0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Yaa Vedüd  (Okunma Sayısı 296 defa)
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2261


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« : 30 Ağustos 2011, 08:42:08 »



Ya Vedûd: Çok seven ve çok sevilen anlamları‎na gelen Yüce Allah’‎n İsm-i şerifidir.

“Mahbub-u Ezelinin bir zerre muhabbeti kâinata bedel olur, kâinat Onun muhabbetinin tecellisinin bir cüz’üne bedel olamaz.”

(Bediüzzaman)

Bismihi,

Yüce Allah’ı‎m,

Rabbim,

Ya Vedûd,

Sevgiye ihtiyacı‎mı‎z‎ın hat safhaya vardığı‎ً‎ ‏bu demlerde biliyoruz ki senden baş‏ka sevenimiz yok, senden ba‏şka bİzi dü‏şünen, bize karşı‏‎l‎ıks‎ız değer veren, bizi koruyup gözeten yok. Her kimi sevdik, kime inandı‎k, kime yaslandı‎k bizi yüzüstü koydu, bizi melale dü‏şürdü sevdiklerimiz. Dünyaya yaslandı‎k, tutundukça çokça düş‏tük, kula yaslandı‎k yapayalnı‎z kaldı‎k karanlı‎k gecelerde. Hüznümüzü görmedi, bilmedi, duymadı‎, umursamadı‎ sevgiye boğduklarımız. Kör bir kuyuydu sanki o sevgiyi sebil ettiğimiz yürekler. Sevgimizi yutup tüketenler, bir yudum sevgiyi esirger oldular bizden. Kendimizden utandı‎k, sevgiye inancı‎m‎z‎ kaybettik, kendimizi kaybettik sevgi zannettiğimiz zindanlarda.

Oysa gerçek sevgi Sen’sin…

Kar‏‎şılı‎ksı‎z seven Sen…

Aşkının bendesiyiz Ya Vedûd,

Bizi sevgisiz, hâmisiz, sensiz koyma…

Sevgili,

En Sevgili,

Ey Sevgili,

Ya Vedûd,

Zor günlerimizde sen anlarsı‎n halimizden, bir sen bı‎rakmazsı‎n, sen merhamet edersin, sen ş‏efkat göِsterirsin. Kaç dostumuz var ki diyorum uzak dü‏şsek de aradan uzun yıl‎llar geçse de bizi aynı kıvamda seven ve hatırlayan? Yüreğimizde kopan fırtınaları hangi biri bilebilir, kim çare olur derdimize, kim merhem bulur yaralarımıza, kim onarır? Bizden hiç uzaklaşmayan, kendi içine, işine, arzusuna, ihtiyacına dönüp, bizi unutmayan var mıdır? Diye soruyorum yaralı yüreğime. Yarattıklarını böyle karşılıksız, böyle sınırsız seven sen varsın Allah’ım. Bunca zaman sevgimizi, muhabbetimizi ortaya koyduğumuz dost bildiğimiz, eş bildiğimiz, sevgili bildiğimiz her kim varsa bizi koyup gittiler. Ne kadar verdiysek, daha azını aldık, ya da karşılığını hiç göremedik sevgilerimizin…

Sen ki Allah’ım, yarattıklarını çok seven ve onlar tarafından çok sevilensin…

Sen ki kullarını karşılıksız, katıksız sevensin…

Gerçek sevgi Sen’sin, gerisi yalan…

Aşkının bendesiyiz Ya Vedûd,

Aşkının bendesiyiz…

Allah’ım,

Yüce Yaratanımız,

Ya Vedûd,

Biz ki sevgi ülkesinin yetimleriyiz. Sevgi bizi terk etti. Ya da biz terk ettik kendisini. Oysa gerçek sevginin yegâne adresi Sen’sin. Senden gelen sevgi rahmet idi her dem üzerimize yağan, bizi onaran... Bizden sevdiklerimize giden merhamet, küçüklerden bize gelen hürmet, büyüklerimizden bize gelen şefkat ve sevdiğimize giden aşk, bizi bıraktı Allahım bizi terketti. Yitirdik bütün yürek cephanemizi, harcadık. Şimdi ıssız dağlar başında bir dağbaşı yalnızlığı yaşıyor ruhumuz. Sevginin boşalttığı ruhumuz sefil şimdi, mahzun, elemli. “Beni tazim ederek ve benim için birbirini sevenlere, sevgi gösterenlere nurdan minberler vardır” diye ilahi muştunu bizlere bergüzar bırakan sevgili peygamberimiz, sevginin deruni ağırlığını ifade ederken senin Vedûd ismini bunun tezahürü olarak bildirdi. Birbirinizi sevmedikçe, asla gerçek anlamda iman etmiş sayılmazsınız diyerek sevginin gül kokusunu duyurdu bize.

Senden gelen Rahmet’e ne çok muhtacız şimdilerde.

Ne çok yalnızız.

İnsanların gönlüne göklerinden bir ses düşür Allah’ım, adı sevgi olan,

Bizi sevilenlerden eyle Allah’ım.

Aşkının bendesiyiz Ya Vedûd, aşkının bendesiyiz.

Allah’ım,

Ey sevgili,

Ya Vedûd,

Akşamın gölge gölge ruhumuzu devşirdiği, karanlığın bütün korkuları üzerimize saldığı demlerde, bizi koruyup, gözeten, Sen’sin. Sevgisinden emin olduğumuz, sevgisinde çelişkileri olmayan, bizi yarı yolda koymayan, bizi unutmayan, bizi terk etmeyen, bize zulmetmeyen Sen varsın. Acılar çekerek, yüreklerimizi yakarak bunu bildik en sonunda. Bildik ki aşk ve sevgi bir sabır ve merhamet işiymiş. Vefa işiymiş, İnsan olmanın erdemini bilmenin verdiği şevk işiymiş. Geç öğrendik. Yandık ve piştik sana gelirken. Ve anladık ki en büyük ve en güçlü sevgi senin sevginmiş. Dünyalık bütün geçici sevgilerin temeli yokmuş, ruhu yokmuş, vefası yokmuş, adı yokmuş, sanı yokmuş. İçinde senin adın varsa, senin onayın varsa sevmeyi, yoksa gitmeyi öğrendik en sonunda. Senin yasaklarına baş eğmeyi, beş vakitte önünde diz çökmeyi, dualar dolusu el açmayı öğrendik bir de…

Şimdi senden gelen teskin edici, huzur verici merhamet ve şefkat yağmurlarına muhtacız.

Çok yalnızız. Bizarız, terk edilmiş, yüz üstü bırakılmış, acılara duçar olmuşuz.

Yüreğimize inşirah ver, Allah’ım.

Bizi sağalt, bizi arıt, durut.

Aşkına düşür bizi Ya Vedûd, aşkına düşür bizi.

"Allah, dengeli olanları sever"(Maide/ 42)

Ya Vedûd,

Ya Vedûd,

Ya Vedûd,

Muhabbetle kurduğun kâinatın içinde bir küçük zerreyiz her birimiz. Sonsuz bir dünyayı hayal etse de ruhumuz, bütün kâinatı kucaklasa da arzularımız senin Vedûd isminin penceresinden bakmadıkça, senden yana durmadıkça asla mutmain olmaz diyor içimiz. “kaderimde hep güzeli aradım” dese de duygularımız, arasa da kalbimiz ne çare ki o güzel bir türlü bulunmaz dar-ı dünyada. Çünkü o güzel yanlış yerde aranmaktadır. Muhabbetini O’na döndürdüğün vakit, sevgini O’na sunduğun vakit, sâfi muhabbetini lâyık olduğu mercie tevcih etmiş olursun çünkü kâinattaki bütün değişik arzu ve sevgilerin Mahbub-u Ezelinin esma ve sıfatına karşı verilmiş bir muhabbet olduğunu hatırdan çıkartmamak gerektir diyor içimiz. Artık bildik ki dünyevi arzu ve sevgilerin sefası, lezzeti, rahatı pek az, cefası ölümüne ağır ve inciticidir.

Şimdi senden gelen teskin edici, huzur verici merhamet ve şefkat yağmurlarına muhtacız Ya Vedûd...

Sen ki Vedûd’sun mahlûkatını seversin.
Sen ki kendine muhabbet edenleri seversin.
Sen ki kendine teveccüh edene muhabbet edersin...

Amin…
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2261


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #1 : 30 Ağustos 2011, 09:06:02 »



Üflendiği yerden dirilen Ademin öğrendiği kelimelere dönüp baktığımızda kelimelerin
birbiri ardına sıralandığına şahit oluyoruz. Özüne indiğimiz yerde Adem i daha iyi
anlıyoruz. Adem kolay olmayan kelimeleri öğrenirken rüzgarın ardına kapılıp gidiyor
zikirleri ve her isimde bir kat daha inandığının boyasına boyanıveriyor. Zor olsa
gerek, bu boyanın altında Adem olabilmek. Adem seviyor ademliğini, anlamını seviyor.
Her kelimenin altından yeni bir Adem diriliyor.Kendi isimlerini, idrakinden aciz
olduğumuz mukaddes bir muhabbetle seven Allah, onların tecellisine hizmet eden
mahlukatını sever.Sever,sevdirir,sevindirir


(11:90) Rabbinizden bağışlanma dileyin; sonra O'na tevbe edin. Muhakkak ki Rabbim
çok merhametlidir, (müminleri) çok sever. (Hud 90)

Adem, cennetten çıkarıldığı günden itibaren iniler. İnlediği yerde dilini duaya
bulaştırır. Öğrendiği isimlerle, Öğretene anlatır öğrendiklerini. Her inileme onu
bir adım daha yakınlaştırır Baki olana Yalnız Biri ister, Biri çağırır, Biri talep
eder, Biri görür, Biri bilir, Biri söyler

Adem oluyorum bir an da Yasaklı meyve dokunuyor dilime, mahcupluğum yüzüme
yansıyor, al al oluyor yanaklarım ve utanıyorum O ndan. Korkuyorum,beni yakıp parça
parça etmesinden değil bu korkum,şimdi anlıyorum Vedud olan Vedud luğunu alırsa
kalbimden ne yaparım ben?Sevmezse beni,sevindirmezse, sevdiğini bildirmezse,
sevdirmezse bir et yığınından ne farkım kalır? Dua oluyor iç seslerim. Hud suresi
90.cı ayet dolaşıyor kalbime diri tutuyor beni, biliyorum ki yine O sevindiriyor
beni

İşte bu sevgi, bu merhamet Vedud isminden gelmektedir. Allah her bir eserini
sevmekle birlikte, bu sevgi ve merhametin odak noktası, en mükemmel eser olan
insandır. Çünkü, bütün ilahi isimlerin aynası, tecelligahı odur. Bir kulun kalbi
isimlerle ne kadar ters düz olursa,kalp inkilap eder (boyutuna bakıp aldanmayalım)
o kalp ki Alemlerin Rabbine açılmış bir penceredir.O pencereden bakan göz puslu bir
kareyle muhatap olmaz.Her şeyi kulları için yaratan,sadece kulunu kendi için
yaradandır bu Yaradan

Bazen düşünürüm kendi küçüklüğümü ve Onun büyüklüğü arasındaki dengesizliği Bu
kadar küçük bir noktaya ihtiyacı olmadı halde, peşimde koştuğunu hayal ederim.
Şımarıklıklarıma tahammül eden, avucumun arasındakileri O vermemiş gibi,hiç
tükenmeyecekmiş gibi, sahiplendiğim dünyalıklarımın arasında unutuşlarımı hiçbir
zaman yüzüme vurmayan, küsmeyen, kırılmayan yanlışa bir yanlış yazıp kulunun
doğrusuna sayısız artılar koyan, usanmadan herkesin gittiği yerde sadece benimle
kalan
Seviyor ve seviniyorum, dil ile dillendiriyorum Buruc suresi 14 ayeti


 O, çok bağışlayan ve çok sevendir.

Gözümü kapatınca güzelliklere kör olmuyorum, duyuyorum hissediyorum. O nun
varlığını bilmek için O na O nun bak dediği pencereden bakmam gerektiğini anlıyorum.
Sevmek razı olmak demek.Ki Efendimiz tutar ellerimden burada ve gidebileceğim tek
yol onun ayak izleri Sevmek Habibullah gibi Seveni sevdiği ölçüde sevmek
gerekirse, buna en güzel örnektir kendisi..Vedud isminin ete kemiğe bürünmüş hali

Sevmek, sevinmek, sevdirmek Sevmeyi vermeseydi, vermeyi de sevmezdi ki Bütün
mesele burada sevmeseydi neden yaratırdı ki bizi?
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3576



WWW
« Yanıtla #2 : 30 Ağustos 2011, 13:49:07 »

Allah'ım ne kadar merhametlisin,
ne kadar güzelsin,
ne kadar iyisin,
Allah'ım seni çok çok seviyoruz...
Moderatöre Bildir   Logged

Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2261


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #3 : 09 Mart 2012, 13:16:49 »

Allah Teala  kullarını çok sever, onları lütuf ve ihsanına gark eder. Sevilmeye layık ve müstehak olanda yanlızca O'dur.

Ey bütün yaratıkları için iyi ve hayırlı olanı çok seven "VEDÜD" olan Allah'ım! Hakkı ile sevenler iman edenlerdir, imanımızı kamil,sevgimizi bari kıl.

''Rabbiniz'den  bağışlanma dileyin, sonra ona tövbe edin, gerçekten benim rabbim, esirgeyendir, sevendir.''

O çok bağışlayan çok sevendir.

Kul Allah'ın gayretiyle Rabbini sevince , Allah'ta onu bir başkasının sevgisi ile mukafatlandırır. İşte bu gerçekte tam bir ihsandır. Çünkü sebebte O'dur, müsebbib-ul esbab da O. Bundan maksat karşılıklı sevgi değildir. Bu ancak kullarından şükredenleri ve şükürleri sebebiyle Allah'ın Onları sevmesidir. Bunların hepsi kulun maslahatı ve iyiliği içindir. Sevgiyi yaratan ve onu mü'minlerin kalbine yerleştiren yüce Allah çok mübarektir. Daha sonra O bu sevgiyi dostlarının kalbinde öyle bir noktaya ulaştırırki, artık bu noktada diğer bütün sevgiler çok küçük ve değersiz bir hale gelir ve onların bağından kurtulurlar, bela ve musubetler onlara hafif gelir. İbadet ve taatin zorlukları onlara zevk verir ve sonunda sevgilerin  en yücesi olan Allah sevgisini,  Allah rızasını elde etme ve Allaha yakın olma gibi çeşitli kerametlerden dilediğini elde eder.

Allah insanları kendisine kulluk etmeleri için yaratmıştır. Fakat buna rağmen kimisi yüce Allah'ı inkar eder. Kimiside ölene kadar içten bir  samimiyetle ona sadık kalır. Allah kendisine vefa gösteren kullarına çok yakındır. Dua ettikleri zaman onları işitir ve icabet eder, bir zorlukla karşılaştıklarında daima onların yanındadır. Allah iman edenleri hayatların her döneminde yardımıyle destekler. Bir insanın  dünya hayatında kazanabileceği en büyük nimetlerden biri Allah'ın dostluğudur. Allah'ın sevdiği kuları, son derece seçkin ve şerefli bir  yaşantıya sahip olurlar.Bu insanlar her zaman hayranlık ve takdir kazanabilecek  üstün bir ahlaka sahip olurlar. Allah sevdiği kularını kendi rahmeti içine sokar, onların cennete girmelerine izin verir. Peygamber ve salih mü'minler Allahın sevgisini kazanmış çok değerli insanlardır. Onlarda Allah'ı çok severler ve yanlızca O'nun hoşnutluğunu kazanmak için yaşamlarını sürdürüler. Şüphesiz yüce Allah'ın bir insanı sevmesi ve onu dost edinmesi insana verilebilecek en büyük nimetlerden biridir.
Bu ulvi duygunun tecellileri, ancak zor anlarda, insanların kin ve öfkeleri ile karşılaşıldığı hallerde ortaya çıkar. Onların kötülükleri, onlara karşı iyilik istenmesine mani olmaz...
Kulun yüreği, bu mübarek ismin tecellisine mazhar olunca her zerresi muhabbetle dolar ve bakışı muhabbet olur; çiçeğe, böceğe, sineğe... tüm mahlukata karşı içinde bir sevgi oluşur ve bu sevgi, mahlukata merhamet nazarıyla bakmasına vesile olur.  
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3576



WWW
« Yanıtla #4 : 09 Mart 2012, 14:04:22 »

Ey Vedud olan Allah'ım!
Sonsuz kerem ve lutfunla bizleri varlık sahasına çıkarmakla bizlere şeref verdin. Hayat verdikten sonra bizler bir hiçken, Esmalarının renkleriyle bizi renklendirdin...
Eğer bizler, bilerek ya da bilmeyerek Senin bu sonsuz kerem ve lutuflarına karşı nankörlük edersek, Sen bizlere karşı Rauf ol, acizliğimize acı ve bizi kendi sevginden uzaklaştırmakla azaplandırma.  
Moderatöre Bildir   Logged

Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer: