dalmalıdır Erken yatmak, saat kurmak ve kararlılık… Uyanamazsam güneş doğunca kaza yaparım düşüncesine fırsat vermeden beyindeki saati! kurmak gerekiyor aslında Hiç düşündük mü sahabeler nasıl uyanıyordu namaza?

Emin olamamak, kararsızlık, çelişki ve cesaretsizlik hata etmeye daha yatkın duygulardır Ama tedirginlik, endişe kaçınılmaz sanki… Bunun yanında yüreği serinleten imani duygular… Tevekkül, inanç ve ümit yüreğimize güç katar Ayağımızı sanki daha sağlam basarız bu güçle… Bir Müslüman, ümit ve korku arasındaki o ince çizgide olmalıdır aslında…

Günlük hayatın içinde birçok imtihanla karşılaşıyoruz Zahmet olmadan yemek olmuyor pek tabii… O zahmetin içine girmeye gönüllü müyüz? Başta bunu düşünmeliyiz Her yandan kuşatılıyoruz kimi zaman… İyinin peşinde ve iyi olma adına zorluğun pençesine yakalanıyoruz Geri adım atmak, yanlışı kabul etmek işte asıl zayıflık bu değil mi? Mücadeleden kaçış değil mi? Neyi niçin yaptığımızı ve kimin için yaptığımızı düşününce gözlerimiz ümit kapısına çevrilecektir İnsan bir şeyi kaybedince asıl değerini anlıyor Hastalandığımızda sağlığın kıymetini anlıyoruz Peki bu sağlığı veren Allah’ın bize her gün, her saat ve her dakika yardım ettiğini anlıyor muyuz? İşte bu güç, bu irade bizim üstümüzdedir Tasarruf hakkı O’na aittir O’nun ne kadar güçlü, şefkatli ve zengin olduğunu anlıyoruz Allah’a hamd ediyoruz

Sabır, dua ve direniştir hayat… Şartların ve durumların birbirinden farklı olduğu konumlardayız hepimiz Her peygamber farklı olaylarla imtihan edilmiş Çeşitli sıkıntı ve güçlüklere düçar olmuş Hepsinin ortak özelliği Tevhide teslim olmalarıydı Bu teslimiyetle birlikte kıyasıya bir mücadele başlamıştır Sabırla, duayla ve dirençle yapılan bir mücadeleydi bu… Yeni uyanışlar başlıyordu gittikçe İmanın tadını alan dalaletle savaşıyordu

“Direnişi sadece bir alan veya hedefle sınırlamak yanlış bir yaklaşımdır… Hayatı komple kuşatacak, tüm olumsuzlukları gidermeyi hedefleyecek bir direniş felsefesi üzerinde durmak, doğru olan budur… Şeytanlaşmaya direniş… Dünyevileşmeye direniş… Bağileşmeye direniş… Duyarsızlaşmaya direniş… Değersizleşmeye direniş… Cahilleşmeye direniş…”(1) Sistemle, toplumla veya yerleşmiş düşünceyle kıyasıya bir inatlaşma değildir direniş… Direniş, çözüme giden yoldur Tevhide teslim olanların düsturudur Direniş dava erlerinin teneffüs ettiği havadır aslında… Nefes aldıkça yani gayret, çalışma ve çaba oldukça direnç artacaktır Direniş bölünme kabul etmiyor O bütün bir hayatı kapsıyor Topyekün bir direniş…

Zulmün, haksızlığın, fesatlığın ve kötülüğün yaygın olduğu bir dünya da nasıl bir duruş sergilemenin kaygısını taşıyor muyuz yüreğimizde? Belki dünyayı değiştirecek gücümüz yok ama dalaletin karanlığına bir mum yakmaya gücümüz yeter inşAllah… Bir mumun bir çok mumu yakmaya gücü yetebilir değil mi? Her mum yanındaki muma ışığından verse bütün dünya aydınlanır değil mi?
Moderatöre Bildir   Logged

''Ne mutlu Hanne gibi adayanlara ünlem
Ne mutlu Meryem gibi adananlara ünlem
Ne mutlu Zekeriya (a.s) gibi bahçıvanlara ünlem
Ne mutlu Yahya ve İsa (a.s) gibi (manevi kurban) kurbanlara ünlem''
têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 3577



WWW
« Yanıtla #1 : 06 Ağustos 2009, 16:03:24 »

Alıntı
“Direnişi sadece bir alan veya hedefle sınırlamak yanlış bir yaklaşımdır… Hayatı komple kuşatacak, tüm olumsuzlukları gidermeyi hedefleyecek bir direniş felsefesi üzerinde durmak, doğru olan budur… Şeytanlaşmaya direniş… Dünyevileşmeye direniş… Bağileşmeye direniş… Duyarsızlaşmaya direniş… Değersizleşmeye direniş… Cahilleşmeye direniş…

Allah razı olsun. Her alanda direniş ve tevhide teslimiyet olmalı işte o zaman tüm müstekbir ve eşya bize teslim olacak...
Moderatöre Bildir   Logged

HÂ-MÎM
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 22


« Yanıtla #2 : 06 Ağustos 2009, 17:17:40 »

Allah’a iman, kayıtsız ve şartsız teslimiyeti gerektirir. İman konusunda pazarlık söz konusu olamaz. Allah’ın şeriatının bir kısmını tercih edip bir kısmını tercih etmeme, bir bölümünü kabul edip diğer bölümünü de kabul etmeme gibi bir durum söz konusu değildir. İnsanın menfaatine veya gündelik yaşantısına zarar vermediği ölçüde kabul edip, zarar veren tarafı da kabul etmemek akideye ters düşer. Akide / iman, her hal ü karda Allah’a ve Onun yüce dini olan İslam’a hakkıyla inanmayı ve bütünüyle teslim olmayı gerektirir. Bu konuyla ilgili olarak yüce Mevla’mız şöyle buyurur: "Allah ve Resulü bir işe hüküm verdiği zaman, mümin erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakları yoktur"( Ahzab Suresi: 33 / 36)
Moderatöre Bildir   Logged

Allah’ı öfkelendirmekle halkın rızasını kazanmak isteyen bir kavim, kurtuluşa erememiştir.
mizgina_islam_
Usta Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 861



« Yanıtla #3 : 07 Ağustos 2009, 22:06:55 »

Dalâleti içeren bütün minvallerden, yollardan ve düşüncelerden arınmak gerekiyor başta… Muttaki, takva sahiplerinden, Salih kullardan olmak güzel bir hayaldi Hayalden öteye, gıptadan ötelere gidemiyorduk Oturuyorduk oturanlarla beraber… Allah’ın müjdesini, övgüsünü hangi şartlar altında kazanmışlardı? Bunları düşünüyor muyduk? Dava erlerinin yok muydu hayalleri, zaafları? Hataya, çelişkiye düştükleri zamanlarda oluyordu Zaman, mekan ve dünya değişiyordu mutlaka… Ama insan iradesi, nefsi, zaafları, düşkünlükleri, istekleri ve ihtiyaçları hep aynıydı
Moderatöre Bildir   Logged
harras
Mücadeleci::.
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1904


Bir Seher Daha Ya Rab Bir Vuslat Daha Ya Rab...


WWW
« Yanıtla #4 : 07 Ağustos 2009, 22:24:49 »

Zulmün, haksızlığın, fesatlığın ve kötülüğün yaygın olduğu bir dünya da nasıl bir duruş sergilemenin kaygısını taşıyor muyuz yüreğimizde? Belki dünyayı değiştirecek gücümüz yok ama dalaletin karanlığına bir mum yakmaya gücümüz yeter inşAllah… Bir mumun bir çok mumu yakmaya gücü yetebilir değil mi? Her mum yanındaki muma ışığından verse bütün dünya aydınlanır değil mi? evet kardesim aydınlanır ve aydınlanacaktır bi iznillah


emeğine sağlık Allah razı olsun selam ve dua ile...
Moderatöre Bildir   Logged

<a href="http://cagritv.com.tr/bannerler/ctv-468x60.swf" target="_blank">http://cagritv.com.tr/bannerler/ctv-468x60.swf</a>
“Güzel ahlak, senin Allah'dan başka bir maksadının olmamasıdır.” (Ebu Said El-Harras)
seriyye
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1307


Allaha teslim olan eşyayı teslim alır.


« Yanıtla #5 : 07 Ağustos 2009, 23:09:53 »

Belki dünyayı değiştirecek gücümüz yok ama dalaletin karanlığına bir mum yakmaya gücümüz yeter inşAllah
Moderatöre Bildir   Logged

Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Sümeyye:-Teslim Ve özgür Ve ölümsüz- Düşünce yazıları/Makaleler hamne 1 170 Son Mesaj 18 Mart 2009, 16:03:29
Gönderen: harras
İbrahimce Teslim Olmak Öykü - Hikaye ve Kıssalar MERXAS 1 154 Son Mesaj 29 Mayıs 2009, 08:12:14
Gönderen: _uMuT_
{..Allah'a Teslim O£...} Şiir Pınarı HÜR 1 247 Son Mesaj 14 Ağustos 2009, 20:30:17
Gönderen: HÂ-MÎM
tewhide teslim olmak..?? Tevhid Ve Akaid mizgina_islam_ 1 199 Son Mesaj 15 Şubat 2010, 01:10:41
Gönderen: hamza01
Ta Ciğerinden Söküp, Şehadete Teslim Et Beni… Şiir Pınarı __YaZ_yAğMuRu__ 2 265 Son Mesaj 17 Şubat 2010, 20:01:21
Gönderen: şehid_07
Sen yeterki Rabb'e teslim ol Tassavvuf MERXAS 0 158 Son Mesaj 26 Nisan 2010, 07:34:54
Gönderen: MERXAS
Aklı Olmak ya da Akıllı Olmak Kişisel Gelişim Kavl-i Leyyin 0 270 Son Mesaj 05 Eylül 2010, 20:14:44
Gönderen: Kavl-i Leyyin