0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: 1 [2] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Kelimei şehadetle neleri söz veriyoruz.  (Okunma Sayısı 956 defa)
hamza01
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1145


TAĞUTU RED AllahA İMAN


« Yanıtla #10 : 04 Temmuz 2010, 22:19:12 »

Allah bütün müslümanlardan razı olsun islam üzeri sabit  kılsın hidayeti mümkün olmayan düşmanlarını da helak etsin
***********************************************************************
Cennete girmek ancak La ilahe illAllah’ın manasını bilip, bu manayı kalple tasdik, dille ikrar ve bu tasdik ve ikrarın pratiğe dökülüp bu hal üzere Allah (c.c)’a kavuşmakla söz konusu olur.
Çünkü la ilahe illAllah’a iman sadece kelimelerde kalan bir iman değildir. Bu yüce düstura iman, sadece kelimelerde kalan, manasını bilmeden şuursuzca söylemekle meydana çıkacak bir iman değildir, şüphesiz. Lailahe illAllah, kişide bir inanç, bir his ve bir hareket haline dönüşmedikçe gerçek ifadesini bulamaz. Bunun gerçekleşmesinin ilk şartı da bu kelimenin manasını Allah (c.c)’ın razı olduğu ve tarif ettiği şekilde bilmektir. Zira, bilmeden, anlamadan yapılacak iman iddiası yalandır, boştur.
O halde La ilahe illAllah inancı, Kur’an’dan ve sünnetten kaynaklanan bir anlayışla kavranmadan, gerekleri bilinip, hayat pratiğinde yaşanmadan iman gerçekleşemez. Bu kelimeyi kalben hissedip tasdik etmek için manasını bilmek gerekir. Kısacası bu kelimeye iman için manasını bilmek şarttır.
Moderatöre Bildir   Logged

YA BÜTÜNÜYLE ÜSTÜNLÜK VE ŞEREF YÜCE OLAN AllahA KULLUK.. YADA TAMAMİYLA ALÇAKLIK VE MAHKÛMİYET OLAN AllahIN KULLARINA KULLUK ..DİLEYEN DİLEDİĞİNİ SEÇSİN..
"Mahvolan açık bir delilden dolayı mahvolsun kabul edende açık bir delilden dolayı kabul etsin"(Enfal: 42)
onuri
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 29


« Yanıtla #11 : 08 Temmuz 2010, 06:21:17 »

İNŞAllah  açıklamalarınız  çok doğru.

yaşayan-uygulayan-tatbik  edenlerden  oluruz.


Allah  c.c  yar  ve yardımcımız olsun
Moderatöre Bildir   Logged
hamza01
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1145


TAĞUTU RED AllahA İMAN


« Yanıtla #12 : 08 Temmuz 2010, 15:01:20 »

Ey muvahhid!

Şunu iyi bil ki, her zaman hak ehli azdır. Geçmişte az idi, şimdi ve gelecekte de az olacaktır. Özellikle zamanımızda az olacaktır. Çünkü zamanımızda hak ve gerçek tevhid garip kalmıştır. Buna rağmen gerçek muvahhid, Allah-u Teâlâ'nın kendi yanında olduğunu bilir ve hiçbir zaman yol yalnızlığını hissetmez. Çünkü o, geçmiş ümmetleri, Allah-u Teâlâ'nın verdiği nimetleri, nebileri, sıddikleri, şehidleri ve salihleri hatırlar. Onlar ne güzel arkadaştır!

Bil ki, hak insanlarla bilinmez. İnsanlar hakla bilinir. Hak, müminin kaybettiği ve devamlı aradığı bir şeydir.

Haydi! Helake değil, hidayete bağlanmaya koşun!

Allah-u Teâlâ takva sahibi olanların dost ve yardımcısıdır.
Moderatöre Bildir   Logged

YA BÜTÜNÜYLE ÜSTÜNLÜK VE ŞEREF YÜCE OLAN AllahA KULLUK.. YADA TAMAMİYLA ALÇAKLIK VE MAHKÛMİYET OLAN AllahIN KULLARINA KULLUK ..DİLEYEN DİLEDİĞİNİ SEÇSİN..
"Mahvolan açık bir delilden dolayı mahvolsun kabul edende açık bir delilden dolayı kabul etsin"(Enfal: 42)
hamza01
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1145


TAĞUTU RED AllahA İMAN


« Yanıtla #13 : 08 Temmuz 2010, 15:04:11 »

Ey muvahhid!

Muvahhidlerin yolunda gidenlerin azlığı, ona karşı çıkanların çokluğu sebebiyle sen yolundan ayrılma! Yolunda yalnız ve desteksiz olduğunu söyleme ve Allah (cc) için çalışmanda gevşeme!

Muvahhid olan nefsini ve ailesini kurtarmaya çalışsın! Dinini ve akidesini sımsıkı tutsun! Ondan zerre kadar taviz vermesin! Kendisiyle berabar olanların azlığına ve kendisine karşı olanların çokluğuna aldırış etmesin ve sahabelerin fitne anında söylediği sözü söylesin!

Sahabeler fitnet anında şöyle derlerdi:

“Eğer sana bir musibet gelirse önce malını feda et! Eğer malın yetmiyorsa, nefsini feda et ama sakın dinini feda etme! Çünkü dinini feda eden asıl kaybedendir.”

(İbni Hacer; El Metalibul Aliye’de zikretmiştir. Mevkuf sahih bir rivayettir)
Moderatöre Bildir   Logged

YA BÜTÜNÜYLE ÜSTÜNLÜK VE ŞEREF YÜCE OLAN AllahA KULLUK.. YADA TAMAMİYLA ALÇAKLIK VE MAHKÛMİYET OLAN AllahIN KULLARINA KULLUK ..DİLEYEN DİLEDİĞİNİ SEÇSİN..
"Mahvolan açık bir delilden dolayı mahvolsun kabul edende açık bir delilden dolayı kabul etsin"(Enfal: 42)
hamza01
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1145


TAĞUTU RED AllahA İMAN


« Yanıtla #14 : 21 Mart 2011, 13:47:15 »

La İlahe İllAllah Kime Fayda Verir?
 
 
"La ilahe illAllah" kelimesi Allah'tan (c.c.) başka tüm varlıkların ilahlığını reddeder. Bunu yalnızca Allah (c.c.) hakkında sabit ve geçerli kılar.

Ancak bu kelimenin terazi kefesinde ağır basması için, Kitap ve Sünnette öngörülen ve açıklanan şartların yerine getirilmesi gerekir. Bu vaad, böyle yapan kimseler için geçerlidir.

Allah (c.c), Tevbe Suresi ve daha başka surelerde, bu kelimeyi söyleyip de, bu kelimeden fayda sağlamayan ve bu kelimenin kendilerine hiçbir fayda getirmediği kimselerin vasıflarını açıklamıştır.

Örneğin Kitap Ehli ile münafıkların durumu böyledir. Bunların sayıları ve çeşitleri öylesine çoktur ki, bu kelime için şart olarak ileri sürülen ölçülere uymadıklarından, kalpleriyle sözleri ve davranışları ayrı ayrı olduğundan tevhid kelimesinin bunlara dünyada ve ahirette hiçbir yararı yoktur.

Kimileri de, bu kelimenin ne anlama geldiğini bilmeden,

- Nelere delalet ettiğini öğrenmeden,

- Şirkin bu kelime ile reddedildiğini,

- Müşriklerle ilgi ve alakanın kesilmesinin zorunluluğunu düşünmeden,

- Allah (c.c.) için ihlasa, doğruluğa sarılmadan bu kelimeyi söylemekte,

- İlim ve amel noktasında bu kelimeye uymaya davet edenleri kabul etmeyerek davet olundukları bu gerçeğe sırt çevirmekte,

- Bu kelimenin gerektirdiği gibi amel etmeyip, Allah'a (c.c.) boyun eğmemektedirler.

Eskiden olduğu gibi bugün de bu tip insanlar sayı itibarıyla oldukça fazladır.

Kimileri de, bu kelimeyi sevmeyi, bununla amel etmeyi yasaklarlar. Bu yasaklayış da sırf kalbindeki büyüklük, kibir, heva ve heves sebebiyledir. Bu ve benzeri nedenler bu kelimenin gereğinin yerine getirilmesine engel olur.

Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:

"De ki: "Babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, akrabalarınız, elde ettiğiniz mallar, durgun gitmesinden korktuğunuz ticaret, hoşunuza giden evler size Allah'tan, Rasulü'nden ve Allah yolunda savaşmaktan daha sevgili ise, Allah'ın emri gelene kadar bekleyin. Allah fasık kimseleri doğru yola eriştirmez." (Tevbe: 9/24)

Samimi ve ihlaslı iman ehline gelince;

Onlar bu kelimenin gereklerini yerine getirirler.Onlarda bu kelimenin istediği tüm özellikler vardır.

Onlar bilgi, yakin, doğruluk, ihlas, sevgi, kabul etme, teslim olma, boyun eğme gibi tüm özellikleri taşırlar. Aynı zamanda sadece onun için düşmanlık gösterir, onun için velayet gösterirler. Onun için severler ve onun için buğzederler.

Allah (c.c.) bunlar için Cennetini hazırlamış ve onları Cehennem ateşinden kurtarmıştır. Bağış ve mağfiret bunlar içindir. Allah (c.c.) bu gerçeği Tevbe Suresinin bir çok yerinde ve başka surelerde zikretmiştir.

Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:

"İyilik yarışında önceliği kazanan muhacirler ve ensar ile, onlara güzelce uyanlardan Allah razı olmuştur, onlar da Allah'tan razıdırlar. Allah onlara, içinde ebedi kalacakları, içlerinden ırmaklar akan Cennetler hazırlamıştır. İşte büyük kurtuluş budur." (Tevbe: 9/100)

İşte bunlar ve bunlara uyanlar, gerçekten "La ilahe illAllah" ehli olanlardır. Ayrıca bu ayetten başka daha bir çok ayetlerde Allah (c.c.) bu gibi kişileri övmüş, ebedi hayat olan ahirette kendileri için neler hazırladığını bildirmiştir.

Kullar Rablerini sevmede, tevhid noktasında, O'na itaatle amel etmede, yasaklardan kaçmada, Allah'ın (c.c.) sevdiklerini tercih etmede aynı derecede değildirler. Yine Allah'ın (c.c.) hoşlanmadığı, razı olmadığı şeyleri terketme noktasında umut ile korku arasında yaşarlarken farklı durumlar sergilemektedirler. Halk da bu kimselere durumlarına, söz ve amellerine, niyetlerine, aynı zamanda yaptıkları şeylerdeki zıtlık ve haktan uzaklık-yakınlık durumlarına göre itibarda bulunur. Böylece kimlerin aldanan kibirli kimseler olduğu gerçeği de ortaya çıkar. Nitekim Nebi'den (s.a.v.) gelen hadiste bu gerçek dile getirilmiştir.

Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Akıllı kimse, nefsini küçük görerek ölüm ötesi için çalışandır. Aciz kimse de, nefsinin hevasına uyarak, hep kuruntularla işi Allah'a bırakandır." (Tirmizi, Kıyamet: 26)

Abdullah b. Amr'dan, Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

"Ölümü esnasında Nuh (a.s.) oğluna: "Sana "La ilahe illAllah" demeyi emrediyorum. Çünkü yedi gök ve yedi yer terazinin bir kefesine, "La ilahe illAllah" kelimesi de öteki kefesine konsa, "La ilahe illAllah" hepsinden ağır basar. Eğer yedi gök ve yedi yer kapalı bir halka olsalar, "La ilahe illAllah" kelimesi onları parçalar" dedi. (Tirmizi, Deavat:
Moderatöre Bildir   Logged

YA BÜTÜNÜYLE ÜSTÜNLÜK VE ŞEREF YÜCE OLAN AllahA KULLUK.. YADA TAMAMİYLA ALÇAKLIK VE MAHKÛMİYET OLAN AllahIN KULLARINA KULLUK ..DİLEYEN DİLEDİĞİNİ SEÇSİN..
"Mahvolan açık bir delilden dolayı mahvolsun kabul edende açık bir delilden dolayı kabul etsin"(Enfal: 42)
hamza01
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1145


TAĞUTU RED AllahA İMAN


« Yanıtla #15 : 06 Temmuz 2011, 19:11:48 »

Günümüz Tağutları Tevhidin Söylenmesine Neden İzin Veriyorlar

"Günümüz yönetimleri beşeri yönetimler olmalarına rağmen tevhid kelimesinin söylenmesine, dinlenmesine karşı çıkmıyorlar. Hatta bu kelimeyi günde beş defa camilerin minarelerinden kulakları delercesine okutturuyorlar. Ve okuyana da maaş veriyorlar ?"

Mekke döneminde, tevhid kelimesi söylendiği ya da haykırıldığı zaman, o günkü yönetim ve halk bu kelimeyi söyleyene, ikrar edene, savunana ya da haykırana çeşitli yaptırımlar uyguluyorlardı. Bu kimseleri kızgın kumlara yatırıyorlar, üzerlerine taş koyuyorlar, ölmeleri pahasına da olsa çeşitli işkencelere tabi tutuyorlardı, hatta Yasir ailesi bunun en belirgin örneklerindendir. Ve Yasir ailesi İslam için ilk şehit olanlar mertebesine erişmiştir. Bilindiği gibi o günkü yönetimde hüküm ve kanunlar beşeri idi ve bu kelimeyi söyleyene tahammül göstermiyor, göz açtırmıyorlardı.

"Oysa günümüz yönetimi ya da yönetimlerinde de beşeri kanunlar ve kurallar hakimdir. İlahi olmayan tamamen beşeri yönetimlerdir. Burada tezat olan bir durum yok mudur?. Her iki yönetiminde beşeri olmasına rağmen birinin okunmasına ve söylenmesine karşı çıkıp, bunu yayanlara işkence edip öldürmesi ve diğerinin okuyana ve söyleyene maaş vermesi tezat değil midir? Acaba bu kelimenin manasında değişen bir şey mi olmuştur? Yoksa anlayışta ve kavrayışta bir değişme mi vardır ?"

Öncelikle her iki yönetimin beşeri olduğu ve ilahi olmadığı doğrudur. Tevhid kelimesinin birinin okunmasına karşı çıkması ve diğerinin söylenmesine müsaade etmesi de doğrudur.

1- Kureyş bu kelimeye neden karşı çıkmıştır; Çünkü Kureyşin kanunları, kuralları beşeri idi. İlahi kanun hayatlarında yoktu. Helal ve haram ölçülerini kendileri belirliyorlardı.

a- Kureyşte namus kavramı yoktu. İsteyen istediği kadınla birlikte olabiliyordu. Kimsede buna sınır koymuyordu. Bu şekilde nesep karışıyor piç bir nesil yetişiyordu.

b- Kureyşte utanma arlanma diye bir kanun yoktu. Çünkü tüm kanunlar nefsin isteklerine göre düzenlenmişti.

c- Kureyşin yemesinde içmesinde helal ve haram kavramı yoktu. Leşi kendilerine helal kılıyorlardı.

d- Kureyş zenginle fakirleri bir tutmazdı.

e- İçki, kumar fal okları ve daha akla gelmeyecek Allah’ın insanlığa haram kıldığı bir çok haramlar hayatlarında mevcuttu.

f- Kureyş kanunlarını taptıkları putlara dayandırıyor du, hoşlarına gitmeyenleri de değiştiriyorlardı. Kureyşin yargı sistemin de ise kendi çıkardıkları kanunlarla haklıyı haksızı belirliyorlardı. İlahi olmayan her şey onların kanunlarında mevcuttu. Kısacası Kureyşin hayat ve yaşam tarzını kendi yanlarından çıkardığı kanunları ve kuralları belirliyordu. Ve bu kanunlar Allah’ın uluhiyetine temelden zıt olan kanunlardı.

İşte böyle bir ortamda Allah subhane ve teala Rasulünü bu putperest topluma uyarıcı olarak gönderdi. İnsanları tevhid kelimesine yani La ilahe İllAllah Muhammeden rasulullah’a davetle görevlen dirdi.

La ilahe; yani sizin bu yaşam tarzınızı, kanunlarınızı, kurallarınızı, sapık örf ve adetlerinizi, taptığınız bağlandığınız ilahlarınızı red ediyorum, kabul etmiyorum. Sizden bunu terk etmediğiniz sürece uzağım, sizinle ilişkiyi kesiyorum ve bağımı koparıyorum. Kısaca ilahlarınıza ve kanunlarınıza la diyorum. İşte ulema bu kelimeye red(nefi) tevhidi demişlerdir. Bu red, bu ayrılış ister anadan olsun, ister babadan olsun isterse de kardeşten olsun hiç fark etmez. Ve etmemişti de.

İllAllah; bunları reddettikten sonra yerine sadece Allah’tan gelen kural ve kanunları koyu yorum. Hayatıma ve yaşantıma artık Allah’ın kitabı ve rasulün sünneti hakim olacak Buna da ulema kabul(İspat) tevhidi demiştir.

İşte bu tevhid kelimesi Mekke’de Kureyşin hâkim olduğu, nefislerin kabardığı Allah’a karşı ilahlık taslandığı bir dönemde gelmiştir. Bu kelime o zaman hakkı arayan, hakkı dert ve dava edinen insanlar tarafından kabul görmüştür. Ve bu kelime anayı kızdan, babayı oğuldan, kardeşi kardeşten ayırmıştır.

Bu kelime söylendiğinde Kureyş kendi kanun ve kurallarının yok olacağını, kendi otoritesinin sarsılıp yıkılacağını bildiğinden, bu kelimenin söylenmesine ya da yayılmasına müsaade etmemiştir.Bu kelimeyi haykıranların ve de kabul edenlerin evlerini tespit edip kapılarına işaret koymuştur. Müslümanlardan kız almayı ve müslümanlara kız vermeyi yasaklamış, ticaret dâhil tüm sosyal ilişkileri kesmiştir. Müslümanlar bu ağır ambargodan dolayı Habeşistan’a göç etmek zorunda kalmışlardır.

Tevhid kelimesi onların kâfir ve müşrik olduğunu ortaya koyan bir kelime olduğu için ,bu kelimeyi bu manayla kabul etmeyen ve yaşamayanlarında kafir olduğu manasına geldiğini bildikleri için, bu kelimeye karşı çıkmışlar ,okunmasına ve söylenmesine müsaade etmemişler Ayrıca bu kelimeyi yayanları da cezalandırmışlardır. Kureyş ve halkı bu kelime söylediğinde anlamını yani; neyi ret edip neyi kabul edeceklerini çok iyi biliyorlardı.Dilleri arapca olduğundan tevhidin ve şehadet kelimesinin ne manaya geldiğini, hayatlarında nelerin değişeceğini, beşeri yönetimlerinin yerle bir olacağını çok ama çok iyi biliyorlardı.

İmam Ebu Batın şöyle dedi:

"lâ ilâhe illAllah'ı söylemek"ten kasıt; Allah-u Teâlâ'dan başka ibadet edilenleri reddedip onlardan beri olmak ve her türlü büyük şirki terketmektir. Arap müşrikleri, (kendi lisanları olduğu için) arapçayı çok iyi bildiklerinden, lâ ilâhe illAllah'ın ne manaya geldiğini de çok iyi biliyorlardı." (Mecmuatu'r Resail ve'l Mesail en'Necdiyye)

Seyyid Kutub:

"Araplar kendi dillerinde "İlah" kelimesinin ne demek olduğunu, La ilahe illAllah'ın hangi manaya geldiğini biliyorlardı. Uluhiyet makamı ile ulvi hakimiyetin kastedildiğinin farkında idiler...

Ayrıca uluhiyetin sadece Allah-u Teâlâ'ya ait olmasının, kahinlerin, kabile şeyhlerinin, emirlerin ve idarecilerin elinde bulunan sultayı çekip alarak tümüyle Allah-u Teâlâ'ya vermek olduğunu çok iyi biliyorlardı...

Onlar (la ilahe illAllah) cümlesinin yeryüzündeki her türlü hakimiyet ve sultalara isyan manasına geldiğini, uluhiyetin hususiyetlerini gasbedenlere karşı çıkmak demek olduğunu, bu çeşit gasb esasları üzerine kurulmuş olan idare tarzlarına karşı baş kaldırmak manasına geldiğini, Allah-u Teâlâ'nın müsadesi dışında sırf kendi yanlarından koydukları nizamlara ve prensiplere göre yürütülen sulta ve hakimiyetlere karşı gelmek manasında olduğunu çok iyi biliyorlardı...

Araplar İslam davasının kendi durumlarına, reislik ve saltanatlarına karşı ne gayeler güttüğünden de habersiz değildiler. Zira onlar kendi dillerini gayet iyi biliyorlardı. Ve la ilahe illAllah kelimesinin hakiki manasını çok iyi kavrıyorlardı..." (İslamın Hareket Metodu)

Şehadet kelimesinin manasını bildikleri için, kendi sapık, küfür, şirk dolu hayatlarının yok olmasına sebep olacağını da biliyorlardı. Bundan dolayı tevhide karşı çıkmışlar mensuplarını yok etmek için de ellerinden geleni yapmışlardır.

Yoksa bu kelime boş, anlamsız, hiçbir mana içermeyen, kuru kuruya söylenen bir kelime olsaydı, tüm bu saydıklarımız vuku bulmazdı.

Eğer bu kelime red ve kabul içermeseydi kılıçlar kınından çıkmazdı. Ana kızını, babada oğlunu terk etmez, kâfirlikle damgalamazdı. Şayet bu kelime kureyş tağutlarınnın hayat tarzını kökünden kaldıran yerine ilahi adaleti getiren, Kuran ve sünnetin ahkamını yerleştiren bir kelime olmasaydı, sadece dillerde söylenen hiçbir hareket içermeyen bir kelime olsaydı bu kelimeden dolayı Bedir ve Uhudlar olmazdı.

İşte bu kelimeden dolayı İslami fetihler olmuş İslam'ın bayrağı bu kelimetullahla taa arap yarım adasından mağripten Endülüs, bizanstan balkanlara dayanmıştır. Bisetin başlangıcından Osmanlının son dönemlerine kadar bu bayrak bu topraklarda dalgalanmıştır. Kureyş tağutları ve diğer çevre illerdeki tağutlar bu kelimeden dolayı rahatsız olmuş fakat Allah ve rasulünün hükmü onları da kuşatmış ve hidayeti bulmuşlardır.

İşte Kureyş yönetimindeki tağutlar ve onun halkı şahadet kelimesinin bu saydığımız manaları içerdiği için ve bunu duyan halk bu kelimenin manası nı anladığı bildiği için ve bu kelimeye tabi olanları da gördüğü için kendi küfür rejimini kayıp etmemek için Allaha karşı büyüklük taslamış ve bu kelimenin mensuplarına ağır işkenceler yapmış ve bu kelimeyi ne söyletmiş nede okutmuştur. Bundan dolayı da aileler dağılmıştır.
Moderatöre Bildir   Logged

YA BÜTÜNÜYLE ÜSTÜNLÜK VE ŞEREF YÜCE OLAN AllahA KULLUK.. YADA TAMAMİYLA ALÇAKLIK VE MAHKÛMİYET OLAN AllahIN KULLARINA KULLUK ..DİLEYEN DİLEDİĞİNİ SEÇSİN..
"Mahvolan açık bir delilden dolayı mahvolsun kabul edende açık bir delilden dolayı kabul etsin"(Enfal: 42)
Sayfa: 1 [2] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Kelimei şehadet için sorular ve cevaplar Tevhid Ve Akaid onuri 0 126 Son Mesaj 21 Ocak 2010, 11:47:23
Gönderen: onuri
Neleri Kaybettik İslami Hayat Tarzı MERXAS 0 135 Son Mesaj 07 Haziran 2010, 10:54:27
Gönderen: MERXAS
bakın onlar neleri sevmiş İslami Hayat Tarzı MERXAS 0 186 Son Mesaj 07 Haziran 2010, 10:56:13
Gönderen: MERXAS