0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: AZİMET VE RUHSAT MESELESİ:  (Okunma Sayısı 758 defa)
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2261


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« : 09 Aralık 2011, 19:07:15 »

AZİMET:

Azimet lügatta kasdetmek,yönelmek, karra vermek gibi manalara gelmektedir.Fıkıf usulü ilminde şöyle tarif edilmiştir: "Meşşekkat, zaruret gibi arızi bir özre bağlı olmaksızın baştan konan asli hükümlerdir." Bu tarife göre azimet;Farz ,vacip, haram,mekruh, mendup, mubah gibi bütün teklifi hükümleri içine alır.Hiç şüpesiz azimet hükümleri, zaruret, meşekkat gibi arizi  hallere bağlı olmaksızın  başlangıçta konmuş ve normal şartlarda bütün mükelleflerin uymakla yükümlü tutuldukları asli hükümlerdir.  Bumna karşılık, zaruret meşekkat gibi , arizi sebeplere bağlı olarak kullara azimet hükmünü terk etme imkanını veren ve hafifletilmiş olarak ikinci defa konmuş hükmede vruhsat denir.. Mesela oruç tutmak bütün mükelleflere vacip(farz) dır ki, bu vucup hükmü,asli bir hükümdür. yani azimettir. Fakat hasta ve yolculara karşılaştıkları güçlük sebebiyle oruç tutmama kolaylığının tanınması ise ruhsattır. Bu bakımdan azimet ve ruhsat hükümleri teklifi hükümlerden sayılmıştır.

d. edecek inş..
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2261


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #1 : 10 Aralık 2011, 15:00:19 »

  Bazı usul alimleri azimeti, normal şartlarda asli hükümlerin uygulanması için,  Allah tarafından konmuş bir "sebeb" şeklinde telakki ederek, vaz'i hükümlere dahil etmişlerdir. Onlara göre ruhsatta Allah'ın bir hükmü hafifletmek için bellib ir vasfı "sebeb" olarak koymasından ibaret olan vaz'i hükümdür.  Usulcülerden bazılarının azimet ve ruhsatı teklifi hükümlerde,  diğerlerinin ise vaz'i hükümlerinden kabul etmeleri, esasa taalluk eden bir husus olmayıp tamamen şer'i hükümlere farklı yönlerden bakmalarından kaynaklanmaktadır. Nitekim bazı usülcüler, karşılığında ruhsat bulunsun  ve ya bulunmasın bütün asli hükümlere azimet derken, diğer bir kısmıda sadece karşılığında ruhsat bulunan hükümlere bu adı vermektedir.



 

Vaz'i hükümler: Allah Teala'nın teklifi hükümleri bağladığı bir kısım ka­yıt ve şartlardır.

Şer'î hükümlerin yerine getirilmesi için bunları gerektiren sebeblerin bu­lunması, kendilerinde aranan şartların tahakkuk etmesi ve bunları engelle­yecek manilerin ortadan kalkması gerekir. Mesela yükümlünün kılmış oldu­ğu bir farz namazının sahih olması için namazın sebebi sayılan vaktin girme­si, sıhhatinin şartı olan abdestin alınmış olması ve sıhhatini engelleyen de­lilik gibi bir maninin bulunmaması gerekir.
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2261


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #2 : 12 Aralık 2011, 19:28:35 »

   RUHSAT:

   Tarifi:


   Ruhsat lugatta kolaylık manasına gelir. Fıkıh usulü ilminde, meşekkat , zaruret gibi bir özre bağlı olarak kullara azimet hükmğne terketme imkanı veren ve hafifletilmiş olarak sonradan (ikinci defa) konmuş hükme, ruhsat denir.

  Ruhsatın sebebleri çoktur: zaruret ve meşekkatin giderilmesi, kolaylığın getirtmesi ve benzerleridir. Mesela, normal şartlar altında murdar eti yemek haramdır. Fakat açlıktan ötürü ölüğm tehlikesine uğrayan bir şahsa murdar eti yemek mubah olur. Aynı şekilde bir yabancı erkeğin bir yabancı kadına bakması haramdır. Ancak bir doktorun tedavi maksadiyle kadının bakılmaması lazım olan mahalli görmesi cazidir.
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2261


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #3 : 19 Aralık 2011, 16:14:26 »

KISIMLARI:

islam hukukuna göre yapılması yasak olan bşr fiilin işlenmesi ve yapılması, vacip olan bir fiilin de terkedilemsi suçtur ve günahtır. Ancak ruhsat halinde bu kaşde uygulanmamaktadır. Bu sebebple de ruhsat verilen durumlarda haram bir fiili işleyen cezalandırılmaz veya vacip olan bir işi terk eden kınanmaz. Çünkü ruhsat'ta  bazan haram olan bir fiil, mubah hale gelir, bazanda vacip olan bir fiilin terk edilmesi caiz hale gelmiş olur.  Bu yönden ruhsat, iki kısma ayrılır:

1) Yapma Ruhsatı:
2)Terketme Ruhsatı:

Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2261


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #4 : 23 Aralık 2011, 16:56:06 »

Yapma  Ruhsatı:
(Haram işleyebne izin verme ruhsatı) Azimet, bir fiilin yapılmasını haram kılıyrosa, ruhsatta o fiilin yapılmasını mubah veya vacip hale getiriyorsa, o ruhsata yapma ruhsatı denir.Zaruret, meşekkat, güçlük hallerinde haram (memnu) olan şeyler, mubah hale gelir. Bu ruhsatın çeşitleri durumları vardır:
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2261


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #5 : 31 Aralık 2011, 12:47:38 »

AZİMET HÜKMÜ BAKİ KALMAKLA BİRLİKTE RUHSAT HÜKMÜ DE BULUNAN DURUMLAR:

Bu durumdalarda, insan azimet veya ruhsata göre amel etmekte serbesttir. Fakat asli hükmün baki kalması bakımından azimetle amel etmek, daha fazziletli bir iştir veya daha fazla sevap kazandırır. Mesela, Allah imanın farz oluşu bir azimettir, onu inkar etmede haramdır. Ancak kalben inanması şartıyle, ölüm tehdidi altında bulunan bir müslümana, diliyle görünüşte Allah'ı inkar etmesi,kolaylığının tanınması bir ruhsattır. Burada azimete uyarak diliylede Allah'ı inkar etmeyip öldürülürse şehit olur.  Aynı şekilde bir başkasının malını yemek haramdır.  Ancak açlıktan ve susuzluktan dolayı ölüm tehlikesine maruz kalan bir şahsın ölmeyecek kadar bir başkasının malından yemesi, mubah olur. Başkasının malından yemeyip, açlıktan ölen şahıs, günahkar olmaz. Çünkü ruhsata değil, azimet hükmüne göre amel etmiştir.[/b]
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2261


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #6 : 07 Ocak 2012, 15:43:28 »

AZİMET HÜKMÜ SONA ERİP  SADECE RUHSAT HÜKMÜ BULUNAN DURUMLAR:

Bu durumlarda insan, azimet ve ruhsata göre amel etmekle muhayyer değildir. Bu durumlarda azimet hükmü terk edilerek ruhsat hükmüne göre amel edilmesi,vaciptir. Mesela susuzluktan veya açlıktan  ölecek duruma gelen birisi domuz eti, ölü etini yemesi veya şarap içmesi vaciptir. Burada azimet hükmü olan haramlık, mubahlığa dönüşmüştür. Bu durumda bir kişi, haram olan şeyleri yemeyip içmeyip ölürse  günahkar olur. Hanefiler bu nevi ruhsata işkat yani düşürme ruhsatı adını verirler. Çünkü bu durumda ruhsata uymak vacip, azimet hükmü düştüğünden ona uymakta haramdır.
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2261


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #7 : 07 Ocak 2012, 15:51:18 »

TERKETME RUHSATI:

Azimet bir fiilin yapılmasını vacip kılıyorsa, ruhsatta o fiilin geciktirilmesini veya terkedilmesini gerektiriyorsa, ona terketme ruhsatı denir. Ramazanda hasta ve yolcuların oruçlarını yemeleri buna misal olur. Mükellef isterse azimete göre hareket eder. ancak hasta ve yolcuların hayatları tehlikeye girecekse, ruhsatla amel etmeleri vacip, azimetle hareket etmeleri haraamdır.  Bu sebeple bu ruhsattaan istifade etmeyerek oruç tutup ölen şahıs, günahkar olur. Hanefiler buna terfih ruhsatı adını verirler
Usul alimleri iki çeşit ruhsattan daha bahsederler...
Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Âl-i İmran
Yardımcı Yönetici
****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2261


“Batın-ı kalp ayine-i sameddir ve ona mahsustur”


« Yanıtla #8 : 07 Ocak 2012, 16:27:19 »

1. ÖNCEKİ ÜMMETLERE VACİP OLAN ZOR TEKLİFLERİN BİZDEN KALDIRILMASI:

Mesela Musa A.S Şeriatinde insan nefsini öldürmek suretiyle günahlarından kurtulabilridi. Bizse insan tevbe ile affettirebilir...

2.KIYASA AYKIRI BAZI AKİTLERİN MEŞRU KILINMASI:

Selam akdi gibi

Burada bir hususa işeret etmekte fayda görmekteyiz. "Zaruretler, mennu olan şeyleri mübah kılar" kaidesi zaruret halinde yasak yani haram olan şeylerin mubah olduğunu göstermektedir.Zaruretler, memnu (yasak, haram ) olan şeyleri mubah hükmünde kılıyor. Dolayısıyle zaruret halinde yasak olana bir şey işlenince, faili sorgu süale çekilmiyor. Ancak bazı hürmetleryani haram, yasaklar vardırki, hiç bir özür ve zaruret, onları mübah kılmaz ve mübah muameleside yaptıramaz. . Haksız olarak bir adam öldürmek gibi. Hiç bir zaman insan öldürmenin haram olduğu hükmü değişmez. Bu sebeple tehdid ilede olsa bir şahsın öldürülmesi caiz değildir. Zira ırza tecavüzde böyledir. Bunlardada haraamlık hükmü değişmez. Bu sebeple bir kişiye ölümle tehdit altında bulunsa bile başkasının ırzına tecavüzz etmesi caiz değildir...

-son-


Moderatöre Bildir   Logged

İntizarınla çöller deli divaneydi, Firkatin bir kor idi, Alev idi dile ey YAR …
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
MÜCTEHİD VE İCTİHAD MESELESİ Tevhid Ve Akaid « 1 2 » Âl-i İmran 18 744 Son Mesaj 21 Ekim 2010, 15:03:27
Gönderen: Âl-i İmran
ECEL MESELESİ Tevhid Ve Akaid Âl-i İmran 7 307 Son Mesaj 01 Ocak 2011, 21:16:47
Gönderen: Âl-i İmran
KUR'AN'DA NÂSİH-MENSÛH MESELESİ Kur'an-ı Kerim Genel « 1 2 » Âl-i İmran 19 1783 Son Mesaj 08 Mayıs 2011, 11:07:36
Gönderen: Âl-i İmran