0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] 2 Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Tagutu Reddetmek Şöyle Olur  (Okunma Sayısı 1197 defa)
Kavl-i Leyyin
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 183



WWW
« : 30 Ağustos 2010, 13:01:58 »

1 - Tagutları ve Onların Dinine Girenleri Tekfir Etmek
 
 
Bu, bütün tagutların; "nüsuk", "hüküm" ve "velayet" ibadetlerinden herhangi birisini bu tagutlara yapanların, kafir olduğuna inanmak ve bu gibilere kafir muamelesi yapmaktır.

Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem, davetinin başında zayıf durumda olmasına rağmen Allah-u Teâlâ ona, müşrik kavmine hiç çekinmeden durumlarını apaçık bir şekilde açıklamasını emretti. Böylece müslümanların müşriklere karşı takınmaları gereken tavrın nasıl olması gerektiğini Rabbani bir metodla ortaya koydu. İşte bu, silahla cihad henüz farz kılınmadan ve hicretten önce davetin başlangıcında olmuştu.

Allah-u Teâlâ, Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem’e kavmiyle ilgili gerçekleri, onların İslam’daki durumlarını açık bir şekilde haykırmasını emretti.  

Allah-u Teâlâ bu konuda şöyle buyuruyor:

"De ki: Ey kafirler! Ben, sizin taptığınıza tapmam. Siz de benim taptığıma tapmazsınız. Ben, sizin taptıklarınıza asla tapacak değilim. Sizler de benim taptığıma tapacak değilsiniz. Sizin dininiz sizin, benim dinim benimdir." (Kafirun: 1-6)


Şayet bu meseleyi geciktirmek caiz olsaydı Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem, kavmini kızdırmamak, onlardan gelecek eziyet ve işkenceyi önlemek amacıyla bu meseleyi geciktirirdi. Çünkü davetin ilk yıllarında zayıf bir durumdaydı ve zayıf olan bu durumunu göz önüne alarak bu meseleyi açıklamayı geciktirirdi.

Fakat bu mesele, İslam akidesini direkt ilgilendiren, dinin aslıyla ilgili olan, dinin en önemli ve en öncelikli meselesidir.

Durum böyle olduğu halde, kendilerini İslam davetçisi zanneden bazı kimseler, İslam’ın metodunu bir kenara atarak beşeri metodlar kullanırlar ve insanların gerçek durumlarını ortaya koymanın, onları İslam’dan daha da uzaklaştıracağını söylerler.
 
 
Şeyh Abdurrahman b. Hasen dalalet ehlinden birisine cevaben şöyle dedi:
 
"Herkes, kendisinin müslüman olduğunu iddia ediyor. Fakat her iddianın doğru olması için ispat gerekir. Şayet ispat olmazsa, bu iddia geçersiz olur. Şeyhimiz, İslam’ın aslını şöyle tarif etmektedir:

"Dinin aslı ve temeli iki şeydir:


Birincisi: Ortağı olmayan, tek olan Allah-u Teâlâ'ya ibadeti emretmek, insanları bunu yapmaya teşvik etmek, dostluk ve düşmanlığı bu temele dayanarak yapmak ve bu temeli terkedenleri tekfir etmektir.

İkincisi: Allah-u Teâlâ'ya ortak koşanları uyarmak, onlara karşı sert muameleler yapmak, onlara düşman olmak ve onları tekfir etmektir.

Bu iki temele muhalefet edenler çok çeşitlidir:

1 -
Bunların en şiddetli olanı ve en çok muhalefet edeni, her iki şarta birden muhalefet edendir.

2 - Onlardan bazıları Allah-u Teâlâ'ya ibadet eder, fakat şirki reddetmez.

3 - Onlardan bazıları Allah-u Teâlâ'ya ibadet eder, şirki reddeder, fakat şirk işleyenlere düşmanlık göstermez.

4 - Onlardan bazıları Allah-u Teâlâ'ya ibadet eder, şirki reddeder, şirk işleyenlere düşmanlık gösterir, fakat onları tekfir etmez.

5 - Onlardan bir kısmı tevhidi sevmez, fakat ona buğuz da etmez.

6 - Onlardan bir kısmı tevhidi reddeder, fakat tevhid ehline düşman olmaz.

7 - Onlardan bir kısmı tevhid ehlini tekfir etti ve bu yaptıklarını salih kimselere sövme olarak isimlendirdi.

8 - Onlardan bir kısmı hem şirke buğzetmez hem de onu sevmez.

9 - Onlardan bir kısmı şirki bilmez, bilmediği için de reddetmez.

10 - Bu kimselerin en tehlikeli olanları ise; tevhidle amel eden, fakat onun kıymetini ve değerini anlamadığı için tevhidi terkedenlere buğzetmeyen ve onları tekfir etmeyenlerdir.

11 - Onlardan bazıları; şirki terkeder, onu çirkin görür ve inkar eder, fakat şirkin kötülüğünü bilmez ve bu sebeble şirk ehline düşman olmaz, onları tekfir etmez.

Bu sayılan kimselerin hepsi Allah-u Teâlâ'nın nebilerine gönderdiği tevhid dinine muhalefet eden kimselerdir." (Ed-Dureru’s Seniye 7. bölüm)

Böyle durumda olan bir kimse, dinin aslını gerçekleştirmediği, tagutun dinine girenleri ve taguta tapanları reddetmediği müddetçe asla mümin ve müslüman olamaz.
 
 
Şeyh Hüseyin ve Şeyh Abdullah b. Şeyh Muhammed’e şöyle soruldu:
 
"Bu dine giren, bu dine bağlı olanları seven fakat müşriklere düşmanlık göstermeyen veya onlara düşmanlık göstermesine rağmen onları tekfir etmeyen bir kimsenin hükmü nedir?"

Onlar şöyle cevap verdiler:

"Bu kişi müslüman değildir. Müslüman olabilmesi için tevhidi bilmeli, ona boyun eğmeli ve ona göre amel etmelidir. Aynı şekilde Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem’in getirdiği şeriati tasdik etmeli, emir ve nehiyleri konusunda ona itaat etmeli ve getirdiği bütün şeylere iman etmelidir. Her kim:

"Ben müşriklere düşmanlık göstermem" der veya düşmanlık gösterdiği halde onları tekfir etmez veya lâ ilâhe illAllah dedikleri için Allah-u Teâlâ'nın dinine düşmanlık gösteren, küfür ya da büyük şirk işleyen kimseler hakkında veya mezara tapanlar hakkında bir şey diyemeyeceğini söylerse, o kişi asla müslüman olamaz.

Allah-u Teâlâ böyle bir duruma düşen kimse hakkında şöyle buyuruyor:

"Derler ki: "Bir kısmına iman, bir kısmını inkar ederiz. Böylece işte bunun arasında bir yol edinmek isterler."
(Nisa: 150)  (Mecmuatut Tevhid c: 1 s: 353)        
 
 
Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem bir sahabesine şöyle dedi:
 
"Kafirun suresini oku! Sonra uyu! Çünkü o sure, şirkten beri olma suresidir." (Ebu Davud sahih senedle)
 
 
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
 
"İbrahim ve beraberinde olanlarda sizler için güzel bir örnek vardır. Onlar kavimlerine şöyle demişlerdi: Biz sizden ve sizin Allah’tan başka taptıklarınızdan uzağız. Sizi reddettik." (Mumtahine: 4)
 
Moderatöre Bildir   Logged
Kavl-i Leyyin
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 183



WWW
« Yanıtla #1 : 05 Eylül 2010, 20:01:15 »


2 - Taguta Yapılan İbadetin Batıl ve Geçersiz Olduğuna İnanmak
 
 
Bu, kulun; Allah-u Teâlâ'dan başka ibadet edilen ve daha önce açıklanan taş, put, ağaç, kahin, sihirbaz, ilim adamı veya sapıklığa çağıran bir kişi veya Allah-u Teâlâ'nın kitabı ve Rasulünün sünnetinin dışında hüküm veren bir hakim veya birleşmiş milletler ve benzerleri veya İslam şeriatine bağlı olmayan parti, kavim ve bunlar gibi her türlü taguta yapılan ibadetlerin sapık ve şirk olduğunu bilip inanmasıyla olur.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

"İşte böyle... Şüphesiz Allah, O, Hak olandır ve O’nun dışında taptıkları ise şüphesiz batıldır. Muhakkak ki Allah yücedir, büyüktür."  (Lokman: 30)


El Vezir b. El Muzaffer Es Sem’ani, El İfsah kitabında şöyle dedi:

"lâ ilâhe illAllah’a şehadet etmek" demek, "lâ ilâhe illAllah" şehadetini söyleyen kimsenin bu kelimenin manasını bilerek şehadet etmesi demektir.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

"Bil ki! Allah’tan başka ibadete layık ilah yoktur." (Muhammed: 19)

"lâ ilâhe illAllah" şehadetinde Allah-u Teâlâ'nın ismi, edat olan "illa" dan sonra gelmiştir. Bu ise uluhiyyet sıfatını sadece O’nun hak ettiğini göstermektedir. Bu sıfatı O’ndan başkası asla haketmez."

Sözlerine devam ederek şöyle dedi:

"Bu sözden istifade edeceğimiz şey şudur:

"lâ ilâhe illAllah" sözü tagutu red ve Allah-u Teâlâ'ya imanı kapsar. Zira ancak sahte ilahlar reddedildiği ve uluhiyyet hakkı sadece Allah-u Teâlâ'ya verildiğinde tagut reddedilmiş ve sadece Allah-u Teâlâ'ya iman edilmiş olunur." (Fethül Mecid s: 35)

Her kim zikredilen ibadetlerden herhangi birisini tagutlardan herhangi birisine vermenin caiz olduğunu söyler veya bu konuda şüphe eder veya duraklarsa, taguta ibadet etmiyor olsa bile tevhidin rüknü olan tagutu red şartını yerine getirmemiş ve İslam’a girmemiş olur.
Moderatöre Bildir   Logged
Kavl-i Leyyin
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 183



WWW
« Yanıtla #2 : 05 Eylül 2010, 20:05:28 »

3 - Taguta İbadeti Terkederek Ondan Beri Olmak
 
 
Bu, kulun; ibadetlerden herhangi birisini Allah-u Teâlâ’dan başkasına, yani tagutlardan herhangi birisine yapmamasıyla olur.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

"Şüphesiz her ümmete: "Allah’a ibadet edip taguttan kaçınsınlar diye rasuller gönderdik. Onlardan kimisine Allah hidayet etti, kimisine de sapıklık hak oldu. Yeryüzünde gezin de yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bir bakın!" (Nahl: 36)
       
 
 
Şeyh Abdurrahman b. Hasen şöyle dedi:
 
"Allah-u Teâlâ bu ayette, her bir insan taifesine gönderdiği rasulleri;

"Allah’a ibadet edip, taguttan kaçınsınlar diye" gönderdiğini haber veriyor. Bu ise; sadece Allah-u Teâlâ'ya ibadet edin ve O’ndan başkasına ibadeti terkedin, manasına gelir. Allah-u Teâlâ'nın şu ayette buyurduğu gibi:

"Kim tagutu inkar edip Allah’a iman ederse kopmak bilmeyen sağlam bir kulpa tutunmuş olur. Allah işitendir, bilendir." (Bakara: 256)

İşte bu, lâ ilâhe illAllah’ın manasıdır. Çünkü sağlam kulp budur." (Fethul Mecid s: 19)
 
 
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
 
"Ad (toplumun)’a da kardeşleri Hud’u (gönderdik). (Hud, kavmine) dedi ki: "Ey kavmim! Allah’a kulluk edin, sizin O’ndan başka ilahınız yoktur. Sakınmaz mısınız?" (A’raf: 65)

Hud aleyhisselam’ın, Ad kavmine söylemiş olduğu söze karşılık Ad kavmi şöyle cevab verdi:

"Dediler ki: "Sen bize yalnızca Allah’a kulluk etmemiz ve atalarımızın tapmakta olduklarını bırakmamız için mi geldin? Eğer gerçekten doğru isen, bize vadettiğin şeyi getir, bakalım." (A’raf: 70)


Hud aleyhisselam kavmi olan Ad’ı Allah-u Teâlâ'nın tevhidine çağırdığı zaman onlar, babalarının tapmakta olduklarını tevhidin bir gereği olarak terketmeleri gerektiğini anladıkları için, cevap olarak işte bu ayette geçen;

"Sen bize yalnızca Allah’a kulluk etmemiz ve atalarımızın tapmakta olduklarını bırakmamız için mi geldin?" sözünü söylediler.

Mekke müşrikleri de Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem’e bu şekilde bir cevap vermişlerdi.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

"Onlara lâ ilâhe illAllah denildiğinde büyüklenirlerdi ve derlerdi ki: "Deli olan bir şair için ilahlarımızı mı terkedeceğiz?" (Saffat: 35-36)

Bu ayet; kafirlerin "la ilahe ilAllah" sözünden, Allah-u Teâlâ'dan başka veya Allah-u Teâlâ’la birlikte ibadet edilen bütün sahte ilahların terk edilmesi ve onlardan beri olunması gerektiğini gayet iyi anladıklarını göstermektedir.
 
 
Zamanımızda ise şaşırtıcı olan şöyle bir durum vardır:
 

Bu dinin mensublarından müslüman olduklarını zanneden kimseler "lâ ilâhe illAllah"ı, geçmiş müşriklerin anladıkları gibi Allah-u Teâlâ'dan başka veya Allah-u Teâlâ’la birlikte ibadet edilen bütün sahte ilahların terk edilmesi ve onlardan beri olunması olarak artık anlamamaktadırlar. Bu sebeble de Allah-u Teâlâ'ya tapıyor olmalarına rağmen, O’na birçok eşler koşarak aslında Allah-u Teâlâ'dan başkasına tapmaktadırlar. lâ ilâhe illAllah’ı eski müşriklerin anladıkları gibi anlayamayanlara yazıklar olsun!
 
 
Ebu Süfyan, Hrakl’in yanında bulunduğu bir sırada Hrakl, Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem hakkında Ebu Süfyan’a şöyle dedi:
 
"O, size neyi emrediyor?"

Ebu Süfyan:

"O bize şöyle diyordu:

"Allah-u Teâlâ'ya ibadet edin, O’na ortak koşmayın ve babalarınızın söylemekte olduklarını terkedin!" (Buhari)
 
 
Allah-u Teâlâ tarafından gönderilen nebi ve rasullerin hepsi kavimlerini, ilk olarak taguta ibadet etmeyi terketmeye, yani tagutu redde çağırıyordu. Allah-u Teâlâ'dan başka ibadet edegeldiklerini terketmedikleri sürece de onların imanlarını kabul etmiyor, onlara müslüman ismi vermiyorlardı.

Allah-u Teâlâ, Kur’an’da ilk inen ayetlerde Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem’e şöyle buyurdu:

"Ey örtüye bürünen! Kalk ve uyar! Rabbini yücelt! Elbiseni temizle! Kötü şeylerden sakın (putları terket)ünlem Yaptığın şeyleri çok görerek başa kakma! Rabbin için sabret!" (Müddessir: 1-7) 
                         

Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem bu ayetle rasul oldu.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

"İbrahim babasına ve milletine demişti ki: "Beni yaratan hariç sizin taptığınızdan uzağım. Beni doğru yola iletecek muhakkak O’dur." (Zuhruf: 26-27)

Bunu öğrendikten sonra, Allah-u Teâlâ'dan başka ibadet edilenler terkedilmedikçe, tagutun reddedildiği iddiasının ne kadar yalan olduğunu veya şirk ve tagutu pratikte terketmedikçe, sadece onun batıllığına inanmanın yeterli olmayacağını şimdi daha iyi anlamış oldun.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

"Biz sizden ve Allah’tan başka taptıklarınızdan uzağız." (Mümtahine: 4)
 
Moderatöre Bildir   Logged
Kavl-i Leyyin
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 183



WWW
« Yanıtla #3 : 05 Eylül 2010, 20:07:08 »

4 - Onlara Düşman Olmak, Onlara Buğzetmek Onlardan ve Onlara Tapanlardan Beri Olmak
 
 
Her kim tagutu terkeder, onun batıllığına inanır fakat ona ve ona tapanlara buğzetmez ve hem ondan hem de ona tapanlardan beri olmazsa Allah-u Teâlâ'nın kendisine farz kıldığı ve onsuz müslüman olunamayan, "tagutu red" şartını yerine getirmemiş olur.
 
 
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

"Allah’a ve ahiret gününe inanan bir milletin,  babaları, oğulları, kardeşleri ve aşiretleri olsa bile, Allah’a ve rasulüne karşı gelenlere sevgi gösterdiklerini göremezsin." (Mücadele: 22)
             
 
 
Beydavi, bu ayet hakkında şöyle dedi:
 
"Allah-u Teâlâ bu ayette; Allah-u Teâlâ'ya ve ahiret gününe gerçek manada iman eden bir kimsenin, en yakın akrabası bile olsa, Allah-u Teâlâ'ya ve rasulüne karşı geldikleri anda onlarla dostluk ilişkisine giremeyeceğini haber veriyor. Çünkü Allah-u Teâlâ ve rasulüne karşı gelenlere dostluk göstermek, Allah-u Teâlâ'ya ve ahiret gününe imana zıddır. Bu ikisinin birarada bulunması asla mümkün değildir. Tıpkı su ile ateşin bir arada bulunamaması gibi..." (Beydavi Tefsiri)
 
 
Şeyh Süleyman b. Abdullah bu ayet hakkında şöyle dedi:
 
"Allah-u Teâlâ bu ayette, Allah-u Teâlâ'ya ve rasulüne karşı gelenlere, velev ki bu kimseler; baba, kardeş, oğul ve onlar gibi yakın akraba olsun, dostluk gösteren kimselerin imanını reddetmiştir. En yakın akrabalar için durum böyleyse, Allah-u Teâlâ'ya ve rasulüne karşı gelen ve akraba dahi olmayan kimselere dostluk gösterenlerin durumu nasıl olur acaba? Elbette bundan daha kötüdür." (Ed-Durerus Seniye kitabında geçer. Evsak Ura’l iman risalesi)
 
 
El Muvala ve’l Muada (Dost ve Düşman) kitabının yazarı şöyle dedi:
 
"Sahabelerin, tabin ve tabei tabin alimlerinin hepsi ve (selef-halef) bütün müslümanlar; bir kimse, büyük şirki terketmediği, bu şirki işleyenlerden beri olmadığı ve gücü, imkanı nispetinde onlara buğzedip, düşmanlık göstermediği sürece o kimsenin müslüman olamayacağında ittifak etmişlerdir." (El-Muvala ve’l Muvada Kitabı c: 1 s: 170)
 
 
Allah-u Teâlâ'ya dostluk ancak; en yakın akraba bile olsalar, bütün kafirlerden beri olmakla gerçekleşir. Allah-u Teâlâ'ya ve ahiret gününe iman, Allah-u Teâlâ'ya düşman olan kimselerle dost olmaya zıddır ve bu ikisi bir kulun kalbinde asla bir arada bulunamaz.

İşte bu, Allah-u Teâlâ'nın hükmüdür. Allah-u Teâlâ'ya iman ancak, Allah-u Teâlâ'ya dostluk göstermek ve müşriklerden beri olmakla gerçekleşir.
 
 
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
 
"İbrahim ve beraberinde olanlarda sizler için güzel bir örnek vardır. Onlar kavimlerine şöyle demişlerdi: Biz sizden ve sizin Allah’tan başka taptıklarınızdan uzağız. Sizi reddettik. Bizimle sizin aranızda, bir olan Allah’a iman edinceye kadar ebedi bir düşmanlık ve kin başlamıştır." (Mumtahine: 4)
 
 
Ayette geçen "bede" lafzı "apaçık ortaya çıktı" manasındadır. Bu kelimeyi dikkatle düşün!

Ancak uzuvlarla belli olan düşmanlığın, sadece kalpte oluşan kinden önce zikredildiğini de dikkatle düşün!

Bu gösteriyor ki, tagutlara ve bağlılarına buğzederek onlara zahirde sevgi göstermemek yeterli değildir. Onlardan, uzuvlarla belli olan apaçık düşmanlıkla da uzak durmak gerekir.

Ayette, taguttan önce taguta tapanlardan uzak olmak gerektiği bildirilmiştir. Çünkü taguta tapanlardan uzak olmak, tagutu reddi gerektirir. Bunun aksi ise böyle değildir. Zira taguttan uzak olmak, tapanlardan da uzak olmayı gerektirmez.

Allah-u Teâlâ İbrahim aleyhisselam hakkında şöyle buyuruyor:

"İbrahim babasına ve milletine dedi ki: Beni yaratan hariç sizin taptığınız şeylerden uzağım. Beni doğru yola iletecek şüphesiz O’dur." (Zuhruf: 26-27)

"İbrahim şöyle demişti: "Şimdi, gerek siz ve gerekse daha evvelki atalarınız, nelere ibadet ettiğinizi görüyor musunuz? Alemlerin rabbi hariç onların hepsi benim düşmanımdır." (Şuara: 75-77)

"(İbrahim dedi ki) Size ve Allah’ı bırakıp da ibadet ettiğiniz şeylere yazıklar olsun! Hiç aklınızı kullanmıyor musunuz?" (Enbiya: 67)

Örnek almamız gereken güzel örnek işte bu örnektir:

İbrahim’in milleti...

Bu milletten yüz çeviren kimse ancak kendini bilmeyen kimsedir.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

"İbrahim’in milletinden kendini bilmeyenden başka kim yüz çevirir?" (Bakara: 130)
 
Moderatöre Bildir   Logged
Kavl-i Leyyin
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 183



WWW
« Yanıtla #4 : 06 Eylül 2010, 13:53:51 »

5 - Tagutlara ve Onlara Tapanlara, İmkan Dahilinde Düşmanlık Göstermek, Onlarla Dil ve Elle Cihad Etmek
 
 
İslam akidesinin, "Allah-u Teâlâ için sevmek, Allah-u Teâlâ için buğzetmek" ifadesi üzerine bina ettiği en büyük kaide olan "dostluk ve düşmanlık" kaidesi, imanın şartı ve tevhidin rüknudur.

Bunun, imanın şartı olduğunu Allah-u Teâlâ'nın şu ayeti ifade etmektedir:

"Eğer onlar Allah’a, nebiye ve ona inene iman etmiş olsalardı onları dost edinmezlerdi." (Maide: 81)


Tevhidin rüknü olduğunu ise Allah-u Teâlâ'nın şu ayeti göstermektedir:

"Kim tagutu inkar edip Allah’a iman ederse kopmak bilmeyen sağlam bir kulpa tutunmuş olur. Allah işitendir, bilendir." (Bakara: 256)
 
 
Vela ve bera -Allah-u Teâlâ için sevmek, Allah-u Teâlâ için buğzetmek- kaidesi; lâ ilâhe illAllah’ın gerektirdiği şeylerin en önemlisidir.
 
Kafirlere karşı düşmanlık göstermek ve onlara buğzetmek, tevhidin rüknu olan tagutu reddin pratik göstergesidir. Aynı şekilde İbrahim aleyhisselam’ın milleti ve bütün nebilerin dininin pratik tercümanıdır.

Zaten, İslam ümmeti bu meseleyi ihmal ettiği için zelil olmuş, onlara kafirler tarafından hükmedilmiş, İslam dini zayıflamış ve bu sebeble tevhid yok olmaya yaklaşmıştır. İşte, bu asılın ihmal edilmesinden dolayı kopmak bilmeyen sağlam kulp kopmuştur.

Nebilerin babası ve muvahhidlerin imamı İbrahim aleyhisselam, sadece lâ ilâhe illAllah’ın söylenmesini yeterli görmemiş ve Allah-u Teâlâ'ya olan sevginin, ancak kafir ve müşriklere düşmanlık ve kin göstermekle tamamlanacağını, "vela" ve "bera"nın Allah-u Teâlâ için olması gerektiğini bizzat pratik hayatında yaşayarak göstermiştir.

Allah-u Teâlâ onun hakkında şöyle buyuruyor:

"İbrahim şöyle demişti: "Şimdi, gerek siz ve gerekse daha evvelki atalarınız, nelere ibadet ettiğinizi görüyor musunuz? Alemlerin rabbi hariç onların hepsi benim düşmanımdır." (Şuara: 75-77)


İşte bu lâ ilâhe illAllah’ın manasıdır.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

"İbrahim babasına ve milletine demişti ki: "Beni yaratan hariç sizin taptığınız şeylerden uzağım. Beni doğru yola iletecek muhakkak ki O’dur.  Böylece (İbrahim) belki dönerler diye ardından gelenlere bu kelimeyi devamlı kalacak bir miras olarak bıraktı." (Zuhruf: 26-27)

 İbrahim aleyhisselam, Allah-u Teâlâ'ya dostluk göstermeyi ve Allah-u Teâlâ'dan başkasına ibadet etmekten kaçınıp ona düşmanlık göstermeyi, kendisinden sonra gelenlere bir miras olarak bırakmıştır. İşte onun bıraktığı kelime budur!

Muvahhidlerin imamı İbrahim aleyhisselam’dan sonra kendisine tabi olanların ve ondan sonra gelen bütün nebilerin miras olarak bırakmaları gereken yine; "sadece Allah-u Teâlâ'ya dostluk göstermek ve Allah-u Teâlâ'dan başka ibadet edilenleri reddetmek" idi. Miras bırakılacak şey, ancak işte bu kelimedir.

Allah-u Teâlâ, Rasulullah sallAllahu aleyhi ve sellem’i son rasul olarak gönderdiği zaman, babası İbrahim aleyhisselam’ın söylediği kelimeyi söylemesini ona emretti ve bu kelimeyi açıklayan tam bir sure indirdi. İşte bu, Kafirun suresidir.

"De ki: Ey kafirler! Ben sizin taptığınıza tapmam. Siz de benim taptığıma tapmazsınız. Ben sizin taptıklarınıza asla tapacak değilim. Sizler de benim taptığıma tapacak değilsiniz. Sizin dininiz sizin, benim dinim benimdir." (Kafirun: 1-6)

İşte bu sure, lâ ilâhe illAllah şehadet kelimesini açıklamaktadır. Aynı zamanda İbrahim aleyhisselam’ın miras olarak bıraktığı kelimenin manasının da açıklamasıdır.
 
 
İmam İbni Teymiye şöyle dedi:
 
"lâ ilâhe illAllah’ı söylemek"; manasını bilmeden ve gerekleriyle amel etmeden sadece dille söylemek değildir. Münafıklar bu kelimeyi söylemelerine, sadaka vermelerine ve namaz kılmalarına rağmen cehennemde kafirlerden daha aşağıda, cehennemin en dibinde olacaklardır.

"lâ ilâhe illAllah’ı söylemek"; "bu sözü söylemekle beraber kalbin bu kelimenin manasını bilmesi, inanması, sevmesi ve bu kelimeye bağlı olanları sevmesi, bu kelimeye muhalefet edenleri ise sevmemesi, onlara buğzetmesi ve düşmanlık göstermesidir." (Mecmuatut Tevhid s: 108)
 
 
Şeyh Hamed b. Atik şöyle dedi:
 
"Müslüman ve müminlere düşen en önemli görev; Allah-u Teâlâ'yı ve O’nun sevdiği gizli aşikar bütün söz ve amelleri, O’nun sevdiği kulları (melekler ve Adem oğullarının salih kullarını) sevmek, onlara dost olmak, Allah-u Teâlâ'nın buğzettiği gizli veya aleni bütün söz ve amellere ve bunları işleyenlere buğzetmektir.

İşte bu temel, müminin kalbine tam olarak yerleşirse Allah-u Teâlâ'nın düşmanına karşı asla mutmain olmaz, onlarla oturmaz, haşir neşir olmaz ve onlara devamlı kötü gözle bakar.

Fakat bu asıl, insanların çoğunun kalbinde zayıflar veya azalırsa Allah-u Teâlâ'nın düşmanlarına karşı gösterdikleri tavır, Allah-u Teâlâ'nın dostlarına gösterdikleri tavıra eşit olur, her iki topluluğa da güler yüz gösterirler. Böylece harp diyarı, İslam diyarı gibi olur. Böyle bir duruma düştükleri zaman artık Allah-u Teâlâ'nın gazabından çekinmez olurlar.

Oysa Allah-u Teâlâ'nın gazabına gökler, yerler ve dağlar bile dayanamaz...

Onların kalplerinde dünya metaının çok önemli bir yeri vardır. Bu sebeble dünya metaını elde etmeye çok önem verir ve bütün çabalarını buna göre harcarlar. Hatta, Allah-u Teâlâ'ya karşı gelmek söz konusu olsa bile, dünya metaını elde etmek için bütün güçleriyle çalışırlar." (Eddurerüs Seniye 7. bölüm. s: 196)
 
 
Şeyh Hamed b. Atik bir başka yerde şöyle dedi:
 
"Bütün rasullerin dininin aslı; "tevhidi yerine getirmek, onu ve ona bağlı olanları sevmek, onlara dost olmak, şirki reddetmek, şirk ehlini tekfir etmek, onlara buğzetmek ve onlara düşmanlık göstermektir."

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

"İbrahim ve beraberinde olanlarda sizler için güzel bir örnek vardır. Onlar kavimlerine şöyle demişlerdi: Biz, sizden ve sizin Allah’tan başka taptıklarınızdan uzağız. Sizi reddettik. Bizimle sizin aranızda, bir olan Allah’a iman edinceye kadar ebedi bir düşmanlık ve kin başlamıştır." (Mumtahine: 4)
         

Allah-u Teâlâ'nın bu ayette buyurduğu "Bede" (başladı) sözü; "apaçık bir şekilde belli oldu" demektir ve bu söz, Allah-u Teâlâ'yı birlemeyenlere (tevhid etmeyenlere) karşı kin ve düşmanlığın devam ettiğini ifade eder.

Her kim bu şartları bilir, ameliyle uygular ve bulunduğu yerdeki insanlara bunu açıkça söyleyebilirse, bulunduğu yerden hicret etmesi üzerine farz olmaz. Fakat kim de bu söylenenleri yapamaz, buna rağmen o beldede namaza, oruca, haccetmeğe izin verilmesine bakarak hicret etmesinin üzerine farz olmadığını zannederse aslında o, İslam dininden haberi olmayan, rasullerin risaletinin mahiyetini bilmeyen, bu konuda gaflete düşmüş cahil bir kimsedir." (Eddurerüs Seniye 7. bölüm s: 199)
 
 
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

"Küfrün önde gelenleriyle savaşın! Zira onların yeminleri yoktur."  (Tevbe: 12) 


Ayetteki "küfrün önde gelenleri" tagutlardır.

"Onlarla savaşın ki Allah, sizin elinizle onlara azab etsin, onları zelil etsin ve onlara karşı size yardımda bulunsun." (Tevbe: 14)
 

Moderatöre Bildir   Logged
hamza01
Üstad Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1145


TAĞUTU RED AllahA İMAN


« Yanıtla #5 : 07 Eylül 2010, 14:05:02 »

RABBİM emeğinizin karşılığını kat kat versin... Smiley
Moderatöre Bildir   Logged

YA BÜTÜNÜYLE ÜSTÜNLÜK VE ŞEREF YÜCE OLAN AllahA KULLUK.. YADA TAMAMİYLA ALÇAKLIK VE MAHKÛMİYET OLAN AllahIN KULLARINA KULLUK ..DİLEYEN DİLEDİĞİNİ SEÇSİN..
"Mahvolan açık bir delilden dolayı mahvolsun kabul edende açık bir delilden dolayı kabul etsin"(Enfal: 42)
Kavl-i Leyyin
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 183



WWW
« Yanıtla #6 : 07 Eylül 2010, 20:23:12 »

amin, Allah razı olsun
Moderatöre Bildir   Logged
Kavl-i Leyyin
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 183



WWW
« Yanıtla #7 : 09 Eylül 2010, 12:29:29 »

6 - Onlardan Uzak Durmak ve Onlarla Haşir Neşir Olmamak
 
 
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

"Taguta kulluk etmekten kaçınarak Allah’a yönelenlere müjde vardır. O kulları müjdele!" (Zümer: 17)

"Şüphesiz biz her ümmete, Allah’a ibadet edip taguttan kaçınmaları için rasuller gönderdik." (Nahl: 36)


İbrahim aleyhisselam hakkında Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

"Sizden ve Allah’tan başka yalvardıklarınızdan uzaklaşıyorum." (Meryem:  48)                   

"(İbrahim) onlardan ve Allah’tan başka ibadet ettiklerinden uzaklaşınca, ona İshak ve Yakub’u bağışladık. Ve her ikisini de nebi yaptık." (Meryem: 49)


İbrahim aleyhisselam, tagutlardan ve onlara tapanlardan uzak durduktan sonra Allah-u Teâlâ ona mükafat olarak, her birisi salih ve nebi olan İshak ve Yakub’u verdi.
 
Moderatöre Bildir   Logged
Kavl-i Leyyin
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 183



WWW
« Yanıtla #8 : 09 Eylül 2010, 12:30:55 »

7 - Onlara Karşı Yumuşak Değil Sert Davranmak
 
 
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

"Sizde bir sertlik bulsunlar." (Tevbe: 123)


"Allah’ın rasulü Muhammed ve beraberindekiler kafirlere karşı şiddetli, kendi aralarında ise yumuşaktırlar." (Fetih: 29)
 

Moderatöre Bildir   Logged
Kavl-i Leyyin
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 183



WWW
« Yanıtla #9 : 09 Eylül 2010, 12:34:40 »

8 - Onlarla Dost Olmamak, İşbirliği Yapmamak Onlara Meyletmemek
 
 
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

"O küfredenler, beni bırakıp da kullarımı kendilerine dost edinebileceklerini mi sanmaktadırlar?" (Kehf: 102)


İşte! Allah-u Teâlâ'nın kulları, Allah-u Teâlâ'dan başka hiç kimseyi dost edinmezler. Ancak imanlarını kaybettiklerinde Allah-u Teâlâ'dan başkalarını dost edinirler.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

"Ey iman edenler! Kafirleri dostlar edinmeyin!" (Nisa: 144)

"Onları kim dost edinirse, muhakkak ki o da onlardandır." (Maide: 51)

"Allah’a ve ahiret gününe iman eden bir kavmin, Allah’a ve rasulüne karşı gelip düşmanlık edenlere sevgi beslediklerini göremezsin." (Mücadele: 22)
         

"Benim de sizinde düşmanınız olan kimseleri dostlar edinmeyin! Onlara sevgiyle yaklaşıyorsunuz." (Mümtahine: 1)

"Zulmedenlere (la terkenu) meyletmeyin! Yoksa size ateş dokunur. Sizin için Allah’tan başka dost yoktur. Sonra yardım da görmezsiniz." (Hud: 113)


Ayette geçen "terkenu" hafif bir meyil, manasındadır.

İbni Abbas radiyAllahu anh ayetteki "la terkenu" lafzını "meyletmeyin" olarak açıklamıştır.

İmam Sevri şöyle dedi:

"Kim onlara bir mürekkeb veya bir kağıt verir veya bir kalem açarsa onlara meyletmiş ve bu ayetin hükmüne muhatab olmuş olur."

İbni Mes’ud radiyAllahu anh şöyle dedi:

"Kafir ve münafıklara karşı cihad et!" (Tevbe: 73)

Bu ayette Allah-u Teâlâ, elle cihad yapmayı, buna güç yetirilemezse dille cihad yapmayı, buna da güç yetirilemezse kable cihad yapmayı, ayrıca kafir ve münafıklara karşı kinli, kızgın ve sert mizaçlı olmayı emretmiştir." (Mecmuatit Tevhid, Evsuk Uri’l İman Risalesi)

Tagutu reddetmek işte böyledir ve böyle olmalıdır!

Tagutlara dost olan, sevgi gösteren, meyleden, onları savunan, insanlara onları müslüman göstermek için sapık teviller yapan ve bu tagutlara düşman olan tevhid ehline karşı onlara yardım eden bir kimsenin bütün bunlara rağmen tagutu reddettiğini zannetmesi gerçekten gülünç bir haldir. Çünkü böyle yapan bir kişi, tagutu gerçek manada asla reddetmiş sayılmaz ve bu sebeple mümin de olamaz.

Maalesef zamanımızda çok hayret verici bir durum vardır. O da; insanların, kendilerini İslam alimi olarak tanıdıkları kimselerin, gerek korkmaları, gerek bir takım menfaatler elde etmek istemeleri ve gerekse bir takım menfaatlerin ellerinden gitmesi endişesiyle, zamanımızdaki tagutlara, özellikle de hüküm konusundaki tagutlara düşman olma, buğzetme, onlara karşı savaşma meselesini, uzak durulması gereken bir fitne olarak göstermeleridir.

Hatta onlar bununla da yetinmeyerek, müslümanlar ve müslümanların imamları hakkında zikredilen nasların, bütün küfür ve nifak sıfatlarını üzerlerinde bulunduran bu hüküm tagutları hakkında zikredildiğini söyleyerek nasları tahrif ederler ve insanları kandırırlar.

Onlara ve onları destekleyenlere diyorum ki:

"Her nebi bir taguta mübtala olmuştur. O tagut, ona eziyet etmiş, nebi ve ona bağlı olanlar da ona karşı çıkmış, onu tekfir etmiş, şirk ve küfürlerini ona açıkça haykırmışlardır. İşte! Tagutlara karşı takınılması gereken bu tavır; gerçek imanlı ve sabırlı mücahid ile cihad yapmayan münafığı birbirinden ayırır. Allah-u Teâlâ'nın şu ayetlerde buyurduğu gibi:

"İçinizden cihada çıkanları ve sabredenleri bilmek ve imanınızı denemek için sizi mutlaka deneyeceğiz." (Muhammed: 31)

"İnsanlar: "İman ettik" deyip imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı sanıyorlar?" (Ankebut: 2)


Ey nebilere bağlanılması ve onların örnek alınması gerektiğini söyleyenler!

Bunu söylediğiniz halde, sizlerin de kendisiyle imtihan edileceğiniz, kendilerine karşı çıkarak tevhidi açıklayacağınız tagutlar neden olmasın?

Kendisiyle imtihan edileceğiniz, onlara karşı cihad yapmanız gereken tagutlar konusunda nebilerden ve onlara bağlı olanlardan neden kendinizi ayrı tutuyorsunuz?

Oysa zamanımızda, Allah-u Teâlâ'dan başka ibadet edilen tagutlarla yeryüzünün dolu olduğu açıkça görülmektedir.

Siz tagutlara karşı çıkmanın, onları tekfir etmenin ve onları yok etmeye çalışmanın fitne olduğunu söylüyorsunuz. Maalesef, gerek farkında olarak gerek farkında olmayarak bu fitneye düşen bizzat sizlersiniz!

Zira böyle söylemekle siz, fitnenin en geniş kapısından girmişsiniz de farkında değilsiniz.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

"Onlardan: "Bana izin ver, beni fitneye düşürme" diyenler vardır. Bilesin ki, onlar zaten fitnenin içindedirler." (Tevbe: 49)
 
Moderatöre Bildir   Logged
Sayfa: [1] 2 Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
İslam’a giriş reddetmek ile başlar İslami Hayat Tarzı MERXAS 0 172 Son Mesaj 19 Mayıs 2008, 11:22:58
Gönderen: MERXAS
TAGUTU REDDETMEK TEVHİDİN VE İMANIN SIHHAT ŞARTLARINDANDIR Tevhid Ve Akaid hamza01 4 193 Son Mesaj 02 Eylül 2009, 23:35:52
Gönderen: seriyye
Tagutu reddetmek tevhidin ve imanın sıhhat şartlarındandır Tevhid Ve Akaid hamza01 0 129 Son Mesaj 14 Eylül 2009, 21:56:53
Gönderen: hamza01
İslam’a giriş reddetmek ile başlar Tevhid Ve Akaid MERXAS 1 157 Son Mesaj 12 Kasım 2009, 13:00:49
Gönderen: kördüğüm
Tagutu reddetmek tevhidin ve imanın sıhhat şartlarındandır Tevhid Ve Akaid « 1 2 » hamza01 10 508 Son Mesaj 01 Eylül 2010, 13:24:01
Gönderen: hamza01
Tağutu Reddetmek Tevhid Ve Akaid « 1 2 3 » MERXAS 20 877 Son Mesaj 03 Haziran 2010, 09:38:29
Gönderen: hamza01
Peygamberimiz (s.a.v) Hz.Ali'ye şöyle dedi. Hadis-i Şerifler MERXAS 0 135 Son Mesaj 26 Ekim 2010, 14:58:19
Gönderen: MERXAS