0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: 1 ... 19 20 [21] 22 23 ... 27 Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Her Güne Bir Hadis...  (Okunma Sayısı 11202 defa)
hamza01
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1137


TAĞUTU RED AllahA İMAN


« Yanıtla #200 : 02 Mart 2010, 19:17:14 »

Allah'A VERİLEN SÖZLERİN İLKİ

Birinci Akabe gecesinde biat eden ve on iki temsilciden olan Ubade b. Es-Samit el Ensari el-Bedri (r.a)' den şöyle rivayet edilmiştir:

«Rasulullah (s.a.s) etrafında ashabından bir topluluk bulunduğu halde buyurdu ki:

«Allah'a ibadette hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, evladınızı öldürmemek, kendiliğinizden uyduracağınız bir yalanla hiç kimseye iftira etmemek, İslam'a karşı olmayan hiçbir emre isyan etmemek üzere bana biat ediniz. Içinizden sözünde duran olursa ecri ve mükafatı Allah'a aittir. Bu dediklerimden birini yapıp da ondan dolayı dünyada cezaya uğrarsa bu ceza ona keffarettir. Bunlardan birini yapıp da yaptığı fıili Allah (c.c) örterse işi Allah’a kalmıştır. İsterse onu affeder, isterse ceza verir.» Biz de bu şart üzere Rasulullah'a biat ettik.»

(Buhari-Müslim)


HADİSTEN NE İSTİFADE EDERİZ

1 - Yaratılışımızın yegane hedefi ve Allah'a verdiğimiz sözlerin ilki, sadece O'na ibadet ederek hiçbir şeyi O'na ortak koşmamamızdır. Davetçinin bu .gerçeği tam manası ve her yönüyle öncelikle kendi nefsinde yaşaması ve insanlarıda ancak buna davet etmesi gerekir.

2 - Kişi cezayı gerektiren bir haram işlediğinde, şayet insanlar tarafından Allah'ın kanunları çerçevesinde ceza görüyor veya bu yaptığından dolayı Allah tarafından kendisine dünyada bazı musibetler veriliyorsa, bunlar o haramın affedilmesi için keffaret olur. Aksi halde o suçun cezası ahirete kalır ki, Allah bu durumda kişiyi affedebilir de, cezalandırabilir de.

Moderatöre Bildir   Logged

YA BÜTÜNÜYLE ÜSTÜNLÜK VE ŞEREF YÜCE OLAN AllahA KULLUK.. YADA TAMAMİYLA ALÇAKLIK VE MAHKÛMİYET OLAN AllahIN KULLARINA KULLUK ..DİLEYEN DİLEDİĞİNİ SEÇSİN..
"Mahvolan açık bir delilden dolayı mahvolsun kabul edende açık bir delilden dolayı kabul etsin"(Enfal: 42)
Mahya
..Beytül Ahzan..
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1358


Yalnızlık biçilmiş bir kaftan..


« Yanıtla #201 : 02 Mart 2010, 20:56:48 »

Kişi dostunun dini üzeredir. Öyleyse her biriniz, kiminle dostluk kuracağına dikkat etsin.
(Ebu Davud, Edeb 19)
 
Moderatöre Bildir   Logged

..Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil..
hamza01
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1137


TAĞUTU RED AllahA İMAN


« Yanıtla #202 : 06 Mart 2010, 20:22:27 »

Tebliğde Üslup
Ali'den (r.a.) rivayetle:

Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurmuştur:

"İnsanların anlayıp kavrayacakları dilden konuşun. Onların Allah ve Resulünü yalanlamalarını ister misiniz?" (Deylemî)

 

Mesele öğretmek, başkalarına birşeyler anlatmaksa, muhatabın zekâ, kabi­liyet ve anlayış seviyesini göz önünde bulundurmak gerekir. Bir ilkokul çocuğu­na üniversite talebesine verilen ders verilmez. Çocuğa, çocukça bir dille anlat­mak gerekir. Rabbimiz de kelâmını bizim anlayabileceğimiz bir dille göndermemiş midir? Anlayış kapasitemizin üstünde gönderseydi, değil anlamak inkâr et­mek işten bile olmazdı.

Bilhassa Islâmı tebliğle görevli kimselerin bu hadisteki ikaza çok dikkat et­meleri gerekir. Muhatabın kültür, idrak ve anlayış seviyesini iyi hesaplamalı; ak­lı almadığı için kabullenemeyeceği, inkâr ve itiraz edebileceği gerçekten haya­liyle anlatmamalıdır. Derin hakikatleri akla yaklaştırmak için gerek Kur'ân ve gerekse hadislerde verilen örnekler bize rehber olmalıdır.

Muhatabın ilim ve kültür seviyesi dikkate alınmadan anlatılan bir kısım me­seleler, muhatapta ters tepki uyandırıp inkârına sebep oluyor, Allah'ı ve Pey­gamberi yalanlamaya götürüyorsa, meselâ okunan âyeti ve söylenen hadisi, il­mi anlamaya, aklı kavramaya müsait olmadığı için, "böyle şey de olur mu canım? Bu akla yatmıyor" gibi bir ifade kullanarak inkâra sapıyorsa bunda önemli bir sorumluluk da anlatan kişiye düşmektedir. Maksat insanlara hak ve hakikati kabul ettirmekse, bunun usûlüne de riâyet etmek gerekir. Aksi halde kaş yapayım derken göz çıkarılmış olur.
Moderatöre Bildir   Logged

YA BÜTÜNÜYLE ÜSTÜNLÜK VE ŞEREF YÜCE OLAN AllahA KULLUK.. YADA TAMAMİYLA ALÇAKLIK VE MAHKÛMİYET OLAN AllahIN KULLARINA KULLUK ..DİLEYEN DİLEDİĞİNİ SEÇSİN..
"Mahvolan açık bir delilden dolayı mahvolsun kabul edende açık bir delilden dolayı kabul etsin"(Enfal: 42)
Mahya
..Beytül Ahzan..
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1358


Yalnızlık biçilmiş bir kaftan..


« Yanıtla #203 : 06 Mart 2010, 20:28:32 »

Büyük günahlar dışında, beş vakit namaz ve iki Cuma Namazı, aralarında işlenen günahlara kefaret olurlar.
(Müslim, Tahare 14)
Moderatöre Bildir   Logged

..Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil..
hamza01
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1137


TAĞUTU RED AllahA İMAN


« Yanıtla #204 : 12 Mart 2010, 22:33:17 »

RİYA

Allah rasulu söyle buyurmuştur

"Kim, riya için namaz kılarsa kesinlikle şirk koşmuştur. Kim de riya için oruç tutarsa kesinlikle şirk koşmuştur. Kim de riya için sadaka verirse kesinlikle şirk koşmuştur. Doğrusu Aziz ve Celil olan yüce Allah şöyle buyurmuştur:

"Ben bana şirk koşulanların en hayırlisıyım. Kim bana bir şeyi ortak koşarsa, doğrusu amelinin önemli olanı, az olsun çok olsun, bana şirk koştuğu ortağı içindir. Benim ona ihtiyacım yoktur." (Ahmed, 3/167, Hakim: 4/329, Terğib: 1/78)

Ebu Hureyre'den (r.a.) Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

"Allahu Teala diyor ki: "Ortaklar içinde ortaklığa hiç ihtiyacı olmayan benim. Onun için her kim yaptığı işte başkasını bana ortak koşarsa ben onu ortağı ile başbaşa bırakırım." (Müslim, Zühd: 46,İbn Mace, Ziihd: 21, Ahmed: 2/301, 435)

"Kim bir amel işler de, bu amelinde benden başkasını bana ortak koşarsa"

"İşlediği amel ile benim yarattığım başka şeylere yönelirse, onu ve şirk koştuğu şeyi terkederim" demektir.

İbn Mace'de de şöyle bir rivayet vardır:

"Ben, bana şirk koşandan beriyim, uzağım." (İbn Mace, Zühd:21)

Tayyıbi der ki:

"Terektuhu" daki zamirin amele raci olması da caizdir. O zaman mana şöyle olur; "Onun amelini ve şirk koştuğu..."

Bu hadislerde anlaşıldığı gibi riya yapmak şirk diye açıklanmıştır ve hatta bazı hadislerde Allah ortak koşmak diye söylenmiştir.

Bu hadislerde anlaşılması gereken kişi yaptığı bir ibadeti sadece insanlar görsünler veya insanlardan bir menfaat beklediği için sürekli böyle bir ibadet yaparsa bu kişi insanları ve beklediği menfaatı Allah a ortak koşmuş olur .
Ve böylece büyük şirk işlemiştir . Örnek vermek gerekirse  kişi namaz ı ve ya orucu sadece insanlar onu işe alsınlar yada iş versinler yada dükanına gelen müşteriye  güven vermek için gösterişli bir şekilde ibadet yaparsa  ve bu halinden devam ederse bu kişi büyük şirk işlemiştir

Sehl b. Abdullah etTusturyi şöyle dedi:

“Riya (gösteriş) üç şekilde olur:

1 - Bir amel işlerken niyeti Allah için olmadığı halde insanlara bunu Allah için yaptığını göstermektir. Bu nifağın bir türüdür ve Allah’a ve ahiret gününe inanmayanların yaptığı iştir. Ve bu büyük şirk tir

2 - Ameli yapmaya başladığında niyeti Allah rızası içindir. Fakat insanlar onu görünce daha güze yapmaya başlar. Bu kişinin ameli boşa çıkar. Tevbe ederse amelini iade etmesi gerekir.
   
3 - Ameli ihlasla başlayıp ihlasla bitirir. Sonra insanlar bunu öğrenip onu övmeye başlayınca bu onun hoşuna gider.
Moderatöre Bildir   Logged

YA BÜTÜNÜYLE ÜSTÜNLÜK VE ŞEREF YÜCE OLAN AllahA KULLUK.. YADA TAMAMİYLA ALÇAKLIK VE MAHKÛMİYET OLAN AllahIN KULLARINA KULLUK ..DİLEYEN DİLEDİĞİNİ SEÇSİN..
"Mahvolan açık bir delilden dolayı mahvolsun kabul edende açık bir delilden dolayı kabul etsin"(Enfal: 42)
Mahya
..Beytül Ahzan..
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1358


Yalnızlık biçilmiş bir kaftan..


« Yanıtla #205 : 18 Mart 2010, 22:27:49 »

İman bakımından mü'minlerin en mükemmeli ahlakça
en güzel olanlar ve ailesine en güzel davrananlardır."
(Tirmizi)
Moderatöre Bildir   Logged

..Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil..
Bişnev
"Nalîna agirî..."
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 196


"Dilimden düğümü çöz"


WWW
« Yanıtla #206 : 19 Mart 2010, 00:43:24 »

"Haksız olarak öldürülen her kişinin kanından bir pay, Âdem'in ilk oğluna ayrılır. Çünkü o, insan öldürme çığırını ilk başlatan kişidir."


(Buhârî, Cenâiz 33, Enbiyâ 1, Diyât 2, İ'tisâm 15; Müslim, Kasâme 27. Ayrıca bk. Tirmizî, İlm 4; Nesâî, Tahrim 1; İbn Mâce, Diyât 1)

Açıklamalar

Âdem aleyhisselâm'ın ilk oğlu Kâbil'dir. O, küçük kardeşi Hâbil'i haksız yere öldürmüştü. Bu olay, yeryüzünde ilk kan dökme hâdisesidir. Bazı rivayetlerde bu cinayetin evlenme yüzünden işlendiği belirtilir.

Kâbil, işlediği bu haksız cinayetle kötü bir çığır açmış ve günahkâr olmuştu. Bu kötü çığırda yürüyen herkesin günahından bir hisse Kâbil'e ayrılır. Daha önceki hadiste ifade edildiği gibi, cinayet işleyenlerin günahından da bir şey noksanlaşmaz.

Haksız yere bir cana kıymak, İslâm nazarında en büyük suç ve günahlardan sayılır. Peygamberimiz, "kıyamet gününde insanlar arasında ilk görülecek dava, kanlarla ilgili olacaktır"   (Buhârî, Diyât 1) buyurur. Bu hadis, sebepsiz yere ve haksız olarak bir insanın hayatına son vermenin en büyük günahların başında geldiğini gösterir. Kıyamet gününde ilk önce câni ve kâtillerin hesaba çekilmesinin sebebi de budur.

Burada, "Kimse kimsenin günahını yüklenmez" [Fâtır sûresi (35), 18] âyetiyle bu hadisin aykırı düşmesi söz konusu değildir. Âyet "suçun şahsiliği" prensibini ifade etmektedir. Hadis ise, suça azmettirme, tahrik ve teşvik etmenin vebalini ortaya koymaktadır. Bu iki husus bugünkü hukukta da ayrı iki durum olarak değerlendirilmektedir.

Hadisten Öğrendiklerimiz

1. Bir hayra veya bir şerre vesile olmak, mükâfat veya cezaya ortaklığı da beraberinde getirir.

2. İnsanlık tarihinde haksız yere ilk kan dökme hâdisesi, Âdem aleyhisselâm'ın çocukları arasında vukû bulmuştur.




Moderatöre Bildir   Logged

cürmümile
Bırakın savaşçı onuruyla ölelim!
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1018


Ümmetimin SUSKUNLUĞUNU Sana şikayet ediyorum...


« Yanıtla #207 : 19 Mart 2010, 19:38:21 »

En büyük günah) Allah seni yaratmış iken, O'na ortak koşmandır.

(Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 2. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 130)

Moderatöre Bildir   Logged

ALİ İMRAN 191. Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler:) Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabından koru ünlem
Mahya
..Beytül Ahzan..
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1358


Yalnızlık biçilmiş bir kaftan..


« Yanıtla #208 : 20 Mart 2010, 01:58:00 »

Ebû Hüreyre radıyAllahu anh'den rivayet edildiğine göre Nebî sallAllahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Cennete girecek bir kısım insanlar vardır ki, onların kalpleri kuş kalbi gibi (rakîk ve güven içinde)dir."


Müslim, Cennet 27. Ayrıca bk. Ahmed İbni Hanbel, Müsned, II, 331

Açıklamalar

Cennete girecek birtakım insanların kuş kalbli olmasını, âlimler farklı şekillerde yorumlamışlardır. Ancak Nevevî, hadisi, tevekkül ve yakîn konusunda zikretmek suretiyle kuş kalplilerden maksadın, "Allah'a güvenen ve tevekkül edenler" olduğunu göstermiştir. İşin doğrusu da budur. Zira kuşlar her sabah, her türlü endişeden uzak olarak tam bir tevekkül içinde yeni güne başlarlar ve bütün korkaklıklarına, çekingenliklerine rağmen karınlarını doyururlar. Allah Teâlâ onlara da günlük rızıklarını verir. Nitekim bir âyet-i kerîmede [Ankebut sûresi (29), 60] "Nice canlı yaratık vardır ki rızkını (biriktirip yanında) taşımaz. Allah ona da size de rızık verir" buyurulmuştur. Rivâyete göre, Mekke'de müşriklerden gördükleri baskı ve işkenceler karşısında Hz. Peygamber müslümanlara Medine'ye hicret etmelerini tavsiye etmişti. Bunun üzerine içlerinden bazıları "Oraya nasıl gider, orada ne yer, ne içeriz?" diye endişelerini belirtmişlerdi. O zaman Allah Teâlâ böyle düşünenleri bu âyetle uyarmış, rızkı verenin Allah olduğunu ve dolayısıyla O'na güvenmek gerektiğini hatırlatmıştır.

Hadisten Öğrendiklerimiz

1. Allah'a tevekkül etmenin sonu cennettir.

2. Tevekkül, yersiz sıkıntı ve kaygıların azab ve sitresinden kişiyi kurtarır, huzurlu bir hayata kavuşturur.

Riyazü's Salihin - Tereddütsüz İman ve Allah(CC)a Tam Güven Bahsi
Moderatöre Bildir   Logged

..Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil..
cürmümile
Bırakın savaşçı onuruyla ölelim!
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1018


Ümmetimin SUSKUNLUĞUNU Sana şikayet ediyorum...


« Yanıtla #209 : 27 Mart 2010, 14:00:17 »

Cennet anaların ayakları altındadır...
Moderatöre Bildir   Logged

ALİ İMRAN 191. Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler:) Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabından koru ünlem
Sayfa: 1 ... 19 20 [21] 22 23 ... 27 Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Her Güne Bir Dua( her güne bir dua ile girelim) Dua penceresi « 1 2 ... 44 45 » ahmetyasin 442 13387 Son Mesaj 18 Ocak 2012, 21:52:11
Gönderen: şura@
bir hadis Hadis-i Şerifler katre 2 331 Son Mesaj 24 Aralık 2011, 12:00:43
Gönderen: ensar-muhacir
hadis Hz.Muhammed (S.a.v) yasir 0 151 Son Mesaj 17 Aralık 2007, 11:24:43
Gönderen: yasir
hadis Hadis-i Şerifler umuda_yolcu 4 340 Son Mesaj 30 Ekim 2010, 12:17:11
Gönderen: Âl-i İmran
imam humeyni - kırk hadis (çehel hadis) Kitap-kaset ve Dergi YÜKSEKOVA 0 255 Son Mesaj 02 Eylül 2008, 15:23:48
Gönderen: YÜKSEKOVA
Ramazan Ayında Her Güne Ait Kısa ve Özel Dualar Ramazan-ı Şerif vuslat 2 166 Son Mesaj 02 Eylül 2010, 00:43:13
Gönderen: Beytül_Ahzan
HER GÜNE BİR SÜNNET... Peygamber Efendimizin Hayatı « 1 2 ... 5 6 » Âl-i İmran 51 2780 Son Mesaj 18 Mayıs 2011, 09:15:35
Gönderen: Âl-i İmran