0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Yalan söylemeyen çoçuk..  (Okunma Sayısı 244 defa)
Nar-ı Zehra
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1178


"Leyl-i Firak"


« : 09 Ağustos 2008, 23:47:02 »

Seyyid Abdülkadir Geylâni hazretleri küçük yaşta iken, bir arefe günü çift sürmek için tarlaya gitti. Bir öküzün kuyruğuna tutunup ardından giderek oynuyordu. O anda bir ses işitti:

''Ey Abdülkâdir! sen bunun için yaratılmadın ve bunlarla emir olunmadın''ünlem

Bu ses, Abdülkâdir Geylâni hazretlerini korkuttu. Eve gelince dama çıktı. Hacıları gördü. Arafat'ta vakfeye durmuşlardı.
-Anneciğim! bana izin ver de Bağdat'a gidip, ilim öğreneyim. Sâlihleri, evliyâyı ziyaret edeyim.
Annesi de dedi ki:

-Ey benim gözümün nûru ve gönlümün tâcı evladım, Abdülkâdir'im! senin ayrılığına dayanamam. Sensiz ben ne yaparım? Bu bakımdan müsâade edemiyorum.

Abdülkâdir-i Geylâni Hazretleri, tarlada olan bitenleri anlattı. Annesi ağladı. Kalkıp babasından miras kalan 80 altını alıp, kırkını kardeşine ayırdı. Kırkını da bir keseye koydu ve keseyi elbisesinin koltuğuna dikti. Sonra oğlunun gözlerinin içine bakarak dedi ki:

-Ey benim gözümün nuru ve gönlümün tacı evlâdım, Abdülkâdir'im! Hak teâlânın rızâsı için olmasaydı katiyyen bırakmazdım. Huzur ve esenlik içinde sefere çık! Yolun açık olsun! seninle belki ebedi olarak ayrılıyoruz. Sana son olarak nasihatım şudur ki:''Eğer beni memnun etmek istiyorsan, hiçbir zaman yalan söyleme , doğruluktan asla ayrılma! Allah  ü teâlâ her zaman ve her yerde doğrularla beraberdir''.

Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri annesine söz verdi ve ağlayarak elini öptü. Bağdat'a gitmek üzere bulunan bir kervana rastgeldi ve aralarına katıldı. Hemedan'ı geçmişlerdi. Bir müddet yol aldılar. Arz-ı Tetrenk denilen mahalle geldiklerinde kervanda bir bağırıp, çağırma koptu. Önlerine aniden bir sürü eşkıya çıkıp kervana saldırdılar. Bir anda sandıklar yere yıkıldı. Eşyalar yağma edilmeye başlandı. Eşkıyalar, kervandakilere birer birer sual edip, üzerlerinde her ne buldularsa aldılar. Sıra Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretlerine geldi. Eşkıyalardan biri latife olsun diye bunu önüne çekip sordu:

-Fakir çocuk, söyle bakalım senin neyin var?

-Üzerimde yanlız 40 altınım var.

Eşkıya inanmamıştı. Bırakıp gitti. İkinci bir harâmi sual edip, o da aynı cevabı alınca vaziyeti reislerine bildirdiler.

''Bu çocuk 40 altınım var'' diyor dediler.

Bu defa da reisleri sordu:

-Senin üzerinde ne var?

-Hırkamda dikili 40 altınım var.

Reisleri adamlarına dönerek dedi ki:

-Açın bakın, bakalım! Adamları üstünü aradılar, içinde 40 altın bulunan keseyi bulup reislerine verdiler.
Eşkıya reisi hayretle sordu:

-Peki evlât, sen neden üzerinde altın olduğunu söyledin? Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri dedi ki::

-Ben evden ayrılırken anneme asla yalan söylemiyeceğime söz vermiştim. 40 altın için sözümü bozar mıyım?
Bu sözleri duyup hakikate şahit olan eşkıya başının gözleri yaşardı. Abdülkâdir-i Geylâni hazretlerinin hakikat dolu gözlerine bakıp onunla kendi yaşını ölçtü. Kendisinin bu yaşa kadar nice hiyanet ve zulümler işlediğini, birgün Hakka yönelmediğini acı acı düşündü ve o güne kadar yaptıklarından pişman olup, ellerini başına vurarak şöyle haykırdı:

-Eyvah! biz de Allah  ü teâlâ söz vermiştik.::Bunca zamandır şeytan(aleyhinlane)(aleyhinlane)a uyup ahdimizi bozduk. Fenalık yaptık. Yarın Hak huzurunda acaba bizim halimiz ne olacak? Sonra arkadaşlarına dönerek dedi ki:

-Ey arkadaşlarım! Bana bakınız, beni dinleyiniz! Ben, bunca senedir Hak teâlâ karşı olan ahdimi bozdum. O'na isyan ettim. İçimden gelen bir pişmanlıkla bütün günahlarıma tövbe ile RABBİMin yoluna iltica ediyorum. Bundan böyle inşaAllah  , Hak teâlânın râzı ve hoşnut olmadığı bir şeyi yapmıyacağım. Reislerine pek ziyade bağlı olan eşkıyalar hep bir ağızdan dediler ki:

-Efendimiz, reisimiz! Biz de sizden ayrılmayız. Eşkıyalıkta reisimizdin, hidâyette de reisimiz ol!
Bunun üzerine kervan ehlinden ne alınmışsa sahiplerine iâde edildi. Bir sürü eşkıya Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretlerinin önünde tövbe etti. Kendisi tekrar yoluna devam ederek Bağdat'a vardı.
Moderatöre Bildir   Logged

ѕözüм∂üя яαввιмє ηιşαηℓıуıм∂ıя şєнα∂єTє...


Ne mutLu Rabbinin eLindeN "ŞeHaDet beRatı"nı aLanLara ünlem
zillet_bizden_uzaktir
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 153


« Yanıtla #1 : 19 Ağustos 2008, 23:51:05 »

Allah razi olsun  guzel paylasim icin
Moderatöre Bildir   Logged
Nar-ı Zehra
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1178


"Leyl-i Firak"


« Yanıtla #2 : 20 Ağustos 2008, 18:24:26 »

Cümlemizden ins..
Moderatöre Bildir   Logged

ѕözüм∂üя яαввιмє ηιşαηℓıуıм∂ıя şєнα∂єTє...


Ne mutLu Rabbinin eLindeN "ŞeHaDet beRatı"nı aLanLara ünlem
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
YALAN... fıkralar __YaZ_yAğMuRu__ 3 196 Son Mesaj 26 Mayıs 2009, 16:18:39
Gönderen: __YaZ_yAğMuRu__
ALİM ÇOCUK 1.0.2 (İslami Çocuk Gelişimi) İslami Programlar vuslat 4 1749 Son Mesaj 27 Eylül 2009, 21:42:24
Gönderen: MuSLiM
Yalan söylemeyen çocuk.. Çocuk Hikayeleri __YaZ_yAğMuRu__ 1 258 Son Mesaj 10 Şubat 2010, 20:18:13
Gönderen: cürmümile
Yalan, Bu Dünya, Yalan...Aynadaki Yalan... Şiir Pınarı HabiR 0 159 Son Mesaj 13 Aralık 2009, 15:48:41
Gönderen: HabiR
ÇOCUK VE YALAN SÖYLEMESİ Çocuk Eğitimi Bişnev 0 136 Son Mesaj 22 Şubat 2010, 23:04:48
Gönderen: Bişnev
Çocuk ve çocuk yetiştirilmesi üzerine Çocuk Eğitimi têkoşîn 0 157 Son Mesaj 19 Haziran 2010, 23:03:55
Gönderen: têkoşîn
Bir bilinmez hâldeyim; ne bildiğim yalan gerçek, ne gerçek bildiğim doğru yalan. Güzel ve ibretli Sözler FAİLİ MEÇHUL 1 1083 Son Mesaj 23 Aralık 2010, 17:49:11
Gönderen: têkoşîn