suskunlar meclisi - Sükûtumuz'dan anlamayan, sohbetimizden bir şey anlamaz..!
09 Eylül 2010, 17:30:53
Selamun Aleyküm,
Ziyaretçi
. Lütfen
giriş yapın
veya
üye olun
.
1 Saat
1 Gün
1 Hafta
1 Ay
Her zaman
Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Ana Sayfa
Yardım
Ara
Takvim
Giriş Yap
Kayıt
suskunlar meclisi - Sükûtumuz'dan anlamayan, sohbetimizden bir şey anlamaz..!
>
>
Üye Haber ve Duyuruları
>
Filistin Özel
>
Yağmuru Dök Gözyaşıma,Bulutlar İncinmesin..
Sayfa: [
1
]
Aşağı git
« önceki
sonraki »
Yazdır
Gönderen
Konu: Yağmuru Dök Gözyaşıma,Bulutlar İncinmesin.. (Okunma Sayısı 174 defa)
Zehra_Betül
..Beytül Ahzan..
Konu Moderatörü
Puan: 27
Online
Mesaj Sayısı: 1150
# Leyl #
Yağmuru Dök Gözyaşıma,Bulutlar İncinmesin..
«
:
28 Aralık 2009, 02:14:27 »
Gelemedim ey çocuk!
Gelemedim, sesine yürek değdiremedim.
Yine yağmuru dinledim ama
hani olur ya belki yârdan bir haber salmıştır diye toprağıma...
Söz uçmaz, kalem geçmez bir şiirin ortasındayım şimdi. Tam susuşların sahnede olduğu,
yüzümü kör avluda dilsiz bir inlemeye iten o siyahın. Vicdan vicdan diye haykıran gözlerinin ablukasında, kaldım. Kırıldım. Tuz buz oldu ellerim.
Dokunamadım saçlarına küçük kız!...
Kelimeler ceplerimde yürüyorum.
Kıyamet konulu bir gök altında,
yürüyüşümü tetikliyor bir ses.
Sese yürek kesiliyorum.
Apansız bir çığlık oluyor gözlerim birden. Bir çocuğun duygularını masaya yatırıyorum yüreğimin mahkemesinde.
Derken … Karanlık yine geceyi ve şehri büsbütün kucaklıyor. Küçük kız yine saçlarını geceye salmış, dudaklarına hüzün perdeli bir türkü tutturmuş, defterine kaderini işleme zahmetine katlanıyor.
Yüreğinden esen bir hasret meltemi tek tek döküyor yapraklarını, beyaz sayfalar kılığına girmiş toprağına. Ta ki hoyrat bir füze toprakla yüz-göz olana dek. Havsalasına yürek ikizi geliyor birden.
Dokuz ay damarlarında akan, sonra sol yanını bir tükenmişliğe kötürüm kılan ve ölümle yer değiştiren yürek ikizi. Bir damla vefa bırakıyor gözlerinden aşağı, düştüğü yerde bir gül peydah oluyor. Ve o gece gülün sûret-i ahvalinde asılı kalıyor.
Ben bir dikene dokunuyorum, bir güle.
Bir kana bulanıyorum, bir tütsüye.
Bir çöle düşüyor yolum, bir zemheriye.
Zıtlıklar ülkesinde
gergef dokuyorum.
Geceden alacaklıyım diyor küçük kız…
Saçımın okşanmayan her teli için, gölgemi bulutlara salacak kadar hem de!...
Gözlerinin siyahı geceyi ve sokağı işgal ediyor.
Bir bakışı yeryüzüne yıldızları râm eylemeye yetiyor.
Ben bakmaya korkuyorum.
Belki de utanıyorum.
Taşladığım yıldızların üzerine düşmüş olması
ihtimalinden. Karanlığa karışıyorum.
Ama karanlığı bile karıştırıyorum.
Küçük kızın yüzünde aylakça geziniyorum.
Görüyorum. Şehir yüzüne vurmuş, belki de şehir yüzünden ibaret.
Belki de yeryüzü bütün asaletini bu yüzden almış.
O gülünce bahar geliyor, kuşlar gözlerine koşuyor.
O gülünce sözcükler yüzünün iskelesine şiir taşıyor. Kıskanıyor kalem bile.
Ufkuna ulaşamıyor hiçbir kelime.
Küçük kız şehre bir gül ekiyor o gece.
Siyahî bir fidan. Yalnızlık ninnileri söylüyor ona.
Birde usanmadan kanıyor.
Ki biliyor, ona rengini verecek tek şeyin
kurak gönlünde beslediği yağmurlar olduğunu.
Ve biliyor. Bu gülünde bir gün birinin gözlerinde
mutlaka solacağını.
Güneşten alacaklıyım diyor küçük kız…
Ebem kuşağına düşüremediğim her bakışım için,
yedi kez ölecek kadar hem de!...
Beyaz bir gecede esmer bir yıldızım şimdi.
Kaşla göz arası bir ay ışığı kadar sıcak.
Küçük kızın yüreği darağacında tutsak.
Sanki dokunsam uçacak.
Susma küçük kız!
Daha eteğine kuşlar konacak.
Kıskandırma geceyi.
Daha denizler yüzünde dem bulacak.
Ben satın aldım bak,
doğduğun gün seni öldüren heceyi.
Kıskandırma taş kalbime düşeni.
Düşüreni görünce izbeler ardı olduğum gölgeni.
Beni beyaz sayfaların kara lekesi kılan,
sözle köz arası bir ateş kadar tutsağım sana.
Onca laf yığını arasından,
nereye çıkar ki bu ağıtın sonu. Söylesene?
Aynı bulutun yağmurunda mı ıslandık seninle.
Ondan mı her rüzgârda ağlayışımız.
Ondan mı gözümüze kaçan tozlar.
Sen, kırmızı başlıklı şehrin kızıl yürekli kızı!
Sabahı olmayan gecelerinin mürekkebine bulanınca kalbim, sana yazmanın zorluğu dile geliyor kalemde. Yapamıyorum.
Kelimeye her hali giydiren el,
sana baktıkça tereddüde yol veriyor.
Çekiliyor mürekkep, denizlerin suyu gibi.
Çünkü anlıyor çöl yağmuru olmak
her bulutun harcı değil.
İsmin mecnun halini giyiniveren kelime,
iş çöle gelince Kays oluyor nedense.
Sen ki, kırmızı başlıklı şehrin kızıl yürekli kızı!
Bil ki bahara yenilmedim ben.
Bakma gözlerimin sarısına.
Yalnız yapraklara vermedin rengini giderken,
sözlerde sapsarı kesildi sen elveda derken.
Şimdi öyle uzak ki geldiğim yollar.
Galiba yanlış kıyıya vurdum,
denizim olur musun rıhtımsız.
Ve galiba yanlış öyküdeyim,
beni yeniden yaz küçük kız.
Bu masalın ağırlığı benim yüzümden.
Çünkü bütün noktalama işaretlerini
üzerimde taşıyorum.
En çok ta üç noktadan başlıyorum söze.
Sana vereceğim ahitlerime üst üste
iki nokta koyuyorum.
Dualarıma virgüller sıralıyorum ki
hiç sonu gelmesin...
Haykırışların çelme takıyor bana.
Düşüyorum.
Bu şehirde her yer ünlem dolu.
Bende şaşıyorum aklımı.
Ve anlıyorum neden bakışların
hep soru işareti nakışlı?
Gözlerime kara sular indi artık.
İyisi mi sen üç noktamı
geri ver bana....
Moderatöre Bildir
Logged
Bırak da bir ağaç gibi yerin altından çıkarıp ellerimi,
sevgilinin havasıyla sarmaş dolaş olayım,
uzayıp gideyim bari
...
..
.
Zehra_Betül
..Beytül Ahzan..
Konu Moderatörü
Puan: 27
Online
Mesaj Sayısı: 1150
# Leyl #
Ynt: Yağmuru Dök Gözyaşıma,Bulutlar İncinmesin..
«
Yanıtla #1 :
28 Aralık 2009, 02:15:06 »
Sesin Rabbi’ne andolsun ki,
Artık en sessiz yanımdan ağlıyorum
sana küçük kız,
en çığlık yanımdan vurulmuşken
..
Moderatöre Bildir
Logged
Bırak da bir ağaç gibi yerin altından çıkarıp ellerimi,
sevgilinin havasıyla sarmaş dolaş olayım,
uzayıp gideyim bari
...
..
.
Zehra_Betül
..Beytül Ahzan..
Konu Moderatörü
Puan: 27
Online
Mesaj Sayısı: 1150
# Leyl #
Ynt: Yağmuru Dök Gözyaşıma,Bulutlar İncinmesin..
«
Yanıtla #2 :
28 Temmuz 2010, 17:16:39 »
Ve Yalnızsın
Kelimelerin aciz kaldığı,
Cümlelerin dağıldığı,
Sayfaların tükendiği,
İçimi alev alev tutuşturan,
Bütün bedenimi saran,
İliklerime işleyen duygularımı,
sana nasıl ifade edeyim, bilmiyorum ...
Hani firak ve vuslatın kesiştiği noktada,
Yürekleri parçalayan,
Güneşin karı erittiği gibi,
İnsanı eriten gözyaşları var ya ...
Hani boğazın düğümlenir,
Kelimeler içini kemirir,
Bağırmak istersin sesin çıkmaz ya ...
Hani yüksekten düşersin kabuslara,
Tutunmak istersin bir yere bütün gücünle,
İmdat istersin de, kimseler duymaz ya ...
Hani yolcusun, fırtınadır,
Her taraf toz, duman,
şimşekler gökleri yırtar,
ve zifiri bir karanlık
Sığınacak bir yerin olmaz ya ...
Hani çöldesin, susamışsın,
Hemen ötede serap görürsün.
Koşarsın ona, su diye,
sen ona koştukça,
O senden uzaklaşır ya ...
Ve yalnızsın ...
Seni kimseler umursamaz,
Kimseler yalnızlığının farkına varmaz,
Yabani hemcinslerinin kahkaları,
İner ya kafana balyoz gibi,
Sen de öylece kala kalırsın bir başına.
Ve yalnızlık okyanusunda bir batıp bir çıkıyorsun.
Suyun üstündeki çöp gibi,
Yılanlar sokulur yalnızlığına.
Dost diye düşmana sarılırsın ya,
İşte ben bu duyguları yaşıyorum.
Mazlum İslam ümmetinin halini her düşündüğümde ...
Kardeşim ...
duyuyor musun sessizce yükselen,
Mazlum mustazaf halkların iniltilerini, feryatlarını?
Aç ve sefil çocukların çığlıklarını, duyuyor musun?
Zulmün karanlığına ölenleri,
Bir yudum hayata hasret kalanları,
Şu yürekten boşalan,
Yıllardır hiç tükenmeyen,
Hiç dinmeyen gözyaşları,
Kocasızları, kardeşsizleri, annesiz, babasızları, yetim ve öksüz çocukları ...
Ya şu kara bahtlı afganistan annelerini,
Başsız kolsuz şehitlerin başında ağlayan anneleri,
İhanet ve zulmün pençesinde,
şaşkın ve perişan ...
Cenk kalesini duydun mu?
Gördün mü şehitler tarlasını?
Kimyasal bombalar vurulan, kavrulan o kaleyi,
Halepçe kadar, hama kadar masum ve sessiz ...
Guantanamoyu duymayan var mı ki?
Zulmün lanetli yüzünü göremeyen?
Kelepçe ve prangalara vurulmuş,
Başlarına torbalar geçirilmiş,
Bilinmeyen dehlizlerde ölüme terkedilmiş,
Afganlı Asım’ları, Hubeyb’leri duymayan var mı ki?
Var mı ki bu zulümlere şahit olmayan bir tek canlı?
Alllah’ım Alllah’ım!
Gazabını yağdır, zalimin kara yüzüne ...
İşgal projeleriyle parsellenen, sömürülen, talan edilen,
islam coğrafyası kana bulandı ...
Bosna, Kosova, Lübnan, Çeçenistan, Doğu Türkistan kana bulandı..
Irak’ta yerle gök kana bulandı ...
Özgürlük adına mahzenler doldu taştı ...
Ebu Gureyb’de arş-ı alaya yükselen,
Fatıma bacının feryatlarını duymadan var mı ki?
"Ey Mü’minler ey müslümanlar!
Yardıma koşun, namuslarımıza sahip çıkın, ya da bizi öldürün
Ebu Gureyb’i başımıza yıkın" diyen şehit bacımızın..
Ve Ebu Gureyb’te kare kare teşhir edilen çırılçıplak kardeşlerimiz,
Çöp torbaları gibi üstüste yığılırken kardeşlerimiz,
Boyunlarında tasmalarla aşağılanırken kardeşlerimiz
Ve tüm islam alemiyle alay ederlerken barbar satanistler
Karınca gibi ezilirken ıraklı çocuklar
Susturulurken minarelerden ezanlar
Biz sadece bakakaldık, sadece bakakaldık..
Dedim ya kardeşim,
Kelimeler aciz,
Duygular donuk,
Gözler kör olmak istiyor,
Bu manzaraları görmemek için..
Bitmiyor işgal, bitmiyor zulüm
Acılar katmer katmer üzerimize yağıyor
Firavunlar, nemrutlar, haçlı seferleri, moğol istilası, siyonist baskınlar,
vahşi sırplar, barbar işgalciler hiç durmadı, hiç dinmedi mazlumların feryadı
Söyleyin, kaç Sabra, Şatilla, Cenin kurban edilecek?
Söyleyin kaç Muhammed can verecek baba kucağında?
Kaç Ahmet Yasin füzelerle vurulacak?
Kaç intifada can verecek ölü kalplerimize?
Ah söyleyin...
Ölü ve suskun kalplerimize şöyle sesleniyordu şehit Yasin..
"Siz ey müslümanlar!
Suskun ve aciz, gafletle uyuyanlar
Hala kalpleriniz sızlamıyor mu?
İslam ümmetinin acı felaketlerine.
için ve namusu için ümmetin izzeti için haykıracak biri yok mu?
Bizleri terörist ilan eden siyonist katillere kızacak biri yok mu?
Omuzlarımıza el verecek, gözyaşımızı silecek, direnişimize dua edecek biri yok mu?"
[/size
Akıtılan kanlar..
Dokunulan ırzlar
Çiğnenen hürmetler
Yetim bırakılan çocuklar
Evleri başlarına yıkılmış
Evladını kaybetmiş analar..
Dul kalmış kadınlar
İfsad edilmiş ekinler hürmetine
Ya Rabbi!
Bizlere bahşettiğin dinimizi, şerefimizi zalimlerin ayakları altında çiğnetme
Yurtlarımızı işgal eden düşmanlarına karşı bizleri zillete düşürme
Gücümüzü topla, zaaflarımızı gider
Biz mazlum, mustazaf mü’min kullarına yardım et..
****
Moderatöre Bildir
Logged
Bırak da bir ağaç gibi yerin altından çıkarıp ellerimi,
sevgilinin havasıyla sarmaş dolaş olayım,
uzayıp gideyim bari
...
..
.
Sayfa: [
1
]
Yukarı git
Yazdır
« önceki
sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:
Gitmek istediğiniz yer:
-----------------------------
-----------------------------
=> Yönetici Duyuruları
=> Üye Haber ve Duyuruları
===> Yurttan haberler
===> Dünyadan Haberler
===> Düğün-Konferans-Konser-Miting...
===> Filistin Özel
-----------------------------
Kuran-ı Kerim
-----------------------------
=> Kuran-ı Kerim Genel
===> Tefsir Dersleri
===> Tecvid dersleri
=> Kuran-ı Kerim video ve ses Dosyaları
-----------------------------
İslam Tarihi
-----------------------------
=> Hz.Muhammed (S.a.v)
===> Peygamber Efendimizin Hayatı
===> Hadis-i Şerifler
===> Ehl-i Beyt
=> Peygamberlerin Hayatı
=> Sahabeler'in Hayatından Tablolar
=> İslam Alimleri ve öncüleri
-----------------------------
-----------------------------
=> Tevhid Ve Akaid
=> Risale-i Nur'dan Damlalar
=> Dua penceresi
=> Tassavvuf
===> Marifetullah
===> Esmâ-ül-Hüsnâ
=> Fıkıh Köşesi
=> İslami Hayat Tarzı
===> İslamda Kadın ve Tesettür
===> İslam'da Aile Hayatı
===> Mümin'in Miracı: Namaz
===> Kuran-ı kerimde mümin
-----------------------------
-----------------------------
=> Özel Gün ve Geceler
=> Ramazan-ı Şerif
-----------------------------
-----------------------------
=> Kendi kalemizinden yazılarınız
===> vuslatsevdasi
===> Seccâd
===> kuranehli
===> selvi
===> ÂmâK-ı HâYâL
===> têkoşîn
===> HÂ-MÎM
===> hattab_72
===> Şehid Renginde
===> cürmümile
=> Düşünce yazıları/Makaleler
===> röportajlar
=> Öykü - Hikaye ve Kıssalar
===> Roman Kuşağı
=> Şiir Pınarı
=> Güzel ve ibretli Sözler
=> Kişisel Gelişim
=> Serbest Bölüm
===> Anketler
=> Tarihten Notlar
=> Kitap-kaset ve Dergi
-----------------------------
-----------------------------
=> Kelime ve Kavramlar
=> Arabic/Arapça
===> Maksud Dersleri
===> Izzi Dersleri
===> Bina Dersleri
===> Emsile Dersleri
=> Kurdi / Kürtçe
===> Zazaki (Zazaca)
=====> Zazaca Dersler
=====> Zazaca Şiirler / Zazaca Marşlar
=====> Zazaki/Zazaca
===> fêrgeha kurdî ( Kürtçe Dersler )
===> Helbest u Marşên Kurdî
=> English/İngilizce
===> Genel ingilizce
===> ingilizce Tensler (zamanlar)
===> Dini Yazılar
===> Eğitici Videolar
-----------------------------
-----------------------------
=> Sohbetler/Seslendirme
=> Ezgi ve ilahiler
===> Farsça Eserler
===> Türkçe Eserler
===> Kürtçe Eserler
===> Arapça Eserler
===> Diğer Diller
===> istek parçaları
=> sesli Şiir&Fon Müzikler
=> Film-Klip ve Belgeseller
===> Klipler
===> Flim - Tiyatro - Etkinlik Görüntüleri
===> Belgeseller
=> Resimler ve flashlar
===> karikatür/komik resimler
-----------------------------
PROĞRAMLAR
-----------------------------
=> ARAÇLAR
===> Güvenlik-İnternet
===> Eğitim-Okul
===> Ses / Resim / Video
===> Ekran-Masaüstü
===> İslami Programlar
===> Pc Soru/Cevap ve Faydalı Bilgiler
=> Bilim Ve Teknoloji
-----------------------------
-----------------------------
=> Tıp/ Sağlık/Şifa
===> Çocuk Sağlığı
===> Acil Durum İlk Yardım Bilgisi
=> Yemek Tarifleri
-----------------------------
-----------------------------
=> Çocuk Eğitimi
===> Çocuk Hikayeleri
===> Çocuk Dersleri
===> Çocuk için Oyun ve Resimler
===> Çocuk İlahileri
===> çocuk Video ve Klipleri
=> Mizah
===> fıkralar
-----------------------------
-----------------------------
=> Tavsiye Siteler
=> İstek, Öneri ve Şikayetleriniz
=> Vuslat Sevdalılar (tanişma)
Yükleniyor...