0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: 1 ... 4 5 [6] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: AŞK VE MUHABBET HİKAYELERİ  (Okunma Sayısı 3433 defa)
têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3576



WWW
« Yanıtla #50 : 19 Ocak 2012, 15:06:11 »

Niye bana uzaksın sevdiceğim? Gözlerinin büyüsünü özlemedim mi sanıyorsun? Sözlerinin sıcağı kalbimde bin efsûn. Sen yokken kuyulara düşüyor düşlerim. Sen olmayınca, sevda yetim; aşk öksüz, şefkat kimsesiz. Sensiz, hesapların hepsi yarım kalıyor. Sensiz, defterlerin hepsi açık duruyor. Hata etmişim, şimdiye dek varlığını hesaplamışım hep; çok geç anlıyorum. Yokluğun ne hesaba gelmez işmiş; kıvranıyorum, yanıyorum, ağlıyorum.
 

Beni unutmadın değil mi? Unutmak ne garip şey ki, unutanlara unuttuğunu da unutturuyor. Dipsiz bir kuyuya düşüyor gibisin; içindeki unutuş bin kuyuyu kuyuya atıyor. Seni unutmak bana haram olsun. Unutulmak ne acı şey ki; unutulanın unutulduğu kimsenin hatırına gelmiyor. Sonsuz bir karanlıkta yitiyor gibisin; unutuluşun nice karanlığı karanlığa itiyor. Senin unutman bana uzak olsun.
 Alev üşür mü bi’tanem? Taş katılığına yanar mı? Dağ yalnızlığına ağlar mı? Ayrılığın araya girmekten bıktığı olur mu? Yalnızlığın da canı sıkılmaz mı? Göz yaşının da göz yaşı döktüğü olmaz mı? Derdin de başı derde girmez mi? Acıyı da vurmazlar mı? İhanete de ihanet eden hainler çıkmaz mı? Yokuşların da yorulduğu olmaz mı? Sensizlik bir gün de senin yoluna çıkmaz mı?
 
Benden sana yol çıkar mı ey sevdiceğim? Ben beni bende toplasam, sen çıkar mı ey sevdiğim? Ben beni benden çıkarsam, elde sen kalır mı ey sevdiğim? Olmadı; ben beni bana bölsem, yine sen mi çıkar sevdiğim? Ben beni benle çarpsam, sen olur mu? Görüyorsun ya, benden yana hep küsûrat ve küsûrat… Hesaplar tutmuyor; dört işlemin dördü de beni sana getirmiyor. Denklemlerin beri yanındayım hep; sana denk gelmiyor yanımdaki hiçbir şey. Eşitlik hep senden yana bozuluyor. Ben bana kalıyorum; sıfırlanıyorum. Yok oluyorum; hesaplar bensiz tamam oluyor.
 
Yoksa, küs müsün bana ey sevdiceğim? Ya yolumu gözlemiyorsan? Yollar ne der bana sonra; ben ne derim yollara? Ya beni özlemiyorsan? Sesler küser kulağıma; heceler darılır dudağıma. Ya yüz çevirmişsen benden? Ne ederim sonra? Kalbim kaçar kalbimden; ellerim elimden çıkar. Ya gözlerim gözlerine hiç değmeyecekse? Işık kör kalır sonra; bakışım boşluğa düşer.
 

Orada mısın ey sevdiğim? Seni sevmeler cumhuriyetindeyim. Seni sevenlerin toprağında ayaklarım. Senin baktığın dağa çakılı gözlerim. Kalbim senin sevdiğin, senin sevdirdiğin gökleri emiyor. Sana geliyorum. Aynalar yolumu kesiyor. Yoğu var sanıyorum. Aldanıyorum. Yollar dolanıyor; beni yine bana getiriyor. Yoldayım sanıyorum. Hüsrana uğruyorum. Yokuşlarda susuyorum.. Seraba kanıyorum. Yanıyorum.
 
Aynalar da bıkmaz mı aldatmaktan bir gün ey sevdiceğim? Sen yoksun diye kapatmazlar mı gözlerini? Yollar da bir akşam üstü omzundan atmak istemez mi sensizliğin yükünü? Sana varmadıklarını anlar anlamaz yoldan çıkmazlar mı? Yokuşlar yorulmadı mı hâlâ beni yormaktan? Bir sabah isyan edip baş aşağı dönmezler mi? Serap çok mu memnundur susuzları aldatmaktan? O da su içmek istemez mi bir öğle vakti sevgilinin dudağından? Alevler üşümez mi, sevdiceğim, sen yokken? Karanlık seni görmeyi özleyip de açmaz mı gözlerinin bandını bir gece yarısı? Işık bakışına değmeye can atmaz mı?
 

Niye uzağım sana sevdiceğim? Neredesin? Sen ki içimde sızımsın; sanki senin gözünden dökülür göz yaşlarım. Sen ki, kalbimde ıssızlığımsın; hep senin yanında bekler sevdiklerim. Sen ki, yolların sonunda bulduğumsun; önce de sonra da sana uğrar hasretim. Sen ki, dağda gördüğümsün; aslında senin yüzünde kavuşur Ferhat ile Şirin. Sen ki, köşe başında beklediğimsin; öyle ki hep senin göğsünde durulur kalbim. Sen ki, kapı ardında yolunu gözlediğimsin; sadece senin yanında teselli bulur öksüzlüğüm ve yetimliğim. Sen ki, yanımda bildiğimsin; ipini bıraktım ceylanların. Sen ki, içimde sakladığımsın; uzak olsun başkaca yakınlıklarım.
 


Sen sevdiceğimsin.
 Yitiğimsin.
 Eksiğimsin.
 Susadığımsın.
 Suskunluğumsun.
 Sözüm sendendir.
 Sözüm sanadır.
 Sözüm sendedir.
 Sözüm sensin.
 Ben sustum, sen söyle iyiliğimi…
 
Moderatöre Bildir   Logged

Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2261


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #51 : 11 Şubat 2012, 19:55:43 »




eğer ki;
uçurum kıyısında boynu bükük,
bir kardelensen..
bil ki hikayende aynıdır ....

kırık dökük bir sevdaysa öykün,
iç acıtan kardelenin hikayesini oku o zaman....

çok sevdiler birbirlerini,
yaprak yaprağa bakışırken..
"ben varım korkma" dedi
çiçeklerden biri ,
suya hasretken...

ne kadar da masumdular...
yağmur damlacıklarını paylaşırken....

en narin dallarından kırıldılar bazen,
yılmadılar...
yine açtılar sevdaya..
masmaviydi gökyüzü,
ve yemyeşildi çimenler...
ilk aşkı tattılar,
sonunda karar verdiler.....

evet,
asla açmayacaklardı baharda,
kar zamanı açıp,
sevdayı hatırlatıcaklardı..
aşkı hatırlatıcaklardı...
"söz mü ?"
...söz.....

mevsim değişti,
toprak filizlendi,
düştü cemreler,
sevdalı çiçeklerden biri dayanamadı ,
ve açıverdi...
diğeri ise sözünü tuttu...
kışı bekledi....

yağmurlar yağdı
ve nihayetinde ilk kar düştü ,
dağ tepelerine..
delerek asi karları başını ,
çıkardı sevdalı çiçek..
yaprakları sevdiğini aradı...
yoktu...
yoktu...


hani söz vermişti..
boynunu büktü....

o günden sonra o çiçeğin adı" kardelen "kaldı...
boynu ise hep büküktü hüznünden..
sevdası gibi bembeyazdı...
ve mevsimsiz hep açıveren çiçeğe ise" hercai" dendi...

ne hercai kardeleni,
ne kardelen hercaiyi bir daha göremedi....

tıpkı,tıpkı...ünlem

Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3576



WWW
« Yanıtla #52 : 20 Şubat 2012, 17:03:11 »



Rivayet edilir ki; kuşların hükümdarı Simurg Anka kuşu; Kaf Dağı'nın üzerindeki tepede bilgelik ağacının dalları arasında oturur ve kuşlar dünyasına hükümdarlık edermiş. Ve ne zaman kuşlar dünyasında bir kargaşa olsa, ya da mutuzluklar doğsa Simurg Anka uçar gelir, huzursuzlukları ortadan kaldırır haklının hakkını haksızın da cezasını verir ve yeniden bilgelik ağacına geri dönermiş..Sözün kısası kuşlar onun varlığıyla huzur içinde yaşayıp giderlermiş.
 Bir dönem gelmiş ki kuşlar dünyasında yaşam zindana dönüvermiş. Sıkıntılar haksızlıklar ard arda geliyor yalanın dolanın hilenin önü kesiliyormuş. Haber salmışlar Simurg Anka ' ya ve bu adaletli krallarını beklemeye başlamışlar. Bir gün,üç gün,eş gün... Ne gelen var ne giden. İçlerinden bir kısmı Simurg'un geleceğinden umudu kesmiş; diğer bir kısmıda ''Eğer Simurg Anka var olsaydı şimdiye kadar gelirdi. Gelmediğine göre böyle bir kuş yok diyerek beklemekten vazgeçmişler.
 
Derken; uzak ülkelerdeki kuş sürülerinin o güne dek görmedikleri bir kuş tüyü bulduklarını öğrenmişler. Bunu duyunca kuşlar kralının yasadığını, bu tüyünde ona ait olduğuna kanaat getirmişler... Ve içlerindeki bir kaç akıllı kuşun önerisiyle '' mademki o gelmiyor biz ona gidelim'' fikrinde birleşerek yer yüzünün bütün kuşları Kaf Dağı'na doğru kanat çarpmaya başlamışlar.
 
Günler geçmiş aradan... Yol uzak mı uzak! Uzun yola dayanamayan çeşitli bahaneler uydurarak birer ikişer dökülmeye başlamışlar. Önce bülbül dönmüş geriye güle olan sevdasını öne sürerek. Kanarya, tüylerinin bozulduğunu sitemle fısıldamış... Oysa ki, bu tüylerinden ötürü kafeslere kapatılıyormuş hep. .. Turna, '' ben olmazsam aşıklar nasıl ulaşır sevdiklerine ?'' demiş baykuş viraneleri özlemiş ve geriye dönmüşler.
 
Kaf Dağı ' na gitmek için geriye kalan az sayıdaki kuşlar canla, başla kanat çırpmaya devam etmişler.. Yolun son kısımlarında yedi tükenmez vadiden geçiliyormuş. Son iki vadi olan ''yokoluş'' ve ''ölümsüzlük'' vadisine vardıklarında bütün kuşlardan geriye sadece otuz kuş kalmış... Bütün güçleriyle bu vadileride aşmışlar ve Kaf Dağı' naki tepeye bilgelik ağacına ulaşmışlar. Ve bilgelik ağacından öğrenmişler ki; Simurg Anka, ''otuz kuş'' demekmiş!
 
Yani,hepsi ve de her birisi "Simurg Anka" imiş meğerse....
Moderatöre Bildir   Logged

têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3576



WWW
« Yanıtla #53 : 23 Şubat 2012, 10:21:17 »


Bir gece sohbet ederlerken kapı vurulmuş,
dışarıdan kalabalık bir güruh;
 

Şeeeems dışarı çıkkk!” diye bağırmıştı.
 
Mevlana yaklaşan acı kaderi sezmişçesine:
 
”Çıkma” diye yalvardı.
 
Zat boyutundan, Hikmetten öte Kudretten bakan Şems gülümsedi:
 
”Telaşlanma, verdiğimiz sözü tutma vakti gelmiştir”
 diyerek kapıya yöneldi.
 
Mevlana: “Ne sözü, nereye, niyeee?” diye yapıştı ellerine…
 
Şems, yıllardır sakladığı sırrı söyledi:
 
“Şam’da Rabbime yalvarmış,
 aşkımı seyredeceğim bir ayna istemiştim.
 
Rabbim seni verdi, sende seyrettim…”
 
İyi işte, seyre devam edelim, dedi Mevlana.
 
Şems;
 ”Rabbim de bana demişti ki, o aynayı verirsem ne bağışlarsın?
 
Tereddütsüz şöyle demiştim; Başımı veririm!…”
 
Şems dışarı çıktı. Sadece bir “Allah” nidası duyuldu.
 
Ay ışığında yerde üç beş damla kan seçiliyor,
 
ama ne baş, ne ceset, ne de katiller gözükmüyordu!…
 
Aşkları sır olmuştu.
 
Mevlana’yı sahiplenenler,
 
Onu paylaşmak istemeyenler şehit etmişti Şems’i.
 
Aşkın doğasıydı en yakın çevrenin tahammülsüzlüğü!…
 
Aşkın doğasıydı Firkat!..
Moderatöre Bildir   Logged

Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2261


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #54 : 30 Mart 2012, 17:18:40 »




Yalnız bir adam, bir gün bir koza bulur.
Kozanın içinde küçük birtırtıl vardır.
Adam çok sever bu tırtılı, onunla tüm yalnızlığını, tüm sevgisini paylaşır.
Gel zaman git zaman tırtıl büyür, güzel bir kelebek olur.
Adam,kelebeğine hayran… Bırakamaz bir türlü…
Aslında kelebeğin aklında dağlar, kırlar, çiçekler vardır da; kıyamaz bir türlü adama ve sevgisine, yalnız bırakamaz Onu….
Üç günlük ömrünü sevildiği ve sevdiği yerde geçirmeyi arzulamaktadır yüreği…
Ama adam da bilir ki; Sevmek bazen vazgeçmeyi de bilmektir….
Kelebeğine son kez bakar ve onu salıverir özgürlüğüne, kırlarına, çiçeklerine doğru…
Kelebek mutlu olmasına mutlu olur ama hiç bir meltem, hiç bir çiçek
yaprağı adamın avucunun sıcaklığı andırmaz…
Aklında adam, o çiçek senin bu çiçek
benim dolaşır saatlerce….
Adam kelebeğe sevdalı, bakıp durur boşluğa…
Kelebek ise hala konacak sıcak bir avuç aramakta…
Kelebek şunu anlamıştır;
BAZEN AİT OLDUĞUMUZ YER, SICAK BİR AVUÇTUR BİLİRİZ AMA O YERİN BIZE AİT OLMA İHTİMALİ BİR HİÇTİR…
Adam da şunu idrak etmiştir; HİÇ BİR SEVDAYI YALNIZCA SEVGİYLE YAŞATAMAZSINIZ…
O günden sonra kelebek, adama duyduğu özlemi gömecek bir dağ aramaya
başlar,
ama gücü tükenene dek arayış da bulamayınca anlar ki;

HİÇ BİR DAĞ, BİR
ÖZLEMİ GÖMEBİLECEĞİ KADAR BÜYÜK DEĞİLDİR…

Adam ise sevdasını koyar sımsıcak avuçlarına, kelebegin yerine……
Herkes bir şeyler yaşar. İyi ya da kötü, doğru ya da yanlış…
Yaşadıklarından ders çıkararak hayatına bir yol verir.
Aynı zamanda düşüncelerine de…

Bırak SEVGİ seni bulsun...

Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Sayfa: 1 ... 4 5 [6] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
SAHİCİ MUHABBET Düşünce yazıları/Makaleler muhammed-i dava 0 154 Son Mesaj 06 Temmuz 2008, 12:05:28
Gönderen: muhammed-i dava
Aşk ve Muhabbet Öykü - Hikaye ve Kıssalar ikra_nur 1 206 Son Mesaj 16 Ocak 2009, 20:31:51
Gönderen: __YaZ_yAğMuRu__
Muhabbet Çocuk Eğitimi vuslat 0 155 Son Mesaj 04 Ekim 2009, 19:51:57
Gönderen: vuslat
DOSTLUK VE MUHABBET Düşünce yazıları/Makaleler Bişnev 2 265 Son Mesaj 02 Kasım 2009, 00:34:46
Gönderen: deniz_
Faniye Muhabbet Beladır Tassavvuf MERXAS 6 614 Son Mesaj 15 Nisan 2010, 13:53:49
Gönderen: Le_Nasbirenne
Muhabbet Ateşi Hizmetle Artar İslami Hayat Tarzı MERXAS 5 280 Son Mesaj 13 Ocak 2011, 08:28:57
Gönderen: MERXAS
Eşler Arasında Muhabbet. İslam'da Aile Hayatı MUHACİR 1 531 Son Mesaj 30 Mayıs 2011, 12:23:36
Gönderen: _uMuT_