suskunlar meclisi - Sükûtumuz'dan anlamayan, sohbetimizden bir şey anlamaz..!
11 Mart 2010, 14:44:00
Selamun Aleyküm,
Ziyaretçi
. Lütfen
giriş yapın
veya
üye olun
.
1 Saat
1 Gün
1 Hafta
1 Ay
Her zaman
Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Ana Sayfa
Yardım
Ara
Takvim
Giriş Yap
Kayıt
suskunlar meclisi - Sükûtumuz'dan anlamayan, sohbetimizden bir şey anlamaz..!
>
>
Tevhid Ve Akaid
(Moderatör:
Kıyam
) >
tewhide teslim olmak..??
Sayfa: [
1
]
Aşağı git
« önceki
sonraki »
Yazdır
Gönderen
Konu: tewhide teslim olmak..?? (Okunma Sayısı 14 defa)
mizgina_islam_
Usta Üye
Puan: 25
Offline
Mesaj Sayısı: 713
tewhide teslim olmak..??
«
:
05 Şubat 2010, 22:41:21 »
Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna açık açık ayetleri indiren O’dur. Şüphesiz Allah, size karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.” (57/9)
İslam bizim için bir kandil… Bu kandil gözlerimizi kamaştırıyor. Ama sadece kandile bakıyoruz. Onu elimize alıp yolumuzu aydınlatmasına izin vermiyoruz. Ona bakmakla yetiniyoruz. Yüzümüz aydınlanıyor, yüreğimize ilhamlar doluyor. Bir süre aydınlandıktan sonra eski karanlık dünyamıza geri dönüyoruz. Işığı yanımıza almayı unutuyoruz diyemiyorum. Bilerek bırakıyoruz ardımızda… Karanlık dünyamızın yarasalarının bu ışığı şiddetle reddedeceğini biliyoruz çünkü… Belki de evet unutuyoruz. Bizden öncekiler de böyle yapıyordu çünkü… Ara sıra kandile bakmakla yetinip sonra da eski hayatlarına geri dönüyorlardı.
İslamı belli aylara, günlere ve gecelere sığdırmaya çalıştık. Günlük hayatın saatlerine böldük biz İslamı… Ama hayatın merkezine oturtamadık. Tevhide teslim olan dava erlerinin yaşantıları yüreğimizde destanlaştı. Ruhumuzda fırtınalar estirdi. Ama bizim günlerimiz destanlaşamadı. Sosyal programımızla örtüştüremedik İslâmı… Zorluğun, sıkıntının ve çatışmanın bir başlangıcı mı olacaktı? “O sizi seçti ve size dinde bir zorluk yüklemedi.” (22/78) diye buyuruyor Allahu Teala… Vicdanımız ve hayatımız arasındaki o derin uçurumu ne zaman kapatacağız? Evet O bizi seçti. Başımıza gelen acı tatlı olaylar Allah’ın takdirinden başkası değildir. Seçilmiş olduğumuz düşüncesiyle hareket edersek önümüze çıkan engelleri yine Allah’ın yardımıyla aşacağımıza inanmalıyız.
Dalâleti içeren bütün minvallerden, yollardan ve düşüncelerden arınmak gerekiyor başta… Muttaki, takva sahiplerinden, Salih kullardan olmak güzel bir hayaldi. Hayalden öteye, gıptadan ötelere gidemiyorduk. Oturuyorduk oturanlarla beraber… Allah’ın müjdesini, övgüsünü hangi şartlar altında kazanmışlardı? Bunları düşünüyor muyduk? Dava erlerinin yok muydu hayalleri, zaafları? Hataya, çelişkiye düştükleri zamanlarda oluyordu. Zaman, mekan ve dünya değişiyordu mutlaka… Ama insan iradesi, nefsi, zaafları, düşkünlükleri, istekleri ve ihtiyaçları hep aynıydı.
Kul, Allah’ın hüdalarına sarılmalı ve hayatını İslam'ın rengine boyamak için gayret göstermelidir. Doğruyu yanlıştan ayırıp, Tevhidi çizgide kararlı bir duruş sergilemelidir. Hedef Sıratı Müstakimdir. Yani “dosdoğru olan yol” dur. Kararlılık çok önemlidir. Mesela sabah namazına uyanmaya niyetli olan bir Müslüman gereken tedbirlerini aldıktan sonra uykuya dalmalıdır. Erken yatmak, saat kurmak ve kararlılık… Uyanamazsam güneş doğunca kaza yaparım düşüncesine fırsat vermeden beyindeki saati! kurmak gerekiyor aslında. Hiç düşündük mü sahabeler nasıl uyanıyordu namaza?
Emin olamamak, kararsızlık, çelişki ve cesaretsizlik hata etmeye daha yatkın duygulardır. Ama tedirginlik, endişe kaçınılmaz sanki… Bunun yanında yüreği serinleten imani duygular… Tevekkül, inanç ve ümit yüreğimize güç katar . Ayağımızı sanki daha sağlam basarız bu güçle… Bir Müslüman, ümit ve korku arasındaki o ince çizgide olmalıdır aslında…
Günlük hayatın içinde birçok imtihanla karşılaşıyoruz. Zahmet olmadan yemek olmuyor pek tabii… O zahmetin içine girmeye gönüllü müyüz? Başta bunu düşünmeliyiz. Her yandan kuşatılıyoruz kimi zaman… İyinin peşinde ve iyi olma adına zorluğun pençesine yakalanıyoruz. Geri adım atmak, yanlışı kabul etmek işte asıl zayıflık bu değil mi? Mücadeleden kaçış değil mi? Neyi niçin yaptığımızı ve kimin için yaptığımızı düşününce gözlerimiz ümit kapısına çevrilecektir. İnsan bir şeyi kaybedince asıl değerini anlıyor. Hastalandığımızda sağlığın kıymetini anlıyoruz. Peki bu sağlığı veren Allah’ın bize her gün, her saat ve her dakika yardım ettiğini anlıyor muyuz? İşte bu güç, bu irade bizim üstümüzdedir. Tasarruf hakkı O’na aittir. O’nun ne kadar güçlü, şefkatli ve zengin olduğunu anlıyoruz. Allah’a hamd ediyoruz.
Sabır, dua ve direniştir hayat… Şartların ve durumların birbirinden farklı olduğu konumlardayız hepimiz. Her peygamber farklı olaylarla imtihan edilmiş. Çeşitli sıkıntı ve güçlüklere düçar olmuş. Hepsinin ortak özelliği Tevhide teslim olmalarıydı. Bu teslimiyetle birlikte kıyasıya bir mücadele başlamıştır. Sabırla, duayla ve dirençle yapılan bir mücadeleydi bu… Yeni uyanışlar başlıyordu gittikçe. İmanın tadını alan dalaletle savaşıyordu.
“Direnişi sadece bir alan veya hedefle sınırlamak yanlış bir yaklaşımdır… Hayatı komple kuşatacak, tüm olumsuzlukları gidermeyi hedefleyecek bir direniş felsefesi üzerinde durmak, doğru olan budur… Şeytanlaşmaya direniş… Dünyevileşmeye direniş… Bağileşmeye direniş… Duyarsızlaşmaya direniş… Değersizleşmeye direniş… Cahilleşmeye direniş…”(1) Sistemle, toplumla veya yerleşmiş düşünceyle kıyasıya bir inatlaşma değildir direniş… Direniş, çözüme giden yoldur. Tevhide teslim olanların düsturudur. Direniş dava erlerinin teneffüs ettiği havadır aslında… Nefes aldıkça yani gayret, çalışma ve çaba oldukça direnç artacaktır. Direniş bölünme kabul etmiyor. O bütün bir hayatı kapsıyor. Topyekün bir direniş…
Zulmün, haksızlığın, fesatlığın ve kötülüğün yaygın olduğu bir dünya da nasıl bir duruş sergilemenin kaygısını taşıyor muyuz yüreğimizde? Belki dünyayı değiştirecek gücümüz yok ama dalaletin karanlığına bir mum yakmaya gücümüz yeter inşallah… Bir mumun bir çok mumu yakmaya gücü yetebilir değil mi? Her mum yanındaki muma ışığından verse bütün dünya aydınlanır değil mi?
Ramazan Kayan,Özgün İrade, s.29, sf.37
Moderatöre Bildir
Logged
hamza01
Tecrubeli üye
Puan: 33
Offline
Mesaj Sayısı: 554
Ynt: tewhide teslim olmak..??
«
Yanıtla #1 :
15 Şubat 2010, 01:10:41 »
Allah-u teala şöyle buyuruyor:
"De ki: Benim yolum budur. Ben ve bana uyanlar bilerek insanları Allah'a çağırırız. Allah'ı tenzih ederiz, ben Allah'a ortak koşanlardan değilim." (Yusuf: 108)
Allah-u teala insanlar ve cinler için göndermiş olduğu son rasulü Muhammed aleyhisselam'a insanlara şöyle söylemesini emrediyor:
"İşte benim yolum... Öyle bir yol ki bu yolda ben, insanları İslam'a bilerek, şuurlu olarak ve kesin delillere dayanarak davet ederim. Bana bağlı olanlar da insanlara İslam'ı benim gibi tebliğ ederler."
Ayetteki; "bilerek" yani; "ala basira" (basiret üzere) geçmektedir.
Basiret ise; bir şeyi şüphesiz bir şekilde bilmektir. Buna göre ayetten şu mana çıkar:
"Biz insanları kesin bir şekilde bilerek ve cehaletten uzak durarak Allah-u teala'ya çağırıyoruz" demektir.
Bu ayet hem bilerek, hem de ihlaslı olarak insanları Allah-u teala'ya davet etmenin gerekli olduğunu bildirmektedir. Çünkü ihlassızlık daveti bozar. Aynı şekilde ilimsizlik de daveti bozar.
İlimden kasıt; şeriat ilmi, davet edilecek kişinin ilim seviyesi, hal ve durumuyla ilgili bilgi ve hikmet yani; arzulanan hedefe ulaşma ilmidir.
"Ben ve bana uyanlar..."
"Ben ve bana uyanlar ibadetlerimizde ve davetimizde basiret üzerindeyiz. Öyle ki biz şeriatı, davet edeceğimiz kişinin durumunu ve sonuca ulaşılan yolu iyice bilerek insanları davet ederiz."
İşte bu ifade, Muhammed aleyhisselam'a tabi olan kimselerin, şeriati bilen, davet sırasında davet ettikleri kimselerin durumlarını ve hedefe varacak yolu bilen kimseler olduğunu göstermektedir.
"Allaha çağırırız..."
"Biz, insanları bir partiye, bir devlete, bir cemiyete veya bir kabileye ya da bir milliyete değil, sadece ve sadece Allah-u teala'ya çağırırız."
"Allah'ı tenzih ederiz."
"O'nu yüceltir, bütün noksan sıfatlardan ve mahluka ta benzemekten tenzih ve takdis ederiz. O'nun ortası, dengi, benzeri, çocuğu, babası, arkadaşı, yardımcısı veya O'na bir-şey hatırlatacak herhangi biri yoktur. O, bütün bunlardan yüce ve münezzehtir. O'nun hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Bilakis bütün yarattıkları O'na muhtaçtır."
"Ben Allah'a ortak koşanlardan değilim."
"Ben şirkten ve şirk ehlinden uzağım. Onlar benden değildir, ben de onlardan değilim."
Bu ayet şirk koşulmasa dahi müşriklerden uzak durmayı gerektiğini gösterir. Çünkü ayette; "ben Allah'a ortak koşanlardan değilim" diye söylenmiş, "ben Allah'a ortak koşan değilim" denmemiştir. Çünkü müşriklerle beraber bulunan kimse müşrik olmasa bile zahiren müşriklerden sayılır.
Bu ayet davanın temellerinden bir temeli beyan etmektedir. O da; davetin şirkten uzak olarak yürütülmesi gereğidir.
Günümüzde kendilerini İslam'a nisbet eden milletvekillerinin yaptıkları gibi şirk veya küfür işleyerek insanları Allah-u teala'ya çağırmak caiz değildir.
Şu iyice bilinmesi gerekir ki; iyi gaye, kötü vesileyi caiz kılmaz. Şirk bir kötülük ve Allah-u teala'ya bir sövme ise bu durumda nasıl olur da İslam daveti için ve Allah-u teala'ya ulaşmada kabul edilir bir yol olabilir!
Bu ayet apaçık gösteriyor ki; İslam davetinin kaidelerinden bir tanesi de; şirk yolunun Allah-u teala'nın dinine davet yollarından ve üslûplarından olmadığıdır.
İbn Abbas radiyAllahu anh şöyle rivayet ediyor:
Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem Muaz İbn-i Cebel radiyAllahu anh'ı Yemen'e gönderdiği zaman O'na şöyle dedi:
"Sen ehli kitaptan bir topluluğa gidiyorsun. Onları ilk davet edeceğin şey "Lâ ilâhe illAllah" olsun. Eğer onlar bunu kabul ederlerse, onlara Allah'ın bir gün ve gecede beş vakit namazı farz kıldığını bildir. Bunu kabul ederlerse onlara bildir ki; Allah zenginlerin, fakirlere zekat vermesini emretmiştir. Bunu da kabul ederlerse en iyi malları haksız olarak almaktan sakın ve mazlumun bedduasından kork, çünkü onunla Allah arasında engel yoktur." (Buhari, Müslim)
"Ehli kitaptan bir topluluğa gidiyorsun."
Hadisteki; "kitap" tan kasıt, Tevrat ve İncil'dir. Buna göre ehl-i kitaptan kasıt; yahudiler ve hristiyanlardır. O zaman Yemen'de yaşayanların çoğu ehli kitap idi, müşrikler de vardı. Fakat yahudiler ve hristiyanlar çoğunlukta olduğu için çok olanlara itibar edilmiş ve sadece "ehl-i kitap" denmiştir.
Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem'in Muaz radiyAllahu anh'a ehl-i kitaba gideceğini haber vermesi şu iki sebepten dolayıdır:
1 - Tebliğ edeceği kişilerin durumunu iyice bilmesi için.
2 - Onlarla tartışması için hazırlıklı olsun diye.
Çünkü onlar kitap sahibi idiler ve içlerinde alim olanlar vardı.
Bu hadis gösteriyor ki; ilk olarak şehadet öğretilir.
Şehadet'i öğretmekten kasıt; manasını öğretmek, sonra o manayı, kalple inanarak ve dille söylenmesi gerektiğini öğretmektir.
Bu gösteriyor ki; akıl-baliğ herkese farz olan ilk şey, tevhid'i öğrenmektir. İşte bu sebeple namazdan daha önce tevhid öğretilir. Bütün rasuller böyle yapmışlardır.
Bu hadis, ehl-i kitap'tan "Lâ ilâhe illAllah"ın manasını bilmeyen veya bilip de hayatında tatbik etmeyen insanların olabileceğini gösterir. Çünkü bütün ehl-i kitap "Lâ ilâhe illAllah"ın manasını bilselerdi veya bilip de tatbik etselerdi ona davet edilmezlerdi.
İşte bu durum kendisinin müslüman olduğunu iddia eden, Kur'an'ı çok iyi okuyabilen ve İslam'ın çokça ilmini bilen, bununla beraber "Lâ ilâhe illAllah"ın manasını bilmeyen veya bildiği halde hayatında uygulamayan kimselerin olabileceğini gösterir.
Hatta yine bu durum; insanları İslam'a çağırdığı halde "Lâ ilâhe illAllah"ın manasını bilmeyen veya bilip de hayatında uygulamayan kimselerin olabileceğini gösterir.
Bu hadise göre öğretme, basamaklı olmalıdır. Bu nedenle bir kimseye ilk olarak tevhid öğretilir.
Bu ilk öğreti de her türlü tâgutun nasıl reddedilmesi gerektiği iyice öğretilir.
Bu öğreti bir kimseye verildikten sonra, namazdan başlamak şartıyla önem sırasına göre İslam'ın diğer rükunları öğretilir.
Daha sonra da İslam'da önemli olan bunlar dışındaki diğer konular sırasıyla öğretilir.
Hadiste "Lâ ilâhe illAllah" tan sonra sırasıyla namaz ve zekatın zikredilmesi bu ibadetlerin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.
Yalnız bu ibadetlerin zikredilip diğerlerinin zikredilmemesi, İslam'ı yeni kabul eden kişilerin namaz ve zekat dışındaki ibadetleri yapmakla yükümlü olmadıklarını göstermez.
Özellikle bu iki ibadetin zikredilmesinin diğer bir sebebi de, bu ibadetlerin yerine getirilip getirilmediğinin fark edilmesidir. Çünkü, oruç gibi bazı ibadetler genellikle Allah ile kul arasında olduğu için bunların yerine getirilip getirilmediğini tespit etmek zordur.
İslam'ı kabul ettiği halde namazı kılmayan ve zekatı vermeyenlere savaş açılır.
Sehl b. Sa'd radiyAllahu anh şöyle rivayet etmiştir:
"Hayber savaşında Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle dedi:
"Yarın sancağı öyle bir kimseye vereceğim ki; Allah ve rasulü onu sever, o da Allah ve rasulünü sever. Allah'ın onu vesile kılarak bize zafer nasip etmesini umarım."
Sahabeler o geceyi Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem'in sancağı kime vereceğinin merakı içinde ve aralarında bunu konuşarak geçirdiler. Sabahleyin hepsi sancağın kendisine verileceğinden umutlu olarak Rasulullah'a gittiler.
Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem:
"Ali b. Ebi Talip nerede?" diye sordu.
"Gözünden rahatsız" dediler.
Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem;
"Onu çağırın" dedi.
Sahabeler onu çağırdılar. Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem gözüne tükürüp ona dua edince sanki daha evvel şikayeti yokmuş gibi iyileşti. Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem sancağı ona verdi ve şöyle dedi:
"Onların bulundukları yere dikkatle gir. Onları İslam'a davet et. Onlara Allah-u teala'nın onların üzerindeki haklarını bildir. Allah'a yemin ederim ki, senin vasıtanla bir kimsenin hidayete ermesi, senin için kırmızı develerden daha hayırlıdır." (Buhari, Müslim)
Bu hadisi şerifte geçen:
"O Allah ve rasulünü sever, Allah ve rasulü de onu sever" sözü yalnız Ali radiyAllahu anh'e has bir özellik değildir. Bu özellik bütün mü'minler için geçerlidir. Fakat bu sözlerin Ali radiyAllahu anh için özel olarak söylenmesi onun faziletini gösterir.
"Allah'ın onu vesile kılarak bize zafer nasip etmesini umarım." sözü Rasulullah'a has bilgilerdendir. Ayrıca Ali radiyAllahu anh'ın gözünün derhal şifa bulması da yine Rasulullah'a ait bir özelliktir.
Sahabelerin o geceyi, Rasulullah'ın kime sancak vereceğinin merakı içinde ve aralarında bunu konuşarak geçirmeleri, sahabelerin ilimde ve imanda ne kadar yüksek seviyede olduklarını, Allah yolunda cihadda ve hayırlı şeylerde nasıl birbirleriyle yarıştıklarını gösterir.
"Onların bulundukları yere dikkatle gir." sözü acele ve heyecana kapılmadan, düşünerek ve tedbirli olarak savaşmanın gerektiğini gösteriyor.
"Onları İslam'a davet et" sözü savaşta öncelikle İslam'ı tebliğ etmenin şart olduğunu bildiriyor. Fakat daha önce tebliğ yapılmışsa ikinci bir tebliğ yapılmadan saldırılabilir.
Bu hadisten bir insanın hidayetine vesile olmanın ne kadar sevap olduğunu anlıyoruz
Moderatöre Bildir
Logged
Sayfa: [
1
]
Yukarı git
Yazdır
« önceki
sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:
Gitmek istediğiniz yer:
-----------------------------
-----------------------------
=> Yönetici Duyuruları
=> Tavsiye Siteler
=> Üye Haber ve Duyuruları
===> Yurttan haberler
===> Dünyadan Diğer Haberler
===> Filistin Özel
===> Lübnan
===> Afganistan
===> İran
===> Çeçenistan
===> Haber Yorum/Analiz
=> Soru Ve İstek Bölümü
-----------------------------
-----------------------------
=> Kuran-ı Kerim
===> Tefsir Dersleri
===> Kuran-ı Kerim video ve ses Dosyaları
=====> Abdulbâsıt Abdussamed
=====> Abdulbasıt Muhammed Abdussamed (Varş Kıraatı)
=====> Mahmud Ali el-Benna
=====> Mişari b. Raşid el-Afasi
=====> Ali b. Abdurrahman el-Huzeyfi (Kalun kıraatı)
=====> Muhammed Sıddık el-Minşavi
=====> Mahmud Halil el-Husari (Duri Kıraatı)
=====> Halid el-Kahtani
=====> Abdullah Ali Basfar
=====> Abdullah Hayyat
=====> Mâhir b. Hamed el-Muaykılî
=====> Abdulvedud Makbul Hanif
=====> Ali Abdullah Cabir
=====> Muhammed Sıddîk el-Minşâvî
=====> Mahmud Halil el-Husarî
=====> Hâni er-Rifâî
=====> Fâris Abbâd
=====> Sehl b. Zeyn Yasin
=====> Ahmed b. Ali el-Acmî
=====> Muhammed Sıddık Minşâvî
=====> Nebil Abdurrahim er-Rifâî
=====> Muhammed Eyyub
=====> Abdurrezzak b. Abtân ed-Duleymî
=====> Ebu Bekir eş-Şâtırî
=====> Salâh Bu Hâtır
=====> Abdullah b. Avvâd el-Cuhenî
=====> Sa'd el-Ğâmidî
=====> Mescid-i Haram İmamı Suud b. İbrahim eş-Şureym
=====> Mescid-i Haram İmamları
=====> Muhammed Abdulkerim
=====> Mişâri b. Râşid el-Afâsî
=====> Abdullah Ali Basfar
===> Tecvid dersleri
=> Hz.Muhammed (S.a.v)
===> Peygamber Efendimizin Hayatı
===> Hadis-i Şerifler
=====> Buhari ve Müslim Hadisleri
===> Ehl-i Beyt
=> Sahabeler'in Hayatından Tablolar
=> İslam Alimleri ve öncüleri
=> Risale-i Nur'dan Damlalar
=> Dua penceresi
=> Tevhid Ve Akaid
=> Fıkıh Köşesi
=> İslami Hayat Tarzı
===> Mümin'in Miracı: Namaz
===> Kuran-ı kerimde mümin
=> İslam'da Aile Hayatı
=> İslamda Kadın ve Tesettür
=> Serbest Bölüm
===> Anketler
=> Kişisel Gelişim
-----------------------------
-----------------------------
=> Özel Gün ve Geceler
=> Ramazan-ı Şerif
-----------------------------
-----------------------------
=> Kitap-kaset ve Dergi
=> Şiir Pınarı
=> Öykü - Hikaye ve Kıssalar
===> Roman Kuşağı
=> Kendi kalemizinden yazılarınız
===> vuslatsevdasi
===> Seccad
===> kuranehli
===> ağacan palevi
===> selvi
===> ÂmâK-ı HâYâL
===> têkoşîn
===> HÂ-MÎM
===> hattab_72
===> HücreLer
=> Düşünce yazıları/Makaleler
===> röportajlar
=> Güzel ve ibretli Sözler
=> Tarihten Notlar
-----------------------------
-----------------------------
=> Arabic/Arapça
===> Maksud Dersleri
===> Izzi Dersleri
===> Bina Dersleri
===> Emsile Dersleri
=> Kurdi / Kürtçe
===> Meala Qurana Pîroz
===> Zazaki (Zazaca)
=====> Zazaca Dersler
=====> Zazaca Şiirler / Zazaca Marşlar
=====> Zazaki/Zazaca
===> fêrgeha kurdî
===> Helbest u Marşên Kurdî
=> English/İngilizce
===> Genel ingilizce
===> ingilizce Tensler (zamanlar)
===> Dini Yazılar
===> Eğitici Videolar
-----------------------------
-----------------------------
=> İslami Düğün,Konferans,Konser Ve Mitingler
=> Sohbetler/Seslendirme
=> Ezgi ve ilahiler
===> Farsça Eserler
===> Türkçe Eserler
===> Kürtçe Eserler
===> Arapça Eserler
===> Diğer Diller
===> istek parçaları
=> sesli Şiir&Fon Müzikler
=> Film-Klip ve Belgeseller
===> Klipler
===> Flimler
===> Belgeseller
=> Resimler ve flashlar
=> Mizah
===> karikatür/komik resimler
===> fıkralar
=> Bilim Ve Teknoloji
=> Bilgisayar İnternet
===> Pc Faydalı Proğramlar
===> Pc İslami Programlar
===> Faydalı Bilgiler
-----------------------------
-----------------------------
=> Tıp/ Sağlık/Şifa
=> Yemek Tarifleri
-----------------------------
-----------------------------
=> Çocuk Eğitimi
===> Çocuk Hikayeleri
===> Çocuk Dersleri
===> Çocuk Oyun&Resim Galeri
===> Çocuk İlahi&Ezgi ve Klipler
===> çocuk Eğitici Videolar
-----------------------------
-----------------------------
=> Vuslat Sevdalılar (tanişma)
Yükleniyor...