suskunlar meclisi - Sükûtumuz'dan anlamayan, sohbetimizden bir şey anlamaz..!
30 Temmuz 2010, 13:25:13
Selamun Aleyküm,
Ziyaretçi
. Lütfen
giriş yapın
veya
üye olun
.
1 Saat
1 Gün
1 Hafta
1 Ay
Her zaman
Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Ana Sayfa
Yardım
Ara
Takvim
Giriş Yap
Kayıt
suskunlar meclisi - Sükûtumuz'dan anlamayan, sohbetimizden bir şey anlamaz..!
>
Kuran-ı Kerim
>
Kuran-ı Kerim Genel
>
Tefsir Dersleri
(Moderatörler:
Seccâd
,
Kıyam
,
Zehra_Betül
) >
Fussilet suresi; 11
Sayfa: [
1
]
2
Aşağı git
« önceki
sonraki »
Yazdır
Gönderen
Konu: Fussilet suresi; 11 (Okunma Sayısı 237 defa)
Seccâd
Dermanê dilan
Site Yöneticisi
Puan: 290
Offline
Mesaj Sayısı: 1207
"Dilimden düğümü çöz"
Fussilet suresi; 11
«
:
05 Mart 2010, 00:57:23 »
Bismi- HÛ
ثُمَّ اسْتَوَى إِلَى السَّمَاء وَهِيَ دُخَانٌ فَقَالَ لَهَا وَلِلْأَرْضِ اِئْتِيَا طَوْعًا أَوْ كَرْهًا قَالَتَا أَتَيْنَا طَائِعِينَ
Summestevâ iles semâi ve hiye duhânun fe kâle lehâ ve lil ardı’tiyâ tav’an ev kerhâ(kerhen), kâletâ eteynâ tâiîn(tâiîne).
1. summe : sonra
2. istevâ : istiva etti, yöneldi
3. iles semâi (ilâ es semâi) : semaya
4. ve hiye : ve o
5. duhânun : duman, buhar halinde
6. fe : sonra
7. kâle : dedi
8. lehâ : ona
9. ve li el ardı : ve arza, yeryüzüne
10. i'tiyâ : ikiniz gelin
11. tav'an : isteyerek
12. ev : veya
13. kerhen : kerih olarak, istemeyerek
14. kâletâ : ikisi de
15. eteynâ : biz geldik
16. tâiîne : isteyenler olarak (isteyerek)
Sonra duman hâlinde bulunan göğe yöneldi; ona ve yeryüzüne, “İsteyerek veya istemeyerek gelin” dedi. İkisi de, “İsteyerek geldik” dediler.
Moderatöre Bildir
Logged
"...Bu da bir şıkşıkıyyeydi geldi ve geçti."
Seccâd
Dermanê dilan
Site Yöneticisi
Puan: 290
Offline
Mesaj Sayısı: 1207
"Dilimden düğümü çöz"
Ynt: Fussilet suresi; 11
«
Yanıtla #1 :
05 Mart 2010, 01:03:43 »
"sonra duman halinde bulunan göğe yönlendi,ona ve yer küreye isteyerek veya istemeyerek gelin dedi ikiside isteyerek geldik dediler"
Bu ayetin yorumunu yapmadan önce fusulet suresi hakkında kısa bir bilgilendirme yapmak istiyorum: Bilindiği gibi fusulet suresi hamim surelerinden ikincisidir,efendimiz s.a.a.nın çok okuduğu surelerdendir. Büyük islam düşünür ve bilim adamları 7 hamimin evrene ait pek çok sırlar taşıdığını bize eserlerinden bildirmişlerdir.7 hamimin fatihadaki 7 ayete özel yorum sırrı getirdiği ifade edilmiştir. Yorumunu yapacağımız bu 11.ayet dünyanın yaradılışını anlatan 10. ayetten sonra gelmekte yaradılışa dair birçok fiziki inceli taşımaktadır. Bütün ayetlerde olduğu gibi elbette bu ayetinde birçok hikmetleri ve yorumları vardır. Ben bu ayetin jeofizik açısından taşıdığı mesajı açıklamaya çalışacağım. Şimdi lütfen ayeti birkaç defa okuyarak önemli noktaları zihnimizde toplamaya çalışalım.
Özellikle cenabı hakkın bu ayet içerisindeki beyanlarında alışılagelmiş tanımların dışındaki noktaların tesbitine dikkat edelim. Ben bu noktaları şöylece hatırlatmak isterim:
(alıntı)
Moderatöre Bildir
Logged
"...Bu da bir şıkşıkıyyeydi geldi ve geçti."
Seccâd
Dermanê dilan
Site Yöneticisi
Puan: 290
Offline
Mesaj Sayısı: 1207
"Dilimden düğümü çöz"
Ynt: Fussilet suresi; 11
«
Yanıtla #2 :
11 Mart 2010, 00:27:07 »
a-"sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi"
bu ifadede bize özel bir sır veriyor zira cenabı hak birşeyi murat edince ona ol der oda hemen oluverir. Neden özellikle semaya yöneldi buyuruluyor? Bize önemli bilimsel bir hakikati açıklamak için dikkatimizi çekiyor.
b-arz ve fezaya bir uyum çağrısında bulunuyor
istesenizde istemesenizde gelin birbirinize uyun diye emrediyor. Yine cenabı hakkın kudretinde ve emrinin kesinliğinde yaradılanın istememesi diye birşey yoktur. İstemesenizde uyun emri bize arzla arz semasının birbirine bir intibak zorluğu içinde olduğu gerçeğini anlatmak içindir. Ayrıca burada arza uyum sağlayan semanın arza en yakın seması olduğu bildirilmiştir Şimdi arzla yakın seması iki ilgiyi günümüz jeofizik ölçüleri içinde inceleyelim:
Yakın yıllara kadar ısı derecesi elverişli her gezegende hayat olacağı kanaati vardı. Son yılların uzay araştırmaları gösterdi ki bir gezegen için enzor olay bir atmosfere sahip olmaktır yani gezegenlerle yakın semaları da diyebileceğimiz atmosferi arasında akıl almaz bir zıtlık vardır. Zira atmosfer yakın semada gaz halindeki atomlar demektir. Bu atomlar büyük gezegenlerin tümünde o gezegenin yüzeyi tarafından emilir. Küçük gezegenlerin tümünde de gezegenlerin cazibesi bu atomları çekmeye yetmez. Bu gazlar uzaya fırlar dolayısıyla uçar gider.
şimdi bu çok kısa bilginin ışığında ayeti kerimeyi birkez daha okuyalım özellikle 2. cümleyi:
"ikinizde istesenizde istemesenizde beraber gelin"
Atmosferdeki moleküller ve atomlar uzaya kaçmak istiyor,arz ise onları çekip emmek istiyoryani biraraya gelmeleri isteksizdir kerhendir. Ayeti kerimenin bilimsel azameti bu sırrı bize 15 asır öncesinden açıklamasındandır. 50 yıl önce bu gerçeği bilen yoktu. Ayeti kerimedeki hikmeti öğrenmek için jeofizik bilgimizi biraz daha derinleştirelim. Bir gezegende dolayısıyla arzda atmosferin oluşma şartları nelerdir?
Atmosferin teşekkülü için moleküllerin kaçış hareketleriyle arzın çekim gücünün dengede kalması gerekir.bu şart imkansız denecek kadar zordur ve belkide evrende gezegenler için bu şans milyarda birden azdır. İşte fusulet suresinin 11.ayeti bu gerçeği dile getiriyor;
:"SONRA SEMAYA YÖNELDİ".
Cenabı Hak'kın bu imkansızlığı özel olarak ahenkleştirme sırrını taşıyor.
jeofizik açıdan atmosfer teşekkülündeki bu çok zor şartlar 3 önemli dengenin sağlanmasını gerektiriyor.
1-atmosfer mekanının ısısı
2-arzın cazibesinin dengeli ölçüde olması
3-uzaydaki çeşitli enerjilerin bu dengeyi bozmaması
Moderatöre Bildir
Logged
"...Bu da bir şıkşıkıyyeydi geldi ve geçti."
MERXAS
MERXAS
Site Yöneticisi
Puan: 143
Online
Mesaj Sayısı: 4111
RABBİM BİZİ KENDİNE DOST SEÇİNCEYE KADAR YAŞAT
Ynt: Fussilet suresi; 11
«
Yanıtla #3 :
11 Mart 2010, 09:18:22 »
razı olsun slm ve dua ile...
Moderatöre Bildir
Logged
Dünya tarihinde hiç bir millet, İsrail Oğulları gibi zülüm yapmamış, fitne ve bozgunculuk çıkarmamış, hile ve desiselere baş vurmamış, hakka ve doğru yola çağıranlara işkence yapmamış ve peygamberlerini öldürmemiştir. Yeryüzünde, inkar ve isyan bakımında da İsrail Oğulları gibi hiçbir millet,yaşamış
Seccâd
Dermanê dilan
Site Yöneticisi
Puan: 290
Offline
Mesaj Sayısı: 1207
"Dilimden düğümü çöz"
Ynt: Fussilet suresi; 11
«
Yanıtla #4 :
11 Mart 2010, 13:15:06 »
1-Atmosfer mekanının ısısı
Moleküllerin kaçma hareketleri öncelikle ısıya tabidir.mekanın ısısı ise şu ayrıntılı özelliklere uymalıdır:
a-Arzın güneşten uzaklığı
arz güneşe daha yakın mesafede olursa atmosfer mekanında meydana gelen ısı tüm moleküllerin uçup kaçmasına sebep olacaktır. Eğer arz güneşten biraz daha uzak olursa bu defa molekül hareketler yavaşlayacak atmosferdeki moleküller arzın üstüne çökecek ve arz tarafından emilecektir.
b-Arzın güneşten aldığı ısı arzın bütün atmosfer mekanında aynı olmalıdır
bunun için arzın belli birsüratle kendi etrafında dönmesi lazımdır.yavaş dönerse güneşe arkası dönük yüzde ani soğumalar olur ve atmosfer o bölgede toprak tarafından yutulur. Hızlı dönerse bu kez çeşitli bölgeler ısınmaya fırsat bulamaz. O halde arz bugünkü süratiyle dönmelidir. Ne varki bu dengeli dönmede ısı işini halletmemektedir. Bu kez de arzın güneş enerjisini çok alan kısım çok ısınacak kutuplar devamlı soğuyarak atmosferin bir uçtan emilmesine neden olacaktır. O halde arz eğri durarak ısınma bölgelerini değiştire değiştire dengelemelidir. Arz ekseni bu nedenle 23.5 derece eğridir.
ayeti kerimenin sonunda isteyerek geldik dediler beyanıda bu hikmetleri dile getiriyor. Allah'ın birbirinize uyun bir araya gelin emri arzın otomatik olarak eğilme ve kendi etrafında ılımlı dönme hareketi kazanmasına işarettir.xzira arzda bu emirlekendi payına düşen fiziki uyum tedbirlerini almaktadır.
c-Arzın kazandığı ısıyı terketmemesi bir süre saklaması gerekmektedir yani arzın üstüne bir yorgan gerekli
Bu görevi havadaki karbondioksit gazı yapmaktadır.hatıra gelebilir kiatmosfer kurulmadan karbondioksit nerden gelip bu ısı koruma görevini yapacaktır?
jeofizikten biliyoruz ki bugünkü atmosferden önce ilk atmosfer karbondioksit ti. Ayeti kerime bu sırrı da açıklıyor:
"o bir duhan(duman bulutu) idi" beyanından ne anlaşılıyor?
Bilindiği gibi arzın ilk çağında tam bir duman (karbondioksit)atmosferi vardı. Bu ilk gaz sayesinde arz hararetini muhafaza etmiş bugünkü atmosfer meydana gelme imkanını bulmuştur.
Moderatöre Bildir
Logged
"...Bu da bir şıkşıkıyyeydi geldi ve geçti."
Zehra_Betül
..Beytül Ahzan..
Moderator
Puan: 27
Offline
Mesaj Sayısı: 1140
# Leyl #
Ynt: Fussilet suresi; 11
«
Yanıtla #5 :
11 Mart 2010, 14:04:58 »
"Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi..."
Yıldızların yaratılışından önce göğün bulut halinde olduğuna ilişkin bir görüş vardır. İşte bu bulut gazdır. Yani dumandır.
"Bir kısmı yanmakta olan ve bir kısmı da sönmüş bulunan bu kütleler (Nebula), yıldızların yaratılışından sonra arta kalan gaz ve toz kümelerinden başka birşey değildirler. Yaratılış teorisi şöyle der: Samanyolu gaz ve tozdan meydana gelmiştir. Bu ikisinin yoğunlaşması sonucu yıldızlar oluşmuş, ancak geride bazı kalıntılar da kalmıştır. İşte bu gaz ve toz bulutları bu kalıntılardan ibarettir. Bu uçsuz bucaksız samanyolu Galaksisi içinde bu kalıntılardan yıldızları oluşturan miktar kadar gaz ve toz yayılmaktadır. Kuşkusuz yıldızlar bu toz ve gaz yığınlarını çekim güçleri ile bir noktaya doğru yoğunlaştırmaktadırlar. Bir anlamda gökyüzünü süpürmektedirler. Ne var ki süpürücüler, dehşet verici bir sayı çokluğuna sahip olmalarına rağmen, süpürülmesi gereken çok büyük ve akla durgunluk verecek kadar geniş olan sahalara oranla yetersiz kalmaktadırlar."
Bu sözler doğru olabilir. Çünkü bu sözler Kur'an-ı Kerim'in ifade ettiği; "Sonra, duman halinde olan göğe yöneldi." gerçeğinin işaret ettiği anlama, göklerin uzun zaman alan bir süreç içinde, yani Allah'ın günlerinden iki gün içinde yaratılması gerçeğine yakındırlar.
Moderatöre Bildir
Logged
http://www.vuslatsevdasi.com/forum/tefsir_dersleri-b199.0
Zehra_Betül
..Beytül Ahzan..
Moderator
Puan: 27
Offline
Mesaj Sayısı: 1140
# Leyl #
Ynt: Fussilet suresi; 11
«
Yanıtla #6 :
11 Mart 2010, 14:08:07 »
Alıntı
a-"sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi" bu ifadede bize özel bir sır veriyor zira cenabı hak birşeyi murat edince ona ol der oda hemen oluverir. Neden özellikle semaya yöneldi buyuruluyor? Bize önemli bilimsel bir hakikati açıklamak için dikkatimizi çekiyor.
sizler (isteyerek veya istemeyerek) vücuda (geliniz) artık sizin varlık alanına gelmeniz takdir edilmiştir, siz razı olsanız da olmasanız da her hâlde meydana geleceksinizdir. (onlar da isteyiciler olarak) vücuda (geldik dediler) yâni: Yüce Yaratıcı her neyi irâde buyurursa o şey herhalde vücuda gelir, ilâhî kudret, o kadar tesir edicidir ki, ona hiçbir kimse muhalefet edemez. Binaenaleyh ilâhî irâdenin mahlûkat üzerindeki tesiri böyle misâl yoluyla beyân buyurulmuş oluyor. Maamafih Cenab-ı Hak, semâları, yerleri yaratıp kendilerine yönelecek bir ilâhî kitabı anlamak kabiliyetini de onlara vermiş olabilir.
Onlar da o kavuşmalarından dolayı ilâhî emre tam bir itaatle boyun eğeceklerini kendilerine mahsus bir lisân ile arz etmiş olabilirler.
Allah'ın kudreti ile nice eşsiz eserlerin hârikaların meydana gelmekte olduğu asla imkânsız görülemez.
Ömer Nasuhi Bilmen Tefsiri
Moderatöre Bildir
Logged
http://www.vuslatsevdasi.com/forum/tefsir_dersleri-b199.0
têkoşîn
Site Yöneticisi
Puan: 120
Online
Mesaj Sayısı: 2227
Ynt: Fussilet suresi; 11
«
Yanıtla #7 :
14 Mart 2010, 00:57:05 »
Sonra Allah, semâya doğru doğruldu, yöneldi. Yâni ilgisini göğe yöneltti, gökyüzünü ele aldı, gökyüzünü murad etti, gökyüzünü irade buyurdu gibi anlamlara gelmektedir bu. Yâni iradesini gökyüzüne doğru yöneltti. Duman halinde bulunan, gaz kütlesi durumunda olan semâya ve arza, ikisine birden buyurdu ki: "İkiniz de ister istemez gelin! Tav’an, yahut kerhen ikiniz birden Benim emrime boyun bükün! İkiniz birden Bana teslim olarak vücuda gelin. İkiniz birden benim arzuma uyarak yoktan var olun!” buyurdu. Onlar da: “Emredersin ya Rabbi! İsteyerek geldik, isteyerek senin emrine boyun büküp var olduk!” dediler. Aslında burada her ikisinin de Allah’a teslim oldukları anlatılıyor. Burada anlatılan konu, gökyüzünün de, yeryüzünün de Allah’ın emirlerine boyun bükmeleridir. Yaratılışta Allah’ı dinlemeleri ve Allah’ın iradesine boyun büküp teslim olmalarıdır. “Gökyüzünü ve yeryüzünü ben yarattım. Ben istediğim için bunlar var oldular. Ben var ettim bunları. Ben yarattığım için bunlar var oldular.”
Ama Rabbimiz bunu bize bir diyalogla anlatıyor. Rabbimiz onları karşısına almış ve konuşuyor gibi anlatıyor. Aslında, semânın da yeryüzünün de ona itiraz etmeleri mümkün değildir. Her ikisi de iradesiz varlıklardır. Her ikisinin de boyunlarındaki ipin ucu doğuştan Allah’ın elindedir ve onlar asla Rabblerine isyan da edemezler. Hal böyleyken, Rabbimiz bunu bize sanki aralarında geçmiş bir konuşma şeklinde anlatıyor. Tıpkı Bakara’daki Adem’in yaratılışını meleklerle bir diyalog biçiminde anlattığı gibi. “İsteyerek ve istemeyerek” sözünün manasını da şöyle anlamaya çalışıyoruz: Bu ifade aslında Allah’ın yaratışına dikkat çekmedir. Yâni Allah bir şeyi yaratmak istediği zaman, ona “ol” der, o da hemen oluverir. O’na karşı koymak, O’nun emrinin dışına çıkmak kesinlikle mümkün değildir.
Peki bu altı günden ne anlayacağız? Allah’ın böylece dilediğini anlayacağız. Yâni Allah altı günde yaratmayı dilemiştir. Meselâ Adem’e ve nesline yaratılın, buyurmuştur ama bakıyoruz bu emir hâlâ devam etmektedir. Yâni bu yaratılma işi kıyâmete kadar devam edecektir. Neden? Allah öyle istemiş de ondan. İşte ikinci olarak bundan şunu anlıyoruz ki, Rabbimizin bu yaratma işi devam etmektedir ve kıyâmete kadar da devam edecektir.
Aslında biliyoruz ki gökyüzünün yaratılması yeryüzünün yaratılmasından öncedir. Ama buradaki sıralama, zaman açısından bir sıralama değil, yerin yaratılmasının beyânından sonra gökyüzünün yaratılmasını anlatan bir sıralamadır. Yâni bu sonralık, yaratılış sonralığı önceliği değil, konunun beyanının önceliği sonrasıdır diyoruz. Yıllar yılı hangisinin önce hangisinin sonra yaratıldığı tartışılmış. Rabbimiz bazan gökyüzünü, bazan da yeryüzünü önce zikreder. Ancak bunun sebebi anlayabildiğimiz kadarıyla şudur: Rabbimiz, insanın kulluğuyla alâkalı olarak yeryüzü ve nîmetlerine dikkat çekmek istediği zaman yeryüzünü önce zikretmiş, kendi kuvvet ve kudretine dikkat çekmeyi murad buyurduğu zaman da gökyüzünü önce zikretmiştir. Ama bunun hiç önemi yoktur. Önemli olan ikisinin de Allah tarafından yaratılmış olmalarıdır. Anlatılmak istenen de budur işte.
BESÂİRU’L -KUR’AN
Moderatöre Bildir
Logged
Bila çil sal li zîndanan bimînim,
Her roj sed mar û dûpişkan bibînim,
Li hevraza barê aşan bikşînim,
Li berwara pevzkûvîyan biçerînim,
Zivistanan li ser avan bimînim,
Ne ku carek yekî ehmeq bibînim.
”
Zehra_Betül
..Beytül Ahzan..
Moderator
Puan: 27
Offline
Mesaj Sayısı: 1140
# Leyl #
Ynt: Fussilet suresi; 11
«
Yanıtla #8 :
14 Mart 2010, 02:15:09 »
"Ona ve yeryüzüne: isteyerek veya istemeyerek buyruğuma gelin" dedi. İkisi de "isteyerek geldik" dediler."
Bu ayet, evrenin Allah'ın koyduğu yasalara boyun eğişini çok çarpıcı bir ifade ile ima etmektedir. Bu evren gerçeğinin yaratıcısına bağlılığını vurgulamaktadır. Bu bağlılık onun sözlerine ve iradesine uymak ve teslim olmak şeklinde kendini göstermektedir. Şu halde sadece insanoğlu istemeyerek Allah'ın evrensel yasalarına boyun eğer. İnsanoğlunun bu yasalara boyun eğmekten başka seçeneği yoktur ve bu yasaların etkinlik alanının dışına çıkma gücüne sahip değildir. Çünkü insan akıllara durgunluk veren dehşet verici evren çarkında küçücük bir dişli konumundadır. Bu yüzden ister istemez bütün evrensel yasalara uyar, onlardan etkilenir. Fakat, bütün varlıklar arasında sadece insanoğlu isteyerek boyun eğmez, yer ve göğün teslim oluşu gibi bu yasalara uymaz. Tam tersine bu yasalardan kurtulmaya çalışır. Kolay, rahat ve normal çizginin dışına çıkar. Kendisine üstünlük sağlaması -hatta ezip parçalaması- kaçınılmaz olan evrensel yasalara ters düşer. Ama en sonunda istemese de bu yasalara boyun eğer. Fakat yüce Allah'ın iyi kulları hariç. Onların kalpleri, organik yapıları, hareketleri, düşünceleri, iradeleri, arzu ve gayesi evrene egemen olan ilahi yasalarla uyum içindedir. Onlar isteyerek gelirler, şu dehşet verici evren çarkı ile birlikte rahat ve kolay hareket ederler. Varlıklar kervanı ile birlikte Rabb'lerine doğru yol alırlar. Evrendeki tüm güç ve enerji kaynakları ile iletişim halinde olurlar. İşte o zaman olağanüstü işler başarırlar, harikalar yaratırlar. Çünkü evrene egemen olan yasalarla uyum içindedirler. Evrenin akıllara durgunluk veren gücünden destek alırlar. Çünkü onlar evrenin bir parçasıdırlar ve evrende onları kapsamıştır. Hep birlikte "isteyerek" Allah'a doğru yol alırlar.
Biz istemeyerek de olsa boyun eğeriz. Fakat keşke isteyerek boyun eğseydik. Keşke yer ve gök gibi yüce Allah'ın buyruğuna koşsaydık; isteyerek ve alemlerin Rabbi olan Allah'a boyun eğen, itaat eden, onun buyruğuna koşan, ona teslim olan varlık aleminin ruhu ile buluşmanın coşkunluğu içinde olumlu cevap verseydik.
Biz insanlar zaman zaman gülünç davranışlar sergileriz... Kader çarkı, kendisi için belirlenen hedefe doğru normal hızı ile yoluna devam ediyor. Onunla birlikte tüm evrende değişmez ilahi yasalar doğrultusunda dönüyor. Biz ise, gelir bu çarkın dönüşünü hızlandırmak veya yavaşlatmak isteriz. Bu akıllara durgunluk veren büyüklükteki koca kafile içinde sadece biz -çarkın dışına çıkıp, hareket çizgisinden saptığımız zaman- ruhlarımızı saran bunalım, acelecilik, benlik, ihtiras, arzu ve korku gibi duygulardan dolayı sadece biz bu normal gidişi değiştirmek isteriz. Ama biz şurada, burada başıboş dolaşırken kervan yoluna devam eder. O dişliden bu dişliye yuvarlanır gideriz, sonsuz acılar çekeriz. Oraya buraya çarpar paramparça oluruz. Ama kader çarkı normal hızı ile, kendisi için belirlenen hedefe doğru yoluna devam eder. Bizim çabamız, gücümüz ise boşa gider. Ancak kalplerimiz gerçekten inanırsa, Allah'a gerçekten teslim olursa, varlıkların ruhu ile gerçekten bağlantı kurarsa, o zaman biz evren içinde üstlendiğimiz rolü gerçekten kavrarız, adımlarımızla kaderin adımları arasında ahenk oluştururuz. O zaman, uygun bir anda, uygun bir hızla ve uygun bir süre içinde hareket ederiz. Varlıklar aleminin yaratıcısından kaynaklanan varlıklar aleminin gücü ile hareket ederiz. O zaman gerçekten, büyüklük kompleksine kapılmadan, gururlanmadan büyük işler başarırız. Çünkü o zaman kendisi ile bunca büyük başarıyı kazandığımız gücün kaynağını biliriz. Bunların bizim kişisel gücümüzden kaynaklanmadığını, sadece sonsuz büyüklükteki ilahi güçle bağlantılı olduğu için bu şekilde meydana geldiğini kesinlikle biliriz.
Ne güzel hoşnutluk! Ne büyük mutluluk, en sonunda Rabbine varmak üzere bizimle birlikte isteyerek, koşarak büyük yolculuğa çıkan şu gezegen üzerindeki kısacık yolculuğumuzda -o gün için- kalplerimizi saran ne büyük bir güven duygusu!
Dost bir evren içinde yaşarken ruhlarımızı ne güzel bir barış havası sarar. Rabbine isteyerek teslim olmuş şu evrenle birlikte teslim olmak ne güzel bir duygudur. O zaman adımlarımız evrenin adımlarından ayrılmaz. O bize düşmanlık etmez, biz de ona düşman gözü ile bakmayız. Çünkü biz onun bir parçasıyız. Çünkü onunla birlikte aynı amaca doğru yol alıyoruz.
Moderatöre Bildir
Logged
http://www.vuslatsevdasi.com/forum/tefsir_dersleri-b199.0
Seccâd
Dermanê dilan
Site Yöneticisi
Puan: 290
Offline
Mesaj Sayısı: 1207
"Dilimden düğümü çöz"
Ynt: Fussilet suresi; 11
«
Yanıtla #9 :
15 Mart 2010, 22:40:47 »
2-Arzın cazibesinin dengede olması
Modern fizik cazibeyi arz açısından şöyle tanımlıyor: Taşıdığı atomlardaki etkin çekimin toplamı. Demekki arz belli yoğunlukta ve çekimde olmalıdır ki atmosferin uçup gitmesini önlesin vede aşırı olup onu emmesin. Evet kolayca bu sonuç çıkabilir. Arz belli bir hacimde ve yoğunlukta olunca atmosfer kolayca kurulur.nevar ki olayın ardında akılalmaz nicelikler vardır. Bunları şöyle sıralayabiliriz:
a-Arz belli maddeleri belli oranlarda bulundurmak zorundadır.
Hayatın devamı uygarlığı ayakta tutacak yeterince metal bulundurmak zorundadır. yYne hafif olan ametalleride bol miktarda taşımalıdır. Yani arzın yoğunluğu kaba bir hesapla değil aynı zamanda birçok gereksinimi sağlayacak çok zor bir hesapişi olmalıdır. Ve arzın çekim dengesi öyle kurulmalıdır ki fiziki açıdan atmosfer moleküllerini dengelerken kimyasal yapı bakımındanda endışta etkisiz kalmalıdır. Yani arzın en dışkabuğu toprak ve dağlar,denizler atmosfer gazlarıyla şiddetli tepki yapacak miktarda olmamalıdır. Yada atmosfer emici yapıya sahip olmamalıdır. Mesela arzın en dışı karbon olsaydı oksijeni tepkimeyle bitirir hemde azotu emerdi. Halbuki arzın kabuğu atmosfer kabuğunun soğuk bir ilgi yapısına sahip silisyum bileşiklerinden kuruludur.
c-Arzın gravitesi yani çekim gücünde önemli iki noktada fiziki yapı sorunlarıdır
Önce arzın bu maddesel yoğunluğunda manyetik etkiye haiz demir gibi metallerin dengeli bir dağılımı gerekmektedir. Ayrıca merkezde sıcaklığı temsil eden sıvı çekirdeğin ve bunun üstünde kısmen erimiş metallerin arzın kabuk kısımlarıyla bir denge kurması gerekmektedir. Böylece anlıyoruz ki arzın cazibesindeki denge pekçok ince hesaplarıgerektirmektedir. Öylesine ince denge hesabı ki ancak dev bilgisayarların akıl almaz programıyla değerlendirilebilir.
Moderatöre Bildir
Logged
"...Bu da bir şıkşıkıyyeydi geldi ve geçti."
Sayfa: [
1
]
2
Yukarı git
Yazdır
« önceki
sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:
Gitmek istediğiniz yer:
-----------------------------
-----------------------------
=> Yönetici Duyuruları
=> Üye Haber ve Duyuruları
===> Yurttan haberler
===> Dünyadan Haberler
===> Düğün-Konferans-Konser-Miting...
===> Filistin Özel
-----------------------------
Kuran-ı Kerim
-----------------------------
=> Kuran-ı Kerim Genel
===> Tefsir Dersleri
===> Tecvid dersleri
=> Kuran-ı Kerim video ve ses Dosyaları
-----------------------------
İslam Tarihi
-----------------------------
=> Hz.Muhammed (S.a.v)
===> Peygamber Efendimizin Hayatı
===> Hadis-i Şerifler
===> Ehl-i Beyt
=> Peygamberlerin Hayatı
=> Sahabeler'in Hayatından Tablolar
=> İslam Alimleri ve öncüleri
-----------------------------
-----------------------------
=> Tevhid Ve Akaid
=> Risale-i Nur'dan Damlalar
=> Dua penceresi
=> Tassavvuf
===> Marifetullah
===> Esmâ-ül-Hüsnâ
=> Fıkıh Köşesi
=> İslami Hayat Tarzı
===> İslamda Kadın ve Tesettür
===> İslam'da Aile Hayatı
===> Mümin'in Miracı: Namaz
===> Kuran-ı kerimde mümin
-----------------------------
-----------------------------
=> Özel Gün ve Geceler
=> Ramazan-ı Şerif
-----------------------------
-----------------------------
=> Kendi kalemizinden yazılarınız
===> vuslatsevdasi
===> Seccâd
===> kuranehli
===> selvi
===> ÂmâK-ı HâYâL
===> têkoşîn
===> HÂ-MÎM
===> hattab_72
===> Şehid Renginde
===> cürmümile
=> Düşünce yazıları/Makaleler
===> röportajlar
=> Öykü - Hikaye ve Kıssalar
===> Roman Kuşağı
=> Şiir Pınarı
=> Güzel ve ibretli Sözler
=> Kişisel Gelişim
=> Serbest Bölüm
===> Anketler
=> Tarihten Notlar
=> Kitap-kaset ve Dergi
-----------------------------
-----------------------------
=> Kelime ve Kavramlar
=> Arabic/Arapça
===> Maksud Dersleri
===> Izzi Dersleri
===> Bina Dersleri
===> Emsile Dersleri
=> Kurdi / Kürtçe
===> Zazaki (Zazaca)
=====> Zazaca Dersler
=====> Zazaca Şiirler / Zazaca Marşlar
=====> Zazaki/Zazaca
===> fêrgeha kurdî ( Kürtçe Dersler )
===> Helbest u Marşên Kurdî
=> English/İngilizce
===> Genel ingilizce
===> ingilizce Tensler (zamanlar)
===> Dini Yazılar
===> Eğitici Videolar
-----------------------------
-----------------------------
=> Sohbetler/Seslendirme
=> Ezgi ve ilahiler
===> Farsça Eserler
===> Türkçe Eserler
===> Kürtçe Eserler
===> Arapça Eserler
===> Diğer Diller
===> istek parçaları
=> sesli Şiir&Fon Müzikler
=> Film-Klip ve Belgeseller
===> Klipler
===> Flim - Tiyatro
===> Belgeseller
=> Resimler ve flashlar
===> karikatür/komik resimler
-----------------------------
PROĞRAMLAR
-----------------------------
=> ARAÇLAR
===> Güvenlik-İnternet
===> Eğitim-Okul
===> Ses / Resim / Video
===> Ekran-Masaüstü
===> İslami Programlar
===> Pc Soru/Cevap ve Faydalı Bilgiler
=> Bilim Ve Teknoloji
-----------------------------
-----------------------------
=> Tıp/ Sağlık/Şifa
===> Çocuk Sağlığı
===> Acil Durum İlk Yardım Bilgisi
=> Yemek Tarifleri
-----------------------------
-----------------------------
=> Çocuk Eğitimi
===> Çocuk Hikayeleri
===> Çocuk Dersleri
===> Çocuk için Oyun ve Resimler
===> Çocuk İlahileri
===> çocuk Video ve Klipleri
=> Mizah
===> fıkralar
-----------------------------
-----------------------------
=> Tavsiye Siteler
=> İstek, Öneri ve Şikayetleriniz
=> Vuslat Sevdalılar (tanişma)
Yükleniyor...