Selamun Aleyküm
Ziyaretçi
. Lütfen
giriş yapın
veya
üye olun
.
Sürekli Bağlı Kal:
Ana Sayfa
Yardım
Ara
Takvim
Giriş Yap
Kayıt
Sükûtumuz'dan anlamayan, sohbetimizden bir şey anlamaz..!
>
>
Kendi kalemizinden yazılarınız
>
Bişnev
>
Sidâr
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
« önceki
sonraki »
Sayfa:
[
1
]
2
3
...
14
Gönderen
Konu: Sidâr (Okunma Sayısı 30098 defa)
Bişnev
"Nalîna agirî..."
kadim üye
Offline
Mesaj Sayısı: 205
"Dilimden düğümü çöz"
Sidâr
«
:
28 Eylül 2008, 13:50:46 »
Rahman ve Rahim olan Allah'ın Adıyla
Hatırlıyorsun canım değil mi? Seninle ilk tanışmamız benim birinci sınıfa başladığım senede olmuştu. Bir yaz günüydü beklide Nizip’in en sıcak yaz günü bugündü. Önlüğüm ve hayat üzerime ağırlık yapıyordu. Sınıf arkadaşım Zehra kalbimi çok kırmıştı. Üstelik hak etmediğim bir tavırla tüm sınıfın içinde bana bağırmıştı. Oysa arkadaş olmamız için bana ne kadar çok yalvarmıştı. Her şey boya kalemleri ile başlamıştı…
Öğretmenimizin öfkeli sözlerine, tehditlerine ve arkadaşlarımın şaşkın bakışlarına aldırmadan sınıfı terk etmiştim.
Hayat bir ev ise eğer; bu evin nefes alacak bir balkonu, dışarıya açılan bir penceresi olmalı diye düşündüm. Bir salıncak olsa sallansam ama bir ileriye bir geriye değil! Hep ileriye, ileriye, hep ileriye… Beni uçursa taaa bulutların üzerine. Ama olmazdı. İstemezdim kaçtığım kirlere daha net bir şekilde bakmayı…
Hiç zil çalmasın. Hiç bir öğrenci bahçeye çıkmasın. Bu sessizlik sadece bana kalsın. Beyaz okul bahçesi siyah önlüklerle dolup taşmasın. Kızlar ip atlamasın. Erkek arkadaşlarım top oynamasın. Güzel başlayan oyunların sonunda yanaklar gözyaşlarına bulanmasın. Varsın oyunlar yarım kalsın. Ama kimse kırılmasın, ağlamasın…
Bir çift göz gülümsedi bana. Seni tanıyamadım ilk anda. Gözler beni çağırıyordu. Gözler huzuru haykırıyordu. Sanki sanki ismimi dahi biliyordu. Bana ismimi fısıldıyordu. Beni nereden tanıyordu. Bu gözler, bu gözler bir insanın gözlerine hiç mi hiç benzemiyordu. Yanına yaklaşmamı istiyordu. Yaklaştım gözlere. Yaklaştıkça gözlerin rengi değişti. Ela oldu birden bire. Hiç sormadım gözlere “sen kimsin” diye. Yürüdük gözlerle bir müddet birlikte. Okul bahçesinin köşesindeki bir ağacın altına geldik. Her şey öylesine tanıdık öylesine bildik…
Demek ki; yanında uykuya dalmışım. Kendimi varlığının kollarına bırakmışım. Nazlı’ydı başucuma dikilen. Beni telaşla dürtükleyen. Nazlı çok tatlı bir kızdı. Sarı saçlaır, mavi gözleri vardı. Sınıfımızın en tertipli ve sevimli öğrencisiydi. Beni de çok severdi. Onda beni rahatsız eden bir şey vardı. Saçlarının üst kısmını her gün aynı biçimde ile kurdele ile toplanışıydı belki de. O koşup oynarken yukarda toplanmış sarı saçları bir çiçeğin yaprakları gibi kapanır ve açılırdı. Çok ta başarılı bir öğrenci değildi Nazlı. Ama bir şekilde kendini sevdirmeyi, ön plana çıkarmayı başarırdı. “Ya hadiiii” diye bağırdı Nazlı. Öğretmenimiz bana çok hem de çok kızmıştı. Okulun her yerinde beni aratmıştı. Beni bulmayı Nazlı başarmıştı.
Kapıyı vurup “gel” sesiyle sınıfa girdik. Öğretmenimizle hemen göz göze geldik. Öğretmenimiz elleri ile masasının yanı başını işaret etti. Bu bir kızgınlık işareti idi. Tehlike sinyalleriydi. Aslında öğretmenimiz beni çok severdi. Sınıftaki başarımı devamlı sözleri ile takdir ederdi.Sınıftaki arkadaşlarıma sürekli beni örnek gösterirdi. Ama bende zaman zaman izlediği bu garip hallere öğretmenimizde anlam veremezdi. Masanın üzerinde beni bekleyen uzun ve yassı tahta cetvel benim için hazır vaziyetteydi. Gerçi o uzun ve bize ürkütücü gelen cetvel sürekli öğretmenimizle birlikte gezerdi. Ama vazife vaktinin geldiği zamanları bizimle birlikte sanki cetvelde bilirdi. Öğretmenimiz bir müddet gözlerini üzerimde gezdirdi. “Neredeydin ayşe” dedi. “Bir ağacın altında uyumuşum öğretmenim. Bir çift göz yanıma geldi beni bir ağacın altına götürdü”dedim. Öğretmenimiz hiç beklenmedik bir anda gülümsedi. Tüm sınıfta öğretmenimizle birlikte gülüşmeye başladı. Sınıftakilerin gülüşünde sinsi bir bekleyiş saklıydı. Fakat öğretmenimizin gülüşü ile benim yüreğime bir sicaklık yayıldı. Öğretmenimiz böyle bir davranışın bir daha tekrarlanmaması konusunda beni sakince uyardı...
02-12-2005
Moderatöre Bildir
Logged
http://www.dogruhaber.com.tr/
http://www.cagritv.com.tr/
Bişnev
"Nalîna agirî..."
kadim üye
Offline
Mesaj Sayısı: 205
"Dilimden düğümü çöz"
Ynt: Sidâr
«
Yanıtla #1 :
28 Eylül 2008, 13:52:27 »
Rahman Ve Rahim olan Allah'ın Adıyla
Öğretmenimizin dudakları kıpırdıyordu. Ara sıra arkadaşlarımın küçük parmakları havaya kalkıyordu. Evet, birileri bir şeyler anlatıyor, birileri bir şeyler dinliyordu. Benim kulaklarım hiçbirini işitmiyordu. Aklım o ağacın altında kalmıştı. Ben hiç hayal kurmayı sevmezdim. Belki de istesem de bunu beceremezdim. Gördüklerim rüya olamazdı. Gözlerimde hala o bir çift gözün izi vardı. İşte gözümü kapatıyordum. Karanlıkta bile o yeşil gözün izini görüyordum. Başımı sıranın üzerine yasladım. Uyumalıydım. Eğer gördüğüm rüyaysa o büyülü anı tekrar yaşamalıydım. Elimdeki kurşun kalem ile defterime anlamsız heceler yazdım. Okuma yazmaya yeni yeni başlamıştım. Ara sıra gözüm öğretmenimize takılıyordu. Ve bakışlarımız birbiri ile buluşuyordu. öğretmenimiz içten içe benim durumumdan dolayı endişeleniyordu. Hayat sesi ile irkildim. öğretmenimiz yanıma gelmişti. “Eğer hasta isen eve gidebilirsin Hayat”… “İyiyim öğretmenim eve gitmek istemiyorum” dedim. öğretmenimiz saçlarımı okşayarak “Sen Bilirsin” dedi…
Teneffüs ilk defa benim için gerçek bir teneffüs gibiydi. Arkadaşlarımın kurduğu hiçbir oyuna katılmadım. Bakışlarımla yeşil gözü aradım, bulamadım. O yalnız ağacın yanına vardım. Oturdum bekledim. Anormal hiçbir şey yoktu. Gölgesinde oturduğum sıradan bir ağaçtı. Ağaçtı işte ağaçtı sadece bir ağaçtı. Yüreğim sızladı o an. Yaşadıklarım benim uydurduğum koca bir yalan. İçim burkuldu, gözlerim doldu. Hıçkırarak ağlamaya başladım. O kadar içli ağlamış olmalıyım ki iki damla gözyaşım bir yaprağın üzerine damladı. Gözlerim kendi gördüklerine inanamadım. Yeşil gözler yaprağın üzerindeydi. Gözlerle ilk buluşmamızı hatırladım. O zaman anladım. Anahtar gözlerimdi. Gözyaşlarım o gözlerle aramızdaki bir şifreydi…
İlkokul birinci sınıfa dair hafızamda yer edinen iki şey var. Biri sınıf arkadaşım Nazlı’nın bir çiçek gibi açılıp kapanan tepeden toplanmış sarı saçları. Diğeri de seninle İlk tanışma anımız sidar…
02-12-2005
Moderatöre Bildir
Logged
http://www.dogruhaber.com.tr/
http://www.cagritv.com.tr/
Bişnev
"Nalîna agirî..."
kadim üye
Offline
Mesaj Sayısı: 205
"Dilimden düğümü çöz"
Ynt: Sidâr
«
Yanıtla #2 :
28 Eylül 2008, 14:54:25 »
Rahman ve Rahim olan Alllah'ın adıyla
Hayatın şarkısı nedir ki sidar. Severim bende herkes gibi şarkıları. Neden utandırdın şimdi beni? Bunda gülecek ne var? Dur bakalım düşüneyim… Öyle bir şarkı olacak ki ruhumu alıp gezdirecek diyar diyar.
Yağmurun çiseleyişi, rüzgârın uğultusu, kuşların cıvıltısı, çocukların çoskusu, yüreğine dokunan bir dost sesinin tıkırtısı…
Haklısın hepsinde yarım kalan notalar var. Biliyor musun sidar. Bazen bana göre en güzel ses, hayal ettiğim bir mezar. Kimi zaman da griye boyalı hiç köşesi bulunmayan bir duvar. Yüreğimdeki hüznü ancak bir mezar saklar. Hiç kafasını sallamadan beni sadece bir duvar anlar. Şişsişt. Öyle mahzun ve cilveli bakan gözlerini yaratana kurban olam. Tabiki hiç konuşmadan beni bir Rabbim birde sidar duyar.
Seni işte bu yüzden seviyorum canım. Sorunu soruyor ve sukut ediyorsun. Beni bana bırakıyor, ama beni asla sensiz bırakmıyorsun. Cevaplar soru cümlelerinin içinde diyorsun. Soru sende. Sen bizde, biz hiçlik denizinde. Fırtına çıktığında sığınacak liman dahi bu denizin derinliklerinde.
Cevabı bulduk değil mi canım? “Ey Rabbim Sen’den gelenin dermanı ancak ve ancak yine Sen’de.” Evet sidar, hayatın şarkısı Sen’imize en yakın olduğumuz yerde. Tüm şarkıların onu tespih ettiği yerde. Varlık âleminin dalga dalga var edende kaybolduğu yerde. Yüce Mevla’nın Güllerin Efendisi’ne “Ya Habibim” diye seslendiği yerde Habibullah’ın arşı alaya yükselerek sidretül müntehada duyduğu hayatın şarkısını bizim ancak eğildikçe eğilerek duyabileceğimiz yerde.
Hayatın şarkısı Bir’e varma yolunda, Bir’e en yakın olduğumuz zamanda Bir’in çağrısına “Lebbeyk” dediğimiz anda…
Titrek aciz beden…Ey Mevlâ sensin bu aciz bedeni yoktan var eden. İşte başladı şarkının notaları dökülmeye gözlerimizden. Bir feryat yol buldu asumana yüreğimizden.Aciz beden hiç kalkmak istemiyor son secdeden.Diller hiç ayrılmak istemiyor bu zikirden. Tüm seslere sesi öğreten Rabbinden…
"Sübhane Rabbiyel Ala... Dilimden düğümüz çöz..."
03-12-2005
Moderatöre Bildir
Logged
http://www.dogruhaber.com.tr/
http://www.cagritv.com.tr/
harras
Mücadeleci::.
Üstad Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 1904
Bir Seher Daha Ya Rab Bir Vuslat Daha Ya Rab...
Ynt: Sidâr
«
Yanıtla #3 :
01 Ekim 2008, 18:27:26 »
eğer bunlar senin kaleminden dükülmüsse Rabbim olan Allah senden razı olsun canım abem maş Allah selam ve dua ile...
Moderatöre Bildir
Logged
http://cagritv.com.tr/bannerler/ctv-468x60.swf
“Güzel ahlak, senin Allah'dan başka bir maksadının olmamasıdır.” (Ebu Said El-Harras)
Bişnev
"Nalîna agirî..."
kadim üye
Offline
Mesaj Sayısı: 205
"Dilimden düğümü çöz"
Ynt: Sidâr
«
Yanıtla #4 :
04 Ekim 2008, 14:18:23 »
Yusuf'un Gülleri
Yusuf'un medresesinin seçkin gülleri; ne mutlu sizlere ve ne mutlu bizlere ki varsınız oradada varolmaya devam ediyorsunuz. Siz Allah C.C in unutmadığı salih kullarındansınız. Zalimler bilsin ki; amber kokulu gülleri koparıp atmaya güçleri yetmedi. Rabbim sizlere lutufta bulunup köklerinizle birlikte medreseyi yusifiyeye ekti.Orda kökleriniz daha da güçlensin ve varlığınız varlıklara can katsın istedi.
Ey Yusuf'un medresesinin seçkin gülleri; sizin kokunuz asumana yayılıyor. Bizler burada aldığımız her nefeste sizlerden feyz alıyoruz. Sizin,uğruna dünyayı elinizin tersiyle ittiğiniz o kutlu davaya kurban olayım. Gözünüz arkada kalmasın demiyoruz sizlere. Biliyoruz ki sizin gözünüz mevla yolunda. Çocuklarınız babaları ile gurur duyuyor. Eşleriniz başı dik hayat arkadaşları ile iftihar ediyorlar. Çocuklarınız anne babam nerde neden orda diye sormuyorlar. Biliyorlar ki babaları onların yarınları için ordalar. Ve sizlere layık bir şekilde mücadele ruhu içinde yetişiyorlar. Birgün babalarının yüce mirasına sahip çıkarak nebevi yolda vakarla yürüyeceklerinin bilinci içerisindeler. Onlar kutlu davanın narin goncaları olarak sizlerin oldugu kadar bizlerinde canpareleri.
Ey Yusuf'un medresesinin gülleri; Rabbim sizleri seviyor ve bizlerde Rabbimizin lutuf verdigi sizleri çok seviyoruz. Bizler sizler gibi dünyayı sırtına ahireti yüreklere alamamanın hüznünü ve mahcubiyetini taşıyoruz. Dualarınızın taliplisi olmayı arzuluyoruz. Elbette ki güllerimizi asla unutmuyoruz. Yıldızlar sizin karanlığa saçtığınız ışığa gıpte ediyor. Dünya onun değilde, ebedi hayatın sevgisini çoşkuyla yüreklerinize aldığınız için size mağlubiyet duygusu ile bakıyor.
Siz bize gösterdiniz ki, bütün güzelliklerin geçici olduğu gibi zorluk günleride geçicidir. Önemli olan geriye baktığımızda pişman olacağımız önce Rabbimizden sonrasında kendimizden utanacağımız durumlara düşürmemek. Ne kuyunun derinliği nede geçireceğiniz zamanlar sizi yıldıramaz. Ve inş. RABB'e olan sevginizden zerre kadar çalamaz. Sizlerden bizlere gelen mektupların herbiri ayrı destan.İ çimize çektiğimiz kokunun kaynağı küflü zindan değil gülistan. Ailelerinize gönderdiğiniz hasret değil ahiret incileri. Ve bu nağmeleri okudukça utandırıyor biz acizleri
Ziyaretinize geldiğimizde hüznü bir nebze gidermeyi umud ediyorduk. Elh. her geldiğimizde hüznümüz sizin sebat içinde durup bizlere sevgi ile gülümsediğinizde huzura dönüşüyor. Gözlerinizdeki ışık bir çerag gibi karanlığımızı aydınlığa boğuyor. Nasıl olmasın ki,o gözler mevlanın yeşil yoluna baka baka bu dünyanın kirinden arınmış ilahi nurla donanmış.Sizler herbiriniz ahiret işçilerisiniz. Her geceniz bir tuğla,harcınız ihlas ile yaptığınız ibadetleriniz
Sizleri gördügümüzde, üzerinizde kalan inşaat tozlarını fark ediyoruz. O tozlarınız bile feyzimiz olmaya yetiyor. Zindanı gülistana çeviren kutlu davanıza,davanın rehberi GÜLLERİN EFENDİSİNE kurban olayım.
Size mektup yazdığımı gören herkesin selamları var.
Sevdikleriniz ve sevenlerinizin sizi selamların en güzeli ile selamlıyorlar.
Bişnev 30-09-2006
Moderatöre Bildir
Logged
http://www.dogruhaber.com.tr/
http://www.cagritv.com.tr/
Bişnev
"Nalîna agirî..."
kadim üye
Offline
Mesaj Sayısı: 205
"Dilimden düğümü çöz"
Ynt: Sidâr
«
Yanıtla #5 :
04 Ekim 2008, 14:22:47 »
… Dizlerim yerle yeksan. Ellerim havada ”amin” dedim. Sonra yüzümü avucuma bıraktım. Kütle gibi kasık, ellerim kaskatı ayrılıyorum. Başparmak çıkacağına gözlerimi sokuyorum, ovuşturuyorum. Mevsim ikindi, rahmet görmeyeli çok oldu sanki. Çiftçilerin dudakları çatlak, çingenelerin ayak topukları gibi, yer çorak.
Akıl ile kalbin, insan iskeletinden koparıldığını duyuyorum. Teknolojinin son hüneriymiş. Gazeteler avaz avaz bağırıyor. Ön, birde arka sahifelerinde insan eti satarak. Daracık yerde teşehhüd kadar dalıyorum. “Efelâ tetefekkerun.” Bu da rabıtam olsun, ilan ediyorum. Sonra zaman kurşun gibi göğsümde soğuyor, şap diye betona düşüyor. Kendime geliyorum. Yer beton, duvar demir, insan saman çuvalı olmuş. Pamuk hararların patateslere benzemiş ya da ne bileyim işte, içi elyafla doldurulmuş mankenler gibi süslü püslü.
Bir iftitah tekbiri gelir göğümden. Çiftçiler tek hiza. Bir kurşunluk yağmur. Yağmuru avzana topluyorum. Etrafında koşarak gidip geliyorum. Zemzem! Zemzem! Diyorum. Toplasam hepsi bir yudumluk. Bense bir Kerbela bir Hüseyn kadar susuz. Gözlerim doymuyor. Eller kaşlarda kasket, kulaklar yel kesip bakıyorum. İntizar sürüyor. “İnni ma’akum muntezirin” ayak sesleri işitiyorum. Ürküntü satıyor, toparlanıyorum. Mevsim, asrın son ucu. İp zayıf zaman kızıl sarıya karip. Sabırsızlanıyorum. Göğüm et, kemik rüzgar biraz da bulut. Renk cümbüşünü görüyorum. Bir kenarı gri. “sıbğetullah” birkaç kırbaç sesi daha geliyor. Avazın çıktığı kadar tekbir. Arş-ı a’lâ’ya elim değiyor. Mukarrebun orada. İniltiler girye efşan. Yerde demir bir para görüyorum paslı. Eğer yolum düşse bir fırın ekmek, çerçi gelirse çocuğa nohutlu şeker, ikide toka alırım diyorum.
Teheccüd yurdunda tekbir sedaları gelir. İrkiliyorum. Çok uzak yakınlardan geldiği belli. “iza zu’lzileti’l erdu zilzaleha” nerden geldi diye don kesiliyorum. Mevsim kış, insan kar. Ömür sekerat yokuşunda nefes nefese. Tekbir sedaları faryada karıştı, ritimler resmediyor. Kalbime güm! Güm! Rikkat yumrukları… bu ses nerden? Şu dağların arkasında mı? Mezarlıklardan ya da morglardan mı? Bilmiyorum.
Musalladaki meyit aniden dirildi. Hemde kirlenmemiş kefeniyle hani öldükten sonra hayat yoktu. Vay zavallılar! “huve yuhyi we yumit ve ileyhi turce’un” kabristan kentinde isyan var. Bir kıyam baş göstermiş. Nedendir bilmiyorum. Ayaklarımı ve dizlerimi lellerimle karnıma çekiyorum. Patellada telaş var. “Veleked helekne’l insan emin selsalin min hemein mesnun” kendimde kayboluyorum, kulaklarıma dokunuyorum. Beyhude… çekiç örs üzengi kavgalı. Ses alamıyorum. Keskin ve acı bir kasırgamı? “Rihun a’sifun”
“İnnel insane lezelumun keffar” Bir alkış tufanı kopsun şu kulaksızlardan ve de bir kahkaha bir can daha düştü desinler. Bir can düşmüş olsun insan ağacından. Gözlerimi tekrar açıyorum. Ellerimle yeri yokluyorum. Toprak kırmızı, etrafıma bakıyorum, kavga var. “Seri’ül hisab” adaetine uygun. Mazi ardıma vermiş, kaçıyorum, düşüyorum ve tekrar kaçıyorum. Nerdeyse mazi beni tutacak; istikbal kılcına yapışmış kene gibi. Uzaklardan bir ses daha işitiyorum, ümitsiz biraz da biçare “ Haza yevmun esib” geçmiş ümmetler filmi oynuyor dünya tiyatrosunda. Garip… ekseriyetle muzaffer olanlar bir avuç olanlardır. Kur’anın dediği gibi.
Nuh (a.s)‘a sayısı belli, İbrahim (a.s)‘e birkaç kişi, Musa (a.s)’a kavminin gençler Şuayb (a.s)’a ailelei tarafından alınıp bukağılara bağlanan gençle İsa(a.s)’a Pavlus hariç bira Muhammed (s.a.v) ‘a Mekke’nin zayıfları iman ediyor. SübhanAllah! Diyorum. Olaylar ve insanlar değişmemiş.
"Velâ tehinu ve lâ tehzenu ve entumul e’levne in kuntum mü’minin"
Alıntı...
Moderatöre Bildir
Logged
http://www.dogruhaber.com.tr/
http://www.cagritv.com.tr/
Bişnev
"Nalîna agirî..."
kadim üye
Offline
Mesaj Sayısı: 205
"Dilimden düğümü çöz"
Ynt: Sidâr
«
Yanıtla #6 :
04 Ekim 2008, 14:30:20 »
Bismi HÛ
Ne zaman kaybolduğunu düşünsem,seni yakınımda hissedemezsem anahtar gözyaşlarım biliyorum. Sidar ben uzun zamandır ağlamayı beceremiyorum. Oysa bir çocuğun ki kadar coşkun ve tetikde beklerdi gözyaşlarım. Geceleri gökyüzüne baktığım andaıslanırdı yanaklarım. Sırtımı duvara yaslarım. Gökyüzüne bakarım. Tefekkeür aleminde seyre dalarım. Bir yıldızla göz göze geliriz bir an. Hüzün nehri akar yüreğime. Ona dedim ki "çek elini yüreğime değme". Gülümsedi yıldız manidar biçimde ."Sende hüzün gözlerini avuçlarıma verme". Meğer yine hüzün yıldızına takılmış bakışlarım, ben bu yıldızdan kurtulamayacakmıyım. Sidarı bulmalıyım. Dizlerine uzanıp doyasıya ağlamalıyım. Hıçkırık sesleri duyuyorum. Kahretsin ağlayamıyorum. Hüzün yıldızına rağmen ağlayamıyorum işte ben. Onu ben parlaklaştırıyorum gökyüzünde ben biliyorum.Bazen avuçlarıma alıyorum lekeli yerlerini siliyorum. Kendime inat hüznümü seviyorum. Gökyüzünün en ücra köşesine asıyorum onu yeniden.S anki hüznümü kıskanıyorum herkslerden. Hatta ve hatta kendimden...
Uykuya dalmışım gece gökyüzüne veda etmiş gitmiş hiç duymamışım. Kalemi ellerimden, hüznünü yüreğimden düşürmemişim. Kağıtlarım nerde dedim dayıma. Dayım sıcacık elleriyle dokundu omuzuma, yüreğimde dayımın elleri kadar sıcacık tı hala, içimde bir yangın
geceden kalma....
Sen uyudun elinde ki kağıtlar dağıldı, torpido gözüne koydum oradalar kağıtların, "rüyanda ne gördün de öyle içli içli ağladın" dedi dayım. "iyileşeceksin biz buna inanıyoruz sende inanmalılısın güçlü olmalısın..."Başladı teselli tekerlemeleri. Çevrem de ki herkezi üzdüğümün ve yoğun bir şekilde endişelendirdiğimin farkındayım. "Rüyam da knuştum mu?.." diye sordum dayıma. Bir şeyler sayıklamışım yol boyunca. Şafak ne zaman gelir sidar demişim, rüyamda senle konuştuğumuzu bilememişim. Meğer seni nede çok özlemişim. "Sidar kim" diye sordu dayım. "Gölgem" dedim benim gölgem. "Sidar gölge mi demek, manası?" dedi güldü dayım. "Manası Ağaç gölgesi" dedim. Dayım alışıktı benim tuhaf yanlarıma. "Buluruz gölgeni canım" dedi."Sen sakın ağlama tasalanma". Ah dayı ah! Ah bir ağlasam sidarım olurdu zaten yanıbaşım da. Bir ağlaya bilsem dinerdi hıçkırık sesleri. Uzanıverirdi benim için sidarımın dizleri. Karşımda belirirdi gölgemin buğulu gözleri....
Ankara'yı geride bırakalı epey olmuştu. Geçtiğimiz son yerleşim bölgesi Pozantı'ydı.Bir köyden geçiyoruz. Mezarlık sol tarafımızda. Bir geçiş töreni düzenliyor bizim ile mezarlık arasında. Gökyüzüne kaldırıyorum başımı. Bir çığlık inletiyor yer ile gör arasını. "Fe eyne tezhebuuuun"...
"Bekliyoruz" diye haykırıyor mezarın bir tanesi. "Bekliyoruz efendim sizleride aramıza". "Geleceğiz diyorum geleceğiz". Zaman an gibi yakınımızda."Külli nefsin zaikatül mewt"...
Gülümsüyor küçük bir mezar. Üzmeyin o yüreği hüzün nakışlı, gözlei ganimet bakışlı anneyi. Minicik bir yürek bekler durur onu cennette. Minik avuçlarına dua üzerine dua yazar. Hasret vuslata boyanır bir gün elbete. "Elbette" dediler koro halinde tüm mezarlar "elbette". Hissettimki artık ölümden korkmuyorum. Bir sevgiliyi özler gibi ölümü özlüyorum. Dayımın aniden frene basmasıyla irkiliyorum...
"Ey Rabbimiz. Üstümüze sabır yağdır ve bizi müslüman olarak öldür"
23-02-2005
Moderatöre Bildir
Logged
http://www.dogruhaber.com.tr/
http://www.cagritv.com.tr/
kerwan
Yeni Üye
Offline
Mesaj Sayısı: 166
Ynt: Sidâr
«
Yanıtla #7 :
04 Ekim 2008, 18:54:07 »
yüreğine sağlık kardeş harika bir yazıydı
Moderatöre Bildir
Logged
Bişnev
"Nalîna agirî..."
kadim üye
Offline
Mesaj Sayısı: 205
"Dilimden düğümü çöz"
Ynt: Sidâr
«
Yanıtla #8 :
07 Ekim 2008, 13:53:32 »
Alıntı sahibi: kerwan üzerinde 04 Ekim 2008, 18:54:07
yüreğine sağlık kardeş harika bir yazıydı
Ecmain...
Moderatöre Bildir
Logged
http://www.dogruhaber.com.tr/
http://www.cagritv.com.tr/
Bişnev
"Nalîna agirî..."
kadim üye
Offline
Mesaj Sayısı: 205
"Dilimden düğümü çöz"
Ynt: Sidâr
«
Yanıtla #9 :
14 Ekim 2008, 12:55:25 »
Rahman ve
Rahim olan Allah'ın adıyla
Yine yüreğime yağmurlar yağıyor...Bilirsin ya sidar yüreğime yağan yağmurlar ve ûyûndan akan katreler beni sana kavuşturuyor...
Bizim çocukluğumuzda kalaycılar vardı. Mahalle mahalle dolaşırlardı. Aynen sütçüler ve at arabasının üzerinde patates soğan satan sebzeciler gibi. "Kalaycıııı" diye çığırtkanlık yaparak mahalledeki hanımları durumdan haberdar ederlerdi. Mahallenin orta yerine tezgâhlarını kurar ve beklerlerdi. Beklenilenler bekleyenleri pek de bekletmezlerdi. Sabahın çok erken vakitlerinde gelirlerdi kalaycılar. Bazen üç bazende dört kişiydiler. Onlar mahallenin sanki birer parçası gibiydiler. Her köşe başından ellerinde bakır kaplarla sabah mahmurluğunu üzerinden atamamış hanımlar çıkagelirlerdi. Genelde evin hanımları getirirdi kapları. Çünkü o saattte uyuyorlardı evin diğer mensupları. Çok severdim ben mahallemize gelen kalaycıları. Sihirbazlara benzetirdim onları. "Kalaycıııııııı" sesi ile uyandığımda fırlardım yatağımdan. Bakır bir kap bulmaya çalışırdım mutfağımızdan. Annem nadir kullanırdı bakır kapları. Galiba bakır kapların hayattan yavaş yavaş çekildiği dönemlerdi. Bizim mutfağımızda az sayıda bakır kap bulunurdu. Annem tencere tava seslerinin takırtısı ile uyanırdı her zamanki gibi. "Kalaycı geldi anne bakır kap ver bana hemen" derdim. Annem kızardı " yok kalaysız bakırımız, geçen sefer kalaylattığımız öylece duruyor" derdi. Ama sözleri ve öfkeli bakışları nafie idi. İnadımla baş edemezdi. Mahallenin kalaycıları benim kabımı kalaylamadan hiç bir yere gidemezlerdi. Annem süs eşyası dahi olsa mecburen bana bakır bir kap temin ederdi...
Tek tek tezgâh mekânına gelen kaplar banka kuyruğuna giren insanlar gibi sıraya dizilirdi. Sırası gelen eskimiş bakır kaplar kalaycıların sihirli ellerinde yenilenirdi. Günün ilerleyen saatlerinde mahallenin diğer çocuklarıda kalaycıları izlemeye gelirlerdi. Sanayi ve modernizm sinsi sinsi hayatımızın her alanına nüfus etti. Sütler artık paketteydi. Sebzeler dahi can alıcı renklerle bonibon şekerlemeler gibi marketlerde albenili...
"Bunları bana neden anlatıyorsun" diyeceksin. Teknolojiyi hayatımıza buyur eder iken farkında olmadan küstürdük, kaybettik bazı değerlerimizi. Ne zaman yanına varsam sağnak sağnak sevgi yağmuruna maruz bırakıyorsun ya beni. Zaman zaman bu sevğiyi hak ediyormuyum diye sorgulamıyor da değilim kendimi. "hayat" diye buram buram samimiyet kokan seslenişlerini duyduğumda ruhum eskimeyen eskilerime, özlemlerime, mahallemize savruluyor. Sen "hayat" dediğinde içimde bir kalaycı bağırıyor. Yüreğimdeki yıpranmışlıklarım bakır kaplar misâli sıraya diziliyor. Senin masum berrak sesin, güleç yüzün, dost elinin yüreğime dokunuşu kırğınlıklarımı kalaylıyor.
_sidar....
_Gönlümün gecekondusu, saklı sevinçlerimin uğultusu
_İyiki varsın
_sidarrrr....
_Tüm yenilmişliklerime inat bakır bir kap var kucağımda
_Sevgi dolu yüreğinle onu kalaylarmısın...
Moderatöre Bildir
Logged
http://www.dogruhaber.com.tr/
http://www.cagritv.com.tr/
Sayfa:
[
1
]
2
3
...
14
« önceki
sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:
Gitmek istediğiniz yer:
-----------------------------
-----------------------------
=> Yönetici Duyuruları
=> Üye Haber ve Duyuruları
===> Yurttan haberler
===> Dünyadan Haberler
===> Düğün-Konferans-Konser-Miting...
===> Filistin Özel
===> Haber Yorum ve Analizler
-----------------------------
-----------------------------
=> Kur'an-ı Kerim Genel
===> Tefsir Dersleri
===> Tecvid dersleri
=> Kur'an-ı Kerim video ve ses Dosyaları
-----------------------------
-----------------------------
=> Hz.Muhammed (S.a.v)
===> Peygamber Efendimizin Hayatı
===> Hadis-i Şerifler
===> Ehl-i Beyt
=> Peygamberlerin Hayatı
=> Sahabeler'in Hayatından Tablolar
=> İslam Alimleri ve öncüleri
===> Şehidlerimiz
-----------------------------
-----------------------------
=> Tevhid Ve Akaid
=> Risale-i Nur'dan Damlalar
=> Dua penceresi
=> Tassavvuf
===> Marifetullah
===> Esmâ-ül-Hüsnâ
=> Fıkıh Köşesi
=> İslami Hayat Tarzı
===> İslamda Kadın ve Tesettür
===> İslam'da Aile Hayatı
===> Mümin'in Miracı: Namaz
===> Kuran-ı kerimde mümin
-----------------------------
-----------------------------
=> Özel Gün ve Geceler
=> Ramazan-ı Şerif
-----------------------------
-----------------------------
=> Kendi kalemizinden yazılarınız
===> vuslat can
===> Kuranehli
===> Bişnev
===> ÂmâK-ı HâYâL
=> Düşünce yazıları/Makaleler
===> röportajlar
=> Öykü - Hikaye ve Kıssalar
===> Roman Kuşağı
=> Şiir Pınarı
=> Güzel ve ibretli Sözler
=> Kişisel Gelişim
===> Genel Kültür
=> Serbest Bölüm
===> Anketler
=> Tarihten Notlar
=> Kitap-kaset ve Dergi
-----------------------------
-----------------------------
=> Kelime ve Kavramlar
=> Arabic/Arapça
===> Maksud Dersleri
===> Izzi Dersleri
===> Bina Dersleri
===> Emsile Dersleri
=> Kurdi / Kürtçe
===> Zazaki (Zazaca)
=====> Zazaca Dersler
=====> Zazaca Şiirler / Zazaca Marşlar
=====> Zazaki/Zazaca
===> fêrgeha kurdî ( Kürtçe Dersler )
===> Helbest u Marşên Kurdî
=> English/İngilizce
===> Genel ingilizce
===> ingilizce Tensler (zamanlar)
===> Dini Yazılar
===> Eğitici Videolar
-----------------------------
-----------------------------
=> Sohbetler/Seslendirme
=> Ezgi ve ilahiler
===> Farsça Eserler
===> Türkçe Eserler
===> Kürtçe Eserler
===> Arapça Eserler
===> Diğer Diller
===> istek parçaları
=> sesli Şiir&Fon Müzikler
=> Film ve Belgeseller
===> Flim - Tiyatro - Etkinlik Görüntüleri
===> Belgeseller
===> ilginç Videolar
=> Resimler ve flashlar
===> karikatür/komik resimler
-----------------------------
-----------------------------
=> ARAÇLAR
===> Güvenlik-İnternet
===> Eğitim-Okul
===> Ses / Resim / Video
===> Ekran-Masaüstü
===> İslami Programlar
===> Pc Soru/Cevap ve Faydalı Bilgiler
=> Bilim Ve Teknoloji
-----------------------------
-----------------------------
=> Tıp/ Sağlık/Şifa
===> Çocuk Sağlığı
===> Acil Durum İlk Yardım Bilgisi
=> Yemek Tarifleri
-----------------------------
-----------------------------
=> Çocuk Eğitimi
===> Çocuk Hikayeleri
===> Çocuk Dersleri
===> Çocuk için Oyun ve Resimler
===> Çocuk İlahileri
===> çocuk Video ve Klipleri
=> Mizah
===> fıkralar
-----------------------------
-----------------------------
=> Tavsiye Siteler
=> İstek, Öneri ve Şikayetleriniz
=> Vuslat Sevdalılar (tanişma)
Yükleniyor...