Nisanurahzab
Yeni Üye
Puan: 12
Offline
Mesaj Sayısı: 288
Şeyh Said Atıf Bediüzzaman tene çav lıre manŞK\13
|
 |
« : 02 Şubat 2010, 16:26:18 » |
|
İ’lem Eyyühel-Aziz! Velilerin himmetleri, imdadları, mânevî fiilleriyle feyiz vermeleri hâlî veya fiilî bir duadır. Hâdi, Mugis, Muîn ancak Allah'dır. Fakat insanda öyle bir lâtife, öyle bir halet vardır ki, o lâtife lisanıyla her ne sual edilirse, -velev ki fâsık da olsun- Cenâb-ı Hak o lâtifeye hürmeten o matlubu yerine getirir.
İ’lem Eyyühel-Aziz! Sem', basar, hava, su gibi umumî nî'metler daha ehemmiyetli, daha kıymetli olduklarına nazaran, hususî şahsî nimetlerden kat kat fazla şükre istihkak ve liyakatları vardır.
Binaenaleyh o gibi umumî nimetlere karşı nankörlük edip şükran etmemek, en büyük küfrân-ı nîmet sayılır. Hal bu merkezde iken, bazı insanlar şahıslarına ait hususî nimetlere karşı Allah'a şükrederlerse de, şu umumî nimetler onlara şümulü yokmuş gibi fikirlerine bile gelmiyor. Halbuki en büyük nîmet, âmm ve dâimî olan nîmetlerdir. Umumiyet kemâl ve ehemmiyete delil olduğu gibi, devam da ulviyet ve kıymete delâlet eder.
İ’lem Eyyühel-Aziz! Mü'minler ibadetlerinde, dualarında birbirine dayanarak cemaatle kıldıkları namaz ve sair ibadetlerinde büyük bir sır vardır ki; her bir ferd, kendi ibadetinden kazandığı miktardan pek fazla bir sevab cemaatten kazanıyor. Ve her bir ferd ötekilere duacı olur, şefaatçi olur, tezkiyeci olur, bilhassa Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâma... Ve keza her bir ferd arkadaşlarının saadetinden zevk alır ve Hallâk-ı kâinata ubâdiyet etmeye ve saadet-i ebediyeye namzed olur.
|