0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] 2 Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: YALAN  (Okunma Sayısı 613 defa)
MERXAS
MERXAS
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 5919


RABBİM BİZİ KENDİNE DOST SEÇİNCEYE KADAR YAŞAT


« : 29 Temmuz 2009, 08:06:24 »

YALANIN VE YALANCININ ZEMMİ

 - Safvân İbnu Süleym radıyAllahu anh anlatıyor: "Ey Allah'ın Resûlü! dedik, mü'min korkak olur mu?"

"Evet!" buyurdular. "Pekiyi cimri olur mu?" dedik, yine:

"Evet!" buyurdular. Biz yine:

"Pekiyi yalancı olur mu?" diye sorduk. Bu sefer: "Hayır!" buyurdular."

Muvatta, Kelâm 19, (2, 990).

 - İmam Mâlik'e ulaştığına göre, İbnu Mes'ud radıyAllahu anh şöyle demiştir: "Kul yalan söylemeye ve yalan söyleme niyetini taşımaya devam edince bir an gelir ki, kalbinde önce siyah bir nokta belirir. Sonra bu nokta büyür ve kalbinin tamamı simsiyah olur. Sonunda Allah nezdinde "yalancılar" arasına kaydedilir."

Muvatta, Kelam 18, (2, 990).
 - Behz İbnu Hakim an ebihi an ceddihi anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Yazıklar olsun o kimseye ki, insanları güldürmek için konuşur ve yalan söylerler! Yazık ona, yazık ona!"

Ebu Davud, Edeb 88, (4990); Tirmizi, Zühd 10, (2316).

 - Esma radıyAllahu anha anlatıyor: "Bir kadın gelerek: "Ey Allah'ın Resûlü! Benim bir kumam var. Ona karşı (yalan söyleyerek) kocamın vermediği şeyle karnımı doyurmuş göstersem bana bir mahzur getirir mi?" diye sordu. Aleyhissalatu vesselam:

"Verilmeyenle karnını doyurmuş gösterip övünen, tıpkı, iki yalan elbisesini giyen gibidir" cevabını verdi."

Buhari, Nikah 106; Müslim, Libas 127, (2130); Ebu Davud, Edeb 91, (4997).

 - Abdullah İbnu Amir radıyAllahu anh anlatıyor: "Bir gün, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, evimizde otururken, annem beni çağırdı ve:

"Hele bir gel sana ne vereceğim!" dedi. Aleyhissalatu vesselam anneme:

"Çocuğa ne vermek istemiştin?" diye sordu.

"Ona bir hurma vermek istemiştim" deyince, Aleyhissalatu vesselam:

"Dikkat et! Eğer ona bir şey vermeyecek olursan, üzerine bir yalan yazılacak!" buyurdular."

Ebu Davud, Edeb 88, (4991).

 - Hz. Ebu Hureyre radıyAllahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Ümmetimin sonunda yalancı Deccaller olacak. Onlar, ne sizin ne de atalarınızın hiç işitmediği şeyleri anlatacaklar. Onlardan sakının!"

Müslim, Mukaddime 6, (6).

 - İbnu Mes'ud radıyAllahu anh anlatıyor: "Şeytan insan suretinde temessül eder ve bir cemaate gelerek onlara yalan şeyler söyler. Bir müddet sonra cemaattekiler dağılırlar. Onlardan biri:

"Bir adam dinledim, yüzünü de tanırım ama ismini bilmiyorum. Şöyle şöyle söylemişti" diyerek (onun yalanını bilmeden tekrar eder)"

Müslim, Mukaddime 7. hadisin arkasında).

YALANIN MÜBAH OLDUĞU YERLER

 - Esmâ Bintu Yezîd radıyAllahu anha anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Ey insanlar! Pervanenin ateşe atılması gibi sizi yalanın peşine düşmeye sevkeden şey nedir? Halbuki, üç yer hariç yalanın her çeşidi âdemoğluna haramdır: Bu üç yere gelince:

1. Erkeğin, rızasını sağlamak için hanımına yalanı,

2. Harpte söylenecek yalan. Çünkü harp bir hileden ibarettir.

3. İki müslümanın arasında sulhü sağlamak kasdıyla söylenen yalan."

Tirmizi, Birr 26, (1940).

 - Ümmü Külsüm Bintu Ukbe radıyAllahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ı işittim, diyordu ki:

"İki kişinin arasını düzelten, hayır söyleyip, hayır tebliğ eden kimse yalancı değildir."

Buhari, Sulh 2; Müslim, Birr 101, (2605); Ebu Davud, Edeb 58, (4921); Tirmizi, Birr 26, (1939).

 - Safvan İbnu Süleym ez-Zühri radıyAllahu anh anlatıyor: "Bir adam: "Ey Allah'ın Resûlü! Ben karıma yalan söyleyeyim mi?" demişti. Aleyhissalatu vesselam: "Yalanda hayır yoktur!" buyurdular. Adam:

"Vaadde bulunmama, lehinde söylememe ne dersiniz?" diye tekrar sordu. Aleyhissalatu vesselam da: "Öyleyse sana bir vebal yok!" buyurdular."

Muvatta, Kelâm 18, (2, 990).
 - Hz. Ebu Hureyre radıyAllahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"İbrahim aleyhisselam sadece üç yalan söylemiştir: Bunlardan ikisi Allah'ın zatıyla ilgili; biri "İnne sagimü" sözüdür; diğeri de "Bel fegalehu kebiruhum haza" sözüdür. Bir tanesi de zevce-i pâkleri Sâre Hatun hakkındadır. Hz. İbrahim zalim birinin diyarına (Mısır'a) beraberinde Sâre de olduğu halde gelmişti. Sâre güzel bir kadındı. Sâre'ye: "Bu cebbâr herif, bilirse ki sen karımsın, senin için bana galebe çalar. Eğer sana soracak olursa, kızkardeşim olduğunu söyle! Çünkü sen, zaten İslâm yönünden kardeşimsin, din kardeşiyiz. Ben yeryüzünde senden ve benden başka bir müslüman bilmiyorum" dedi.

Bunlar zâlim kralın memleketine girince, adamlarından biri bunları gördü. Hemen gidip:

"Senin memleketine öyle güzel bir kadın girdi ki, sizden başkasının olması münasib değildir" dedi. Kral derhal adamlar gönderip, Sâre'yi yanına getirtti. Hz. İbrahim namaza durdu. Sâre adamın yanına girince, kraI (onu ayakta karşıladı, fakat) elini ona uzatamadı. Eli şiddetli şekilde tutuldu. Sâre'ye:

"Elimi salması için Allah'a dua et! Sana zarar vermeyeceğim!" dedi. Sâre de dediğini yaptı. Ama kral tekrar Sâre'ye sataşmak istedi. Eli, öncekinden daha şiddetli tutulup kaldı. Sâre'ye aynı şekilde ricada bulundu. O da kabul etti. (Adam normal hale dönünce tekrar) sataşmak istedi. Eli önceki iki seferden daha şiddetli şekilde tutuldu. Sâre'ye yine:

"Allah'a dua et, elimi salsın, sana zarar vermeyeceğim!" diye rica etti. Sâre dua etti, adamın elleri açıldı. Kral kadını getiren adamı çağırdı ve ona: "Sen bana insan değil bir şeytan getirmişsin. Bunu diyarımdan çıkar!" dedi. Sâre'ye, Hâcer'i bağış olarak verdi.

Sâre yürüyerek geldi. İbrahim onu görünce:

"Nasılsın, ne haber?" dedi. Sâre:

"Hayır var! Allah cebbârın elini tuttu ve (bana) bir hâdim verdi!" dedi."

Hz. Ebu Hureyre radıyAllahu anh der ki:

"Ey sema suyunun oğulları! Bu kadın (Hâcer) sizin annenizdir."

Buhâri, Enbiyâ 9, Büyü' 100, Hibe 36, Nikâh 12, İkrâh 6; Müslim, Fezâil 154, (2371); Ebu Dâvud, Talâk 16, (2212); Tirmizi, Tefsir, Enbiya, (3165).

RESULULLAH HAKKINDA YALAN

 - Hz. Ali radıyAllahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki: "Benim hakkımda yalan söylemeyin. Zira benim üzerime yalan uyduran cehenneme girer."

Buhâri, İlm 38; Müslim, Mukaddime 1, (1); Tirmizi, İlm 8, (2662).

- İbnu'z-Zübeyr radıyAllahu anhüma anlatıyor: "Babama dedim ki: "Ben niye senin Resülullah'tan hadis rivayetini işitmiyorum. Halbuki falan ve falandan çokça işitiyorum?" Bana şu cevabı verdi:

"Evet ben, müslüman olduğum günden beri Aleyhissalâtu vesselâm'ı hiç terketmedim. Hep beraber olduk. Ancak O'nun şöyle söylediğini de işittim:

"Kim bile bile bana yalan nisbet ederse ateşteki yerini hazırlasın."

Buhâri, İlm 38; Ebü Dâvud, İlm 4, (3651).

 - Muğire İbnu Şu'be radıyAllahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

"Benim üzerime söylenen yalan, bir başkası üzerine söylenen yalan gibi değildir. Öyleyse kim bile bile bana yalan nisbet ederse cehennemdeki yerini hazırlasın!"

Buhâri, Cenâiz 34; Müslim, Mukaddime 4, (4); Tirmizi, İlm 9, (2664).

 - Mücâhid merhum anlatıyor: "Büşeyr el-Aşevi, Hz. İbnu Abbâs

radıyAllahu anhümâ'ya gelip:

"Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki..." diyerek birşeyler anlatmaya kalktı. Ancak İbnu Abbâs onu konuşmaya bırakmadı ve kendisine iltifat etmedi. Büşeyr:

"Sözlerimi niye dinlemiyorsunuz? Ben size Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'dan anlatıyorum, hiç tınmıyorsunuz, niçin?" diye sordu. İbnu Abbâs ona şu cevabı verdi:

"Biz vaktiyle, bir kimsenin "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki" dediğini işitince, gözlerimizi ona çevirip kulaklarımızı da dinlemek üzere uzatıyorduk. Ne zaman ki, insanlar hadis rivayetinde laubalileştiler, biz de onlardan ancak bildiklerimizi almaya başladık."
Moderatöre Bildir   Logged

GİDENLER HÜSEYNİ İŞ YAPMIŞTIR KALANLAR ZEYNEBİ İŞ YAPMALIDIR YAPMAYANLAR YEZİDİDİR....
MERXAS
MERXAS
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 5919


RABBİM BİZİ KENDİNE DOST SEÇİNCEYE KADAR YAŞAT


« Yanıtla #1 : 29 Temmuz 2009, 08:08:31 »

Kalbini Parçalıyordu..ünlem

Çok eski devirlerde bir adam vardı.
Bu adam, kötü arkadaşların etkisi ile yolunu şaşırmıştı.
Kumar oynar, hırsızlık yapar, her türlü kötülüğü işlerdi.
Kazancını fena yollarda harcar, evine, çocuklarına hiç bakmazdı.

Yaşlı babası, oğlunun bu durumuna çok üzülüyordu.
Torunlarının bakımsız hali, ihtiyar adamın kalbini parçalıyordu.
Sonunda dayanamadı, oğlunu bu kötü yoldan kurtarmak için onunla konuşmaya karar verdi.

Bir gün, oğlunu karşısına alan yaşlı adam:

— Oğlum! Seninle bazı şeyler konuşmak istiyorum, dedi. Oğlu:

— Ne konuşacaksın? deyince:

— Senin durumun beni çok üzüyor. Çok kötü arkadaşların var.
Hep kötü şeyler yapıyorsun.
Senin böyle olduğunu herkes biliyor.
Ne olur! Bu yol­dan vazgeç. İyi bir insan ol.
Evine, çocuklarına bak. Onlara iyi örnek ol.
Kötülüğün sonu yoktur. Kötülük yapanlar, sonunda başkalarının kötülüklerine uğrarlar, dedi.

Bu sözleri duyan adam, babasına hak verdi.
Bir süre düşündükten sonra:

— Peki, ne yapmamı istiyorsun?
Doğru yola nasıl dönebilirim? diye sordu. Babası:

— Senden sadece bir şey istiyorum.
Doğruluktan ayrılma ve yalan söylemeyeceğine söz ver yeter, dedi. Oğlu:

— Bundan kolayı ne var! Ben çok şey isteyeceğini zannettim.
Söz veriyorum. Asla yalan söylemeyeceğim.
Ağzımdan yalnız doğru söz çı­kacak, dedi.

Gerçekten de adam doğru konuşmaya, yalan söylememeye başla­dı. Fakat birden her şey değişti.
Hırsızlık yapamaz, kumar oynayamaz oldu.
Doğru sözlülüğü onu kötülüklerden uzaklaştırdı.
Sonunda iyi bir in­san oldu.
Yaptıklarından pişmanlık duydu ve tövbe etti.
Böyle akıllı bir babası olduğu için de Allah'a şükretti.

Peygamberimiz(s.a.v.)'in:
"İnsan, doğru söyleye söyleye Allah katında doğrulardan yazılır." (Buhari,) sözünün anlamını daha iyi anladı.

Moderatöre Bildir   Logged

GİDENLER HÜSEYNİ İŞ YAPMIŞTIR KALANLAR ZEYNEBİ İŞ YAPMALIDIR YAPMAYANLAR YEZİDİDİR....
têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3576



WWW
« Yanıtla #2 : 10 Ocak 2011, 20:37:36 »

Rabbim bizi yalanın her türlüsünden muhafaza etsin.Allah razı olsun
Moderatöre Bildir   Logged

vuslat
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5352


Sözüm tükendi, manayı sessizliğe yükleyip sustum


« Yanıtla #3 : 10 Ocak 2011, 20:54:45 »

Bir gün Peygamber Efendimiz’e sormuşlar: ‘Ey Allah’ın Resulü! Bir Müslüman korkak olabilir mi’, ‘olabilir’,
‘peki cimri olabilir mi’, ‘evet, mümkün’,
‘ya yalancı olabilir mi?’,
Peygamber Efendimiz’in cevabı net: ‘Hayır, Müslüman yalancı olamaz’.

Doğru söz müslümanı güçlü kılar. çünkü gücünü gerçekten alır; yalan ise her zaman güçsüzdür.
Müslümanın en büyük sermayesi doğruluk olmalıdır, konuşurken, söz ağzından çıkarken asla ve asla yalan söz konuşmamalı, çünkü yalan söz Bir müslümana asla yakışmaz. o yalan söz, sözlerin en çirkinidir.
Bundan dolayıdırki Resulullah s.a.v yalan söylemenin münafıkların alameti olduğunu özellikle belirtmiştir: “Münafığın üç alameti vardır: Konuştuğunda yalan söyler, emanete hıyanet eder ve verdiği sözde durmaz”.

Allah bizi yalancılarla dost olmaktan sakındırsın ve bizi yalancıların şerrinden korusun.
Moderatöre Bildir   Logged

Ya Rebbî! ez Ji bela û zehmetîya, arîkarî te dêxwazîm. Ez xwe davim te...
têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3576



WWW
« Yanıtla #4 : 10 Ocak 2011, 21:06:44 »

Allah razı olsun güzel açıklamışsınız.
Abi sanalda yalan konuşma reelde yalan konuşma gibi midir?
Moderatöre Bildir   Logged

vuslat
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5352


Sözüm tükendi, manayı sessizliğe yükleyip sustum


« Yanıtla #5 : 10 Ocak 2011, 21:26:39 »

Abi gerçekten önemli bir konuya değinmişsiniz,
Belki soruyu biraz daha güncelleyerek şunu sorabiliriz?
-bir kişi sanal'da yalan konuşabilir mi? yalan konuşursa, Allah katındaki sorumluluğu gerçek hayattaki gibimidir?

Şahsen sanal dünya ve yalan konuşma hakkında şunu söyleyebilirim;
Bir kişi sanalda bile olsa, ya göründüğü gibi olmalı, yada olduğu gibi görünmelidir. Belki farklı bir kişiliğe börünerek, farklı şekillere girerek (olmadığı bir meziyeti varmış gibi göstererek), bir başkasının kimliğine börünerek, yada muhataplarını yanıltarak, aldatarak, kandırarak bir vebal altına girmiş olacak ki, Allah muhafaza yalancıların ve hilebazların sınıfına dahil olmuş olur.
Sorumluluk alanı aynıdır.
Öyle ise, bir müslüman sanal ortam bile olsa,  iki yüzlü bir davranış sergileyemez. Ve aldatan taraf olamaz. Eğer çeşitli şekillerde yalana başvurup muhataplarını aldatırsa, Allah'ın katında sorumlu olur ve gerçek hayattaki gibi cezaya muhatap kalır.
Sanal ortam bile olsa muhattap insandır. Dolayısı ile insan olan muhatabına karşı yalan konuşmak bir müslümana yakışmaz.
Yok sanaldır, gerçek değildir, kendimi gizlemek için, başkaları beni bilmesin diye eğri konuşabilirim diyenler, düşüneneler olabilir, Bence bu durumda da kendini aldatmaktan başka bir şey yapmış olmaz.  Eğer kimliğini gizlemek gereği duyarsa bir insan, belki yalan konuşmamak için sorulardan kaçar, yada cevapsız bırakır, yada konuşmayacağını söyleyebilir. Belki en doğru davranış da bu olur.

Nacizane fikrim budur hocam.

Belki dğer üye kardeşlerimizin de fikirlerini almak isteriz.

selam ile.
Moderatöre Bildir   Logged

Ya Rebbî! ez Ji bela û zehmetîya, arîkarî te dêxwazîm. Ez xwe davim te...
cebelinur
dogruhabergazetesi.com
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2346

ŞİMDİ DUA ZAMANIDIR......


« Yanıtla #6 : 10 Ocak 2011, 21:48:43 »

bence yalan yalandır.yalanın sanalı reeli olmaz.sen söylediğinin doğru yada yalan olduğunu biliyorsun.hak değilse batıldır, yalandır.
yalan, felaket demektir. ne yazık ki bugün internetin yanlış kullanımı yalanı körüklüyor. sanal ortamda yalan artık sıradanlaştı. bunun gerçek hayata yansımaları da var. bu, zaten açıkça görülüyor. gerçek bir Müslüman sanal ortamda da asla yalan söylemez. yalan, her yerde yalandır.
Moderatöre Bildir   Logged

Kabrin arkası için çalışınız. Hakiki saadet ve lezzet ordadır.
têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3576



WWW
« Yanıtla #7 : 10 Ocak 2011, 21:50:39 »

Allah razı olsun abi.Cebelinur kardeşimizin dediği gibi yalanın reeli sanalı olmaz; yalan yalandır.Nihayetinde  muhattabınızı aldatma vardır.Malesef bazen bu tür şeylere şahid olabiliyoruz.Bu sanal yalanlar ufaktan başlar derken reel hayatta da insanı yalana götürür.Münafıkların alametini taşımak ne kötüdür.Rabbim bizi korusun.
Bundan kurtulmak için 'her an yüce Allah'ın bizimle olduğunu düşünmemiz bu hastalığın ve belki bir çok hastalığın reçetesi olabilir.

bu nifak belirtilerinden başka nasıl kurtulabiliriz hocam ?
Moderatöre Bildir   Logged

kördüğüm
kırıntı
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1880


inadına özgürlük inadına direniş...


« Yanıtla #8 : 10 Ocak 2011, 22:07:46 »

Alıntı
yalandan kurtulmak için 'her an yüce Allah'ın bizimle olduğunu düşünmemiz bu hastalığın ve belki bir çok hastalığın reçetesi olabilir
ahiret gününe imanımız tam elhamdülillah,reelde söylenen yalanın hesabını nasıl vereceksek sanaldaki yalanın da hesabını aynen vereceğimizi düşünmek de etkili olur bu nifaktan kurtulmak için.
Moderatöre Bildir   Logged

...:::Rabb'im tut ki elimden, düşmeyeyim:::...

vuslat
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 5352


Sözüm tükendi, manayı sessizliğe yükleyip sustum


« Yanıtla #9 : 10 Ocak 2011, 22:29:47 »

Muhataplarımız müslümanlardır. DOLAYISI İLE SÖZLERİMİZ ÖNCELİKLE KENDİNİ MÜSLÜMAN GÖREN HERKESE, DAHA SONRA DOĞRULUKTAN YANA OLAN insanadır.

Tekoşin hocam sizlerin de bellirtiği gibi yalan yalandır, sanalı ve reeli olmaz. DOLAYISI İLE GERÇEKLERDEN BERRİ OLAN BİR ANLAYIŞIN ADI YALANDIR.

Bütün bir toplum hayatının intizamı, düzeni doğrulukla mümkündür. Doğruluğun olmadığı yerde huzur, sükunet ve rahatlıktan eser kalmaz. Bir camiada, platformda, ailede doğruluk olmazsa, o mekanda ülfet, muhabbet, huzur ve güvenin varlığından zaten söz edilemez. Yalan sözleri çok olan bir toplulukta, iftiralar, düşmanlıklar ve anlaşmazlıklar hiç eksik olmaz.
 
Bu hastalıktan kurtulmanın temeli Allaha hesap vereceğimizin bilincinde olmamız gerekir. Ahiret yurduna inanan ve Allaha hesap vereceğinin bilincinde olan bir insan doğruluğu ilke edinmeli. velev ki  Aleyhimize bile olsa nefsimizi doğru söylemeye alıştırmalı Hayatımızın her anında doğruluktan ayrılmamayı öğrenmeliyiz. Her alıp verilen nefeste bir hesap bir sorgunun olduğunu bilerek adım atmalıyız.

Allah c.c Kuran-ı Kerim de;
Ey iman edenler! Allah'tan sakının ve doğru söz söyleyin. Böyle davranırsanız, Allah işlerinizi düzeltir ve günahlarınızı bağışlar. Kim Allah ve Resulüne itaat ederse, büyük bir kurtuluşa ermiş olur.
Ahzâb, 33/70-71.


selam ile.
Moderatöre Bildir   Logged

Ya Rebbî! ez Ji bela û zehmetîya, arîkarî te dêxwazîm. Ez xwe davim te...
Sayfa: [1] 2 Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
YALAN İslami Hayat Tarzı MERXAS 0 189 Son Mesaj 18 Temmuz 2008, 08:25:02
Gönderen: MERXAS
YALAN... fıkralar __YaZ_yAğMuRu__ 3 196 Son Mesaj 26 Mayıs 2009, 16:18:39
Gönderen: __YaZ_yAğMuRu__
asla yalan söyleme Çocuk Hikayeleri _uMuT_ 2 305 Son Mesaj 26 Haziran 2009, 14:29:02
Gönderen: _uMuT_
En iyi yalan Mizah HabiR 1 221 Son Mesaj 09 Temmuz 2009, 22:21:46
Gönderen: kördüğüm
Yalan, Bu Dünya, Yalan...Aynadaki Yalan... Şiir Pınarı HabiR 0 158 Son Mesaj 13 Aralık 2009, 15:48:41
Gönderen: HabiR
Yalan Söyliyene Çocuk Hikayeleri cürmümile 1 238 Son Mesaj 03 Nisan 2010, 09:47:29
Gönderen: KeRvAnCaN
Bir bilinmez hâldeyim; ne bildiğim yalan gerçek, ne gerçek bildiğim doğru yalan. Güzel ve ibretli Sözler FAİLİ MEÇHUL 1 1083 Son Mesaj 23 Aralık 2010, 17:49:11
Gönderen: têkoşîn