0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: YALAN  (Okunma Sayısı 190 defa)
MERXAS
MERXAS
Site Yöneticisi
*****
Online Online

Mesaj Sayısı: 5919


RABBİM BİZİ KENDİNE DOST SEÇİNCEYE KADAR YAŞAT


« : 18 Temmuz 2008, 08:25:02 »

Yalan çok kötü bir huydur. Şeytan-ı Lâinin ahlâkıdır. Yalan ilk kere şeytandan vârid olmuştur. Hz. Âdem aleyhisselam ve Hz. Havva validemize karşı yalan söyleyerek yasak edilmiş olan meyveden yemelerine ve cennetten çıkarılmalarına sebep olmuştur. Kâmil bir mü’minin yalan söylemesi düşünülemez. Böyle bir şeye tevessül edemez. İnsanların dilleri vasıtasıyla irtikap ettikleri pek çok günah vardır. Dil ile yapılan günahın en büyüğü ise yalandır. Allah’ı inkar etmek, peygamberleri yalanlamaktır. Kişiyi şirke, küfre götüren söz söylemektir.

Dil ile yapılan günahların bir kısmı şunlardır:

1- Yalan söylemek. Yalanın en kötüsü Allah hakkında, Peygamber sallAllahu aleyhi ve sellem hakkında yalan söz söylemektir.

2- İnsanları eğlendirmek, güldürmek için bir sürü yalan yanlış hikayeler, masallar anlatmak.

3- Münakaşa etmek, cedelleşmek.

4- Çirkin sözler konuşmak, sövmek, olur olmaz her şeye lânet etmek.

5- İnsanlarla alay etmek.

6- Yalan yere yemin etmek.

7- İnsanların şehvetlerini kamçılayan müstehcen ahlâk dışı türkü, şarkı söylemek.

8- Gizli yaptığı, Allah’tan başka kimsenin görmediği günahlarını, böbürlenerek insanlara ifşa etmek, anlatmak.

9- İslam’ın aleyhinde, Müslümanların aleyhinde konuşmak.

10- Elbette dil ile yapılan günahların en büyüğü küfür, şirk ve inkârdır.

11- Malâyâni, lüzumsuz ve gereksiz yere konuşmak, çok konuşmak, boş konuşmak.

12- İftira etmek, gıybet etmek, dedikodu yapmak ve benzeri günahlar dil ile yapılan günahlardandır.

Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

"Vay haline, her yalancı ve günahkâr kişinin ki, Allah’ın kendisine okunan ayetlerini işitir de sonra büyüklük taslayarak sanki hiç onları duymamış gibi (küfründe) direnir. İşte onu acı bir azab ile müjdele!" (Câsiye/7)

"O halde pislikten, putlardan sakının, yalan sözden sakının." (Hac/30)

Müslümanın yalan söylemesi, yalan yere yemin etmesi, yalancı şahitliği yapması çok çirkindir. Kişilikli bir insanın yapabileceği bir davranış değildir. Maalesef zamanımızda, her hususta olduğu gibi bu hususta da insanımız büyük bir zaaf içerisindedir. Çok basit şeyler için yalan söylüyor, yalan yere yemin ediyorlar.

Ailemiz içinde bilmeden o kadar yalan konuşuluyor, o kadar yalan vaatlerde bulunuluyor ki, pek çoğumuz bunun farkında bile olmuyoruz. Bilhassa anne ve babaların çocukları için söyledikleri birçok sözler, onların yalan söylemelerine bir nevî zemin hazırlıyor. Meselâ, bir anne çocuğunun yaptığı yaramazlıkları durdurmak için, ona çoğu kez yapmayacağı tehditlerde bulunur. Akşam baban gelince yaptığın bütün bu yaramazlıkları söyleyeceğim, der. Ama çoğu kez söylemez. Veya şu köşeye oturup uslu uslu durursan veya derslerine çalışırsan ben de sana şunu alacağım, şunu yapacağım, der. Ama çoğu kez bu vaatlerini yerine getirmez. Ve bilmeden yaptığımız hatalı davranışlarla yavrularımızı yanlış bir şekilde eğitmiş oluruz.

Bu misaller çoğaltılabilir. Ama ne gerek var. Yaşantımızın bütün safhalarında bu yanlışları yapmaktayız.

İdarecilerin yalanları ise, yalanların en kötülerindendir. Sürekli halkına yalan söyleyen, yalan vaatlerde bulunan idareciler, toplumun fesâdında baş sorumludurlar.

Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır:

"Doğruluk iyiliğe götürür. İyilik cennete iletir. Kişi doğrulukta devam eder durur. Nihayet Allah katında sâdık olarak yazılır. Yalan fücura iletir. Fücur ise ateşe götürür. Kişi yalan söylemekte devam eder. Nihayet Allah katında yalancı olarak yazılır." (Buhari, Müslim)

Müslümanın lüzumsuz, boş, malâyâni ile vakit geçirecek bir zamanı yoktur. O zamanın büyük bir hazine olduğu şuuru ile vaktini hep faydalı şeylerle geçirir.

Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır:

"Kişinin Müslümanlığının güzelliği malâyâniyi (boş ve faydasız sözleri) terketmesidir." (Tirmizi)

Bir kısım kişiler, insanları güldürmek, eğlendirmek için yalan-yanlış birçok şeyler konuşur ve anlatırlar. Bu gibi kişiler için Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır:

"İnsanları güldürmek için yalan-yanlış konuşan kişinin vay haline! Vay haline! Vay haline!" (Ebu Davud)

Bazı insanlar toplumda kabul görür, her hususta kendine itimat edilir, sözlerine güvenilir. Böyle kişilerin yalan söylemesi  çok daha kötüdür. Kendisine güvenen insanlara karşı büyük bir hıyanettir. Her Müslümanın bu konuda çok titiz olması gerekir. Ama bu gibi kişiler herkesten çok daha dikkatli, hassas olmalı, etrafındaki kişilerin itimadını sarsacak yalan-yanlış sözlerden, yalan konuşmaktan şiddetle sakınmalıdırlar.

Nitekim Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır:

"Senin doğru söylediğine inanan bir adama yalan söylemen en büyük hıyanettir." (Ebu Davud)

Bir kısım insanlar vardır ki, her duyduğunu belki de iyice dinleyip anlamadan rastgele her yerde anlatır. Bu duyduklarını anlatırken belki de kötü bir kastı da yoktur. Fakat sözü iyi dinleyip, iyice anlamadan anlatınca, birçok yanlış anlamalara, yanlış yorumlara sebep olmaktadır. Anlatan eksik veya fazla anlatarak günaha girerken başkalarının yanlış yorumlarına sebep olduğundan da ayrıca günaha girmektedir. Belki de bir kısım fitnelere sebep olmaktadır. Kaldı ki bir kişi konuşulanları çok iyi dinleyip, anlayıp hıfzetse de, her duyduğunu rastgele her yerde anlatması münasip değildir. Her şey yerinde gerektir. Yerinde konuşulmayan söz, yerinde yapılmayan amel zâyidir.

Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır:

“Kişiye yalan olarak, her duyduğunu anlatması yeter." (Müslim)

Bir kısım tacirler, hem sermayede yalan söyleyerek ve hem de yalan yere yemin ederek, meselâ, malını, malında olmayan vasıflarla överek satmaktadır. Bu kişiler böyle yapmakla hem kazancına haram katıyor ve hem de Allah katında değersiz bir duruma düşüyor.

Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır:

"Allah, kıyamet gününde şu üç kimsenin ne yüzüne bakar, ne de onlarla konuşur.

Yaptığı iyiliği başa kakan,

Malını yalan yeminlerle satan,

Büyüklük taslayarak elbisesi içinde salınan." (Müslim)

Şeyh Sâdi Şirazî  şöyle öğütte bulunur:

"Her kim sözünü tartmadan söylerse, alacağı cevaptan incinir. Sözünün bütün manâsıyla doğru olduğunu bilmedikçe ağzını açmasın. Doğru söylenip zincire vurulmak, yalan söyleyerek zincirden kurtulmaktan daha iyidir. Yalan söylemek kılıç yarasına benzer. İyileşse de izi kalır. Yusuf aleyhisselamın kardeşleri gibi ki, bir kere adları yalancı çıktığı için ikinci sözleri doğru olduğu halde babaları Yakub aleyhisselam, bu sizin uydurmanızdır, dedi."

Bütün bunlar amel edilsin diye söylenmiş, bütün nasihatlar hayata yansıtılsın diye yapılmıştır. O bakımdan geçmişten ibret alıp, elde ettiğimiz doğru bilgileri yaşantımıza yansıtmalıyız. Geçmişte yalanlar, yalan haberler nice felâketlere, nice telafisi güç musîbetlere sebep olmuştur.

Şeyh Sâdi der ki:

"İki kişi öldü ve ah vah ederek gittiler. Birisi mal kazanıp cimrilik yapan, yemeyip içmeyen; diğeri de ilim öğrenip de bildiği ile amel etmeyen."

Rüyaya yalan katmak ya da görmediği halde rüya görmüş gibi yalan uydurmak da büyük bir günahtır.

Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır:

"Yalanların en büyüğü, bir kimsenin görmediği bir rüyayı görmüş gibi anlatmasıdır." (Buhari)

Anne, baba, çocuklarına vaadettiği şeyleri muhakkak yerine getirmelidirler. Aksi takdirde yalan söylemiş ve çocuklarına yalanın yolunu açmış olurlar.

Abdullah bin Amir radıyAllahu anhdan şöyle rivayet olunmuştur.

"Bir gün Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem evimizde oturuyorken annem beni çağırdı ve gel de sana bir şey vereceğim dedi. Rasûlullah sallAllahu aleyhi ve sellem ona dedi ki:

- Ne vermek istedin?

- Hurma.

- Eğer ona bir şey vermeseydin bu söz aleyhinde yalan olarak kayda geçerdi."  buyurdu. (Ebu Davud)

Yalan söylemenin caiz olduğu yerler de vardır. Böyle bir durumda kişi yalan söylemekle, günahkâr olmaz. Çünkü maksat yalan söylemek değil, bir kötülüğü önlemek veya bir iyilik yapmaktır:

1- Harpte yalan söylemek, düşmanın Müslümanlara zarar vermesini önlemek için, onlara yanlış bilgi vermek, yalan söyleyerek yanıltmakta bir beis yoktur. Böyle durumlarda doğru değil, bilâkis yalan söylemek gerekir. Çünkü harp hiledir.

2- Birbirine küs olan iki Müslümanı barıştırmak için aracılık yapan bir kişi de o kişilerin birbirlerine karşı soğukluğunu, kızgınlığını gidermek ve barıştırmak maksadıyla yalan söyleyebilir.

3- Karı kocanın birbirlerine karşı muhabbetlerini artıracak, aile yuvasını bir huzur yuvası yapacak davranışlarda, iltifatlarda bulunmaları gereklidir. Meselâ karı-koca kendilerinde olan bazı vasıfları, gönüllerini hoş etmek, ülfet ve muhabbetlerini artırmak için mübalağalı olarak anlatabilirler. Yaptıkları işleri olduğundan fazla övebilirler. Bunda bir beis yoktur.

 

Moderatöre Bildir   Logged

GİDENLER HÜSEYNİ İŞ YAPMIŞTIR KALANLAR ZEYNEBİ İŞ YAPMALIDIR YAPMAYANLAR YEZİDİDİR....
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
GRUP NASİHAT- YALAN DÜNYA Türkçe Eserler Nar-ı Zehra 8 497 Son Mesaj 12 Ekim 2008, 17:31:44
Gönderen: MuSLiM
Yalan söylemeyen çocuk.. Çocuk Hikayeleri __YaZ_yAğMuRu__ 1 258 Son Mesaj 10 Şubat 2010, 20:18:13
Gönderen: cürmümile
Yalan, Bu Dünya, Yalan...Aynadaki Yalan... Şiir Pınarı HabiR 0 158 Son Mesaj 13 Aralık 2009, 15:48:41
Gönderen: HabiR
ÇOCUK VE YALAN SÖYLEMESİ Çocuk Eğitimi Bişnev 0 136 Son Mesaj 22 Şubat 2010, 23:04:48
Gönderen: Bişnev
Çocuklarda Yalan Önlenebilir Çocuk Eğitimi vuslat 1 151 Son Mesaj 08 Ağustos 2010, 15:04:49
Gönderen: vuslat
Çocuklar Neden Yalan Söyler Çocuk Eğitimi vuslat 0 140 Son Mesaj 08 Ağustos 2010, 15:12:16
Gönderen: vuslat
Bir bilinmez hâldeyim; ne bildiğim yalan gerçek, ne gerçek bildiğim doğru yalan. Güzel ve ibretli Sözler FAİLİ MEÇHUL 1 1083 Son Mesaj 23 Aralık 2010, 17:49:11
Gönderen: têkoşîn