0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] 2 3 4 Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Ya Erkekler? ! ?  (Okunma Sayısı 1375 defa)
züleyha
anne.. anne bil ki kızın! ....acıların en güzelini çekmede!
Usta Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 725


kıyam gününe hazır bekletlmeli güller ve yapraklar


« : 16 Ocak 2010, 23:07:15 »


Kadının kimliği, Kadının Şahsiyeti, Kadının Vazifeleri, Kadının Konumu, İslâm ve Kadın, Demokraside Kadın, Kadın ve Aile, Toplumda Kadının Yeni, Kadın Hakları...

Gidebildiğiniz kadar geriye doğru gidin. Konunun hep kadın olduğunu göreceksiniz. Günün hatta asırların konusu olmuş kadın...

Bir türlü yerine oturtulamayan kadının hakları, kimliği, şahsiyeti hâlâ askıdan inmedi.

Neler oluyor böyle?..
Kadın, zor mu eğitiliyor?
Kadın, şahsiyetli olamıyor mu?
Kadın, kimliğini aramıyor mu?
Kadın, kendisiyle ilgilenmiyor mu?
Bunların hiçbiri değil.

Hem doğru oturalım, hem de doğruyu konuşalım. Hayır! Konuşmayalım, pratiğe dökelim. Etrafımızda araştırmalar yapalım.

Meselâ, soralım.

Erkeğin Kimliği, Erkeğin Şahsiyeti, Erkeğin Vazifeleri, Erkeğin Konumu, İslâm ve Erkek, Demokraside Erkek, Erkek ve Aile, Toplumda Erkeğin Yeri, Erkek Hakları... gibi başlıklar okuyor muyuz?

Bu başlıklarda kitap ismi duyduk mu? Duymadık. Neden?

Nedeni şu: Biz, bir yanlışı katlayarak yürüyoruz, yürüdükçe yanlışın katları da artıyor.

Farkında olmadığımız önemli bir saha var. Örfün Sahası...

Türkiye’de ve dünyada örfün etkisi, ilmin etkisinden önde gidiyor. Dolayısıyla yaşadığımız dünyanın ne âlemde olduğunu pek göremiyoruz. Bu yüzden erkeği kurtulmuş, problemlerinden arınmış, şahsiyeti yerine oturmuş sanıyoruz.

Bunları söylerken birilerinin bu bakış açımda, hiç sevmediğim bir “izm”in rolü olduğunu sanmalarından da endişe ediyorum, ama yine de bu yanlışı söylemeye kararlıyım. Zira gerçekleri “Birileri şöyle diyecek”... diye söylemedikçe, bu defa problemler farklı katmanlarda karşımıza çıkıyor.

Olaylara gerçekçi gözle bakalım.

Sizce bir toplumda “Erkeğin şahsiyeti oluşmuş ama kadının şahsiyeti oluşmamış” gibi bir durum sözkonusu olabilir mi?

Toplumun şahsiyeti bozuksa, kadın-erkek beraber bozulmuştur... Düzgünse, kadın-erkek beraber olgunlaşmışdır.

Kadınlarda iki mide vardır. Biri özel mide, diğeri toplumsal midedir. Ve toplumsal mideleri erkeklerden daha büyüktür.

Allah, bu ölçünün aynısını insanın beynine vermiş. İnsan beyni hem özel hem toplumsal olaylar için vardır. Ve insan, kendinden çok, toplumsal olaylara zaman ayırır. Ayırmazsa çöker...

Toplumsal beynimizi çalıştırırsak bir şeyi hemen fark ederiz. Bugün, yanlış üzerinde bina edilmiş bazı geleneklerin neticesinde erkeğin, şahsiyeti tam oturmuş, kimliğini kazanmış kadından hoşlanmadığını görürüz. Bunu kimse inkâr edemez.

Erkeklerin, eşlerinde aradıkları vasıflara bakınız. En başta gelenleri şunlardır (Şuurlu erkeleri tenzih ediyorum):

1) Karım sessiz olacak
2) Her şeye boğun eğecek
3) İzinsiz ana-babasına bile gitmeyecek
4) Karnını doyurdum mu, bir de hırkasını verdim mi başka bir şey istemeyecek.
5) İzinsiz evden dışarı çıkmayacak
6) Anama-babama çok çok saygılı olacak ama ben onun anne-babasına saygı göstermezsem bile ben erkeğim, bana hesap sormayacak.

Daha neler, neler...

Şahsiyetli, kimliği yerine oturmuş olan kadın bu şartları kabul eder mi?

Ne demekmiş o “Sessiz olacak” demek.
Kölelerin bile sesi çıkıyor.

Her şeye boyun eğecek ne demek? Şahsiyetli bir müslüman kadın ya da erkek her şeye boyun eğer mi? Şahsiyetli insan bireydir ve bireyin kendine has prensipleri vardır. Kadın, bu prensipler dahilinde eşinin sözlerini dinler... Dinlemelidir de... Eşler birbirlerini dinlemezlerse, o yuvadan hayır gelmez. Ancak, bu dinlemenin bir sınırı vardır. Sınırsız olarak, kayıtsız şartsız dinlenecek olan yalnızca Allah’tır. Ve kimliği oluşmuş bir kadın bunu bilir... Kaç erkek, sorgulayan ve birey olma şahsiyetiyle hareket eden kadından hoşlanır? Önce bu konu gündeme gelmeli ve sorulmalı. Erkekler, hakkını savunan kadınlardan hoşlanıyor mu?

Hakkını arayan kadın başkasının karısıysa “Helâl olsun bacıma” diyor ama kendi karısına sıra geldiğinde kadın, ondan izinsiz sokağa çıkamıyor. Kadına bu güvensizlik varken bu güvensizliği sineye çeken kadının olduğu yerde birey ölür, dolayısıyla kimlik yırtılır.

O halde sosyal bir yarayla karşı karşıyayız.

Kadın-erkek ayrımı yapmadan, kimlik problemi toplumun her katmanında var demektir. Kimliği oluşmuş bir erkek, yasakçı olmaz. O yalnızca haramları yasaklar... Bu da her müslümanın vazifesidir.

Hep beraber bu problemi çözmeye çalışmalıyız. Erkek efendi, kadın köle değildir.

Kadın, boğaz tokluğuna evlenen mahlûk hiç değildir. Ölçüyü tam olarak bilmek zorundayız. Aksi halde öz çocuğuna süt emzirmemeyi kadın haklarından sanan zavallı kadınlarla, kadının başında diktatörlük kuran ve bunu erkeklik zanneden zavallı erkekler toplumdan hiç eksik olmayacaktır.

Dengeyi kurmak ilimle, ilimde emekle elde edilir. İlme zaman ayırır ve ihlâsla ibadetlerimizi yerine getirirsek... Yönlendirmek için duygularımıza da dikkat edersek, bu problemleri aşarız... Aksi halde, onun bunun etkisinde kalan, kompleksli insanlar olarak yaşarız.

Bana öyle geliyor ki, kadın-erkek ayrımı yapmadan, her şey sıfırdan başlamak gerekiyor.

“Kadına soracaksın, ne söylerse tersini yapacaksın” telkinleri veren ve İslâm âleminde çok büyük ilgi de gören eserleri tanımakla işe başlasak, hurafeleri âlemimizden temizleme gayretiyle ilk adımı atsak, işte o zaman herkes kendi konumunu bilmekle kalmayacak, karşısındakinin şahsiyetini düşünecek.

Ha!.. Kadının kimliği mi demiştiniz?

Erkeğin kimliği ne âlemdeyse, bana göre kadının kimliği de o âlemdedir vesselam.






Emine Şenlikoğlu






Moderatöre Bildir   Logged

Bir duruşumuz olmalı..
Asiliğe asillik içerisinde cevap vermeli ve ardından kapanan kapılara aldırmamalı!
Bir duruşumuz olmalı..
Karanlıklardan korkmadığımızı kanıtlamalıyız semaya!
Bir duruşumuz olmalı..
Duruşumuzla ölüme hazır olduğumuzu anlatabilmeli kainâta!
züleyha
anne.. anne bil ki kızın! ....acıların en güzelini çekmede!
Usta Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 725


kıyam gününe hazır bekletlmeli güller ve yapraklar


« Yanıtla #1 : 16 Ocak 2010, 23:16:19 »



bu yazıyı kaçıncı defadır ekliyorum.. hatırlamıyorum..

ama önemli değil

yazı ortadan kayboldukça..( sözüm meclisten dışarı..  Smiley ) ben yeniden ekleyeceğim..


 






Moderatöre Bildir   Logged

Bir duruşumuz olmalı..
Asiliğe asillik içerisinde cevap vermeli ve ardından kapanan kapılara aldırmamalı!
Bir duruşumuz olmalı..
Karanlıklardan korkmadığımızı kanıtlamalıyız semaya!
Bir duruşumuz olmalı..
Duruşumuzla ölüme hazır olduğumuzu anlatabilmeli kainâta!
züleyha
anne.. anne bil ki kızın! ....acıların en güzelini çekmede!
Usta Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 725


kıyam gününe hazır bekletlmeli güller ve yapraklar


« Yanıtla #2 : 01 Mart 2010, 23:32:41 »



...değerlendirmeyi talihsizleştiren nokta nedir?








Moderatöre Bildir   Logged

Bir duruşumuz olmalı..
Asiliğe asillik içerisinde cevap vermeli ve ardından kapanan kapılara aldırmamalı!
Bir duruşumuz olmalı..
Karanlıklardan korkmadığımızı kanıtlamalıyız semaya!
Bir duruşumuz olmalı..
Duruşumuzla ölüme hazır olduğumuzu anlatabilmeli kainâta!
têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3447



WWW
« Yanıtla #3 : 02 Mart 2010, 00:05:57 »

islamın kadına ve erkeğe verdiği haklar belli... İslama aykırı olayan örflerde kanun gibidir.

Alıntı
3) İzinsiz ana-babasına bile gitmeyecek
5) İzinsiz evden dışarı çıkmayacak
 

Daha neler, neler...


Yani kadın izinsiz istediği yere gidecek diyor.oysa kadın kocasından izinsiz evinden ayrılması caiz değildir.Emine abla sınırları biraz zorluyor genelden ziyade bireysel düşünüyor gibi geldi  Smiley
Moderatöre Bildir   Logged

züleyha
anne.. anne bil ki kızın! ....acıların en güzelini çekmede!
Usta Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 725


kıyam gününe hazır bekletlmeli güller ve yapraklar


« Yanıtla #4 : 02 Mart 2010, 16:36:16 »


besleneceğimiz tek kaynağın
Kur'ân ve sünnet olduğu konusunda, sizlerle hemfikirim..

buna dayanarak rahatlıkla söyleyebilirm ki..
yazarın (adı Emine, Ayşe, Fatıma..farketmez... ama keşke Ali, Mehmet, Ahmet olsaydı..) çözülemeyen sorun hâlini alan konular üzerinde
belirttiği görüşlerinin Kur'ân'la çelişir bir yanı yok..

kadın neden evden izinsiz çıkamasın ki.. bu dayatmaya sizi hak sahibi yapan dayanağınız nedir?

bakınız Nisâ sûresi 34. âyete..


Allah'ın, bazısını bazısına üstün kılması ve onların kendi mallarından harcaması nedeniyle erkekler, kadınlar üzerinde “sorumlu gözeticidir.”
Saliha kadınlar, gönülden (Allah’a), itaat edenler, Allah nasıl koruduysa görünmeyeni koruyanlardır.
Nüşuzundan korktuğunuz kadınlara (önce) öğüt verin, (sonra onları) yataklarda yalnız bırakın, (bu da yetmezse hafifçe) vurun. Size itaat ederlerse aleyhlerinde bir yol aramayın. Doğrusu Allah yücedir, büyüktür.


gözünü başkasına dikmek.. anlamına gelen "nüşuz" kelimesiyle başlayan cümleden çıkan sonuç;
Kur'ân'ın kadına, eşi konusunda emrettiği şey.. iffetini korumasıdır..

ki zaten.. Kur'ân ahlâkıyla şahsiyetini oluşturmuş kadın.. bu emri sadece eşi için değil..
kimliğine olan saygısından yapar..

âyetler... "Allah'a boyun eğen" kadınlar ve erkeklerden sözeder

"karısına/kocasına boyun eğen"lerden değil..

evet.. kadın ifftine, kimliğine, konumuna, şahsiyetine, eşine, ailesine önem vermeli.. dikkat etmeli
ama bu… bu konuların erkekler için daha az önemsiz olduğu anlamına gelmemeli..

evet.. örflerde göre de yaşanılır..
ama.. birine diğeri üzerinde hegomanya hakkı veren..
ev-eş-çocuk üçgeniyle sınırlı bir dünyayı kadına mâkbul gören..
ve kadını ev dekorunu tamamlayan bir eşya hükmünde değerlendiren örfler değil..
ne yazık ki toplumun genel anlayışı budur.. ve yine ne yazık ki bunlar Kur’ân’la çelişiyor..


müslüman isem.. bir başka “izm” in sentezine ihtiyaç duymam..
fenimist olmadığım gibi.. sözü edilen haklar da feminizm tekelinde değil..

bir bayan olarak Kur’ân’ın bana verdiği haklardan memnunum..

kimse kendisine ait olan… kadına dair olan beklentilerini
Allah’ın hükmü diye dayatamaz..

….kadının ya da erkeğin dinine değil

Allah’ın dinine tâbi olalım..


selâmetle





Moderatöre Bildir   Logged

Bir duruşumuz olmalı..
Asiliğe asillik içerisinde cevap vermeli ve ardından kapanan kapılara aldırmamalı!
Bir duruşumuz olmalı..
Karanlıklardan korkmadığımızı kanıtlamalıyız semaya!
Bir duruşumuz olmalı..
Duruşumuzla ölüme hazır olduğumuzu anlatabilmeli kainâta!
têkoşîn
İnsana en lazım iş, en mühim vazife, Yüce Allah'a karşı muhabbet peyda etmek ve esmasına yapışmaktır
Site Yöneticisi
*****
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3447



WWW
« Yanıtla #5 : 02 Mart 2010, 17:03:19 »

Aile bir kurum ise o kurumun bir idarecisi olmalıdır.İşte Allah bu idareyi erkeğe vermiştir:Nisâ sûresi 34. âyete "Allah'ın, bazısını bazısına üstün kılması ve onların kendi mallarından harcaması nedeniyle erkekler, kadınlar üzerinde “sorumlu gözeticidir.”  Demek erkek idareci kılınmış ve neticede idarecinin mahiyeti altındakiler ona itaat etmeli başına buyruk hareket etmemelidirler.
Moderatöre Bildir   Logged

Şehid Renginde
Fî Sebilillâh
Usta Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 781


Birgün gelir kavuşuruz.."özgürlüğün gölgesinde.."


« Yanıtla #6 : 02 Mart 2010, 19:32:21 »

Alıntı
Erkekler, hakkını savunan kadınlardan hoşlanıyor mu?

Müslüman bir erkek bundan hoşlanır.. Şüphem yok..


Alıntı
Erkeğin kimliği ne âlemdeyse, bana göre kadının kimliği de o âlemdedir vesselam.

Hayır buna asla katılmıyorum. (bir bayan olarak).

Bir ağacın yaprağı "ben neden güneşte yanıyorum da kök toprağın altında?)" dese ;
Kök ise "neden ben toprağın altındayım da güneşi göremiyorum " dese ve görevini yapmasa ...
 
ya da :

İnsanın ayakları "neden beyin yukarda duruyor da ben dağları taşları aşıyorum" dese ve vazifesini yapmasa durum ne olur ?
 
Kadının kimliği ile , erkeğin kimliğini Allah belirlemiştir. Ve aynı alemde değildir. Eğer öyle olsaydı , kadınlardan Peygamber de olurdu, cihad meydanlarına da koşması farz olurdu.

Galiba Emine şenlikoğlu , Mümin erkekleri kastetmemiş. Yoksa ben de talihsiz bir yazı olduğunu düşünüyorum..

Moderatöre Bildir   Logged

" Anne!
Boyum tamamdır.
Artık Şehid olabilirim.
Dünya benim neyime. . "
deniz_
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 97



WWW
« Yanıtla #7 : 03 Mart 2010, 11:16:22 »

emine ABİNİN yazısı çok yerinde tespitlerle dolu. bu kadarını beklemiyordum doğrusu. helal olsun. hiç bir izmle bağlantılanamayacak kadarda insani bir yazı.

ortada cinsiyet merkezli bir sorun varsa sorunun ana kaynağı karşı cinstir diye düşünüyorum. yani biz erkekler:)

bu durumu tespit, eleştiri ve öneri içeren kadınlar tarafından kaleme alınan her yazıyı, dile getirilen her sözü önemsiyorum -her ne kadar erkek egemen bir bakışın izlerinden henüz kurtulamamış olsamda-

Kadının konumu analiz edilecekse beslenecek merci Kur'an ve sünnet olmalı. Gerisi hikaye...  diyen kardeşimize bir hatırlatma: kitabi bir doyum mu arıyorsunuz. sosyal bir realiteye kitabi bir dilin katacağı şey eğer pratize edilemezse ancak doyum olur.

ve müsadenizle bir yazıda ben eklemek istiyorum.




Yakın zamanda başörtüsü üzerine birkaç yazı yazdım. Örtülü kadınların örtüsüz kadınlara nasıl baktığını sordum. Tartışma da çıktı, yazıldı, çizildi. Hatta tartışma Türkiye sınırlarını aştı, El Cezire kanalı bu yazılar üzerine bir haber yaptı. Peki memleket sınırlarını aşan ve bugün artık anayasa çalışmalarının dolandığı bu örtü meselesi nedir hakikatte?
Ya da başka bir soru sorayım:
Bu memlekette örtüsüz kadın var mıdır?



Bir daha sorayım:
Bu memlekette örtüsüz kadın var mıdır?
Bu memlekette kendini örtüsüz zanneden kadınların hakikatte kaçı örtüsüzdür?

Cumhuriyet kadını da...

Başörtüsü, benim fikrimce, bu ülke kadınlarının cumhuriyetin ilanından sonra ortada bırakılışlarına verdikleri bir cevaptır. Hatta kendi cinslerini, cinsel kimliklerini korumak için verdikleri içgüdüsel bir cevaptır. Çünkü cumhuriyet, kadını toplumsal hayata katabilmenin tek yolunu onu cinsiyetsizleştirmekte bulmuştur. Kadını, "cinsiyetsizlik" örtüsüyle "örtünerek", "kapanarak" toplumsal hayata girmeye teşvik etmiştir.
Kadın olarak toplumsal hayatın içinde var olmak ise hâlâ, bugün bile tehlikelidir. İşyerinde tacizler, sokakta sözlü saldırılar... Bu, devlet hukukuyla da işleyişiyle de kadını erkek egemen düzenin "Hem çalış hem de eskisi gibi evinin kadını ol" ikiyüzlülüğüne karşı koruyamamıştır.

Örtü zırh verir insana...

Bu rejim, "Hem çağdaş ol hem de geleneksel kal" baskısına karşı kadını erkek düzeni karşısında tek başına bırakmıştır. 70'lerin sol hareketleri bile kadına "Hem devrimci ol hem de feodal düzenin namuslusu" dememiş midir?
Bugün, bu kadar çağdaş elitimiz bile iş yerlerinde "genç güzel kadınları" yumuşak yumuşak, ince ince taciz etmiyor mu? Bu ikilemlere hangi insanın benliği dayanır?
Örtü, "Ben kadınım ve bana zarar verirsen bir kadına değil, bir Müslümana saldırmış olursun" zırhını verir insana. Cumhuriyetin devrimleri ve sonrasında o devrimlerin gündelik hayatta uygulanışı kadınlara erkek egemen düzene karşı sosyal veya hukuki olarak bu kadar güçlü bir zırh sağlayabildi mi? Cevabını bütün kadınlar bilir.

Nevresime girmek

Bu kadar yazıp çizmeme, hiçbir dine inanmamama rağmen, itiraf edeyim ki, bu ikiyüzlü erkek dünyası içinde bazen ben bile kapanmak istiyorum. Türban takmak, çarşafa girmek değil, üstüme büyük bir nevresim çarşafı örtüp çıkmak istiyorum sokağa. Ve eminim işini gücünü yaparken binlerce tacize maruz kalan bir çok kadın da böyle istiyordur.
Ama biz bu kapanma işini cumhuriyetin bize öğrettiği gibi yapıyoruz; cinsiyetsizleşerek. Başörtülü kadınlar da kendi mahallelerinde onlara öğretilen şekilde yapıyor; tesettüre girerek.

Mağdursun, mağdurum

Ve şimdi kadınlar, yeni bir toplumsal projenin "sorunsalı" olarak anayasa çalışmalarının tam göbeğine oturtuluyorlar. Apaçık söyleyeyim; pratikte taciz edilmeden çalışmak, sosyalleşmek istediği için kapanan birçok kadın, anayasayı hayatlarında bir kez bile görmemiş ve görmeyecek olmasına rağmen bu yeni projenin vitrin mankenleri haline getiriliyorlar. Çekiştiriliyorlar.
El Cezire'den gelen muhabir, "Hayrünnisa Hanım'ın mağdur olduğunu düşünmüyor musunuz?" diye sormuştu. Hayrünnisa Hanım nispeten ne yaptığını biliyor ve bunun ödülü olarak şu anda First Lady oluyor. Hatta onun başörtüsü eşini cumhurbaşkanı yaptı. Ama benim mağdur olarak gördüğüm başörtülü kadınlar var. Başörtüsü sebebiyle mağdur edilen, çekiştirilen kadınlar.
Ve bu kadınlar hep söylendiği gibi sadece Kemalistler tarafından değil, öncelikle kendilerini bu toplumsal projenin mankeni yapan siyasi hareket tarafından önce nesne durumuna düşürülüp sonra da mağdur ediliyorlar. Tıpkı benim cinsiyetsizlik örtüsüyle başımın bağlanması gibi... Tıpkı benim gibi...


Ece Temelkuran

Moderatöre Bildir   Logged

hiç
züleyha
anne.. anne bil ki kızın! ....acıların en güzelini çekmede!
Usta Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 725


kıyam gününe hazır bekletlmeli güller ve yapraklar


« Yanıtla #8 : 03 Mart 2010, 13:35:11 »

Alıntı
Erkeğin kimliği ne âlemdeyse, bana göre kadının kimliği de o âlemdedir vesselam.

Hayır buna asla katılmıyorum. (bir bayan olarak).

Bir ağacın yaprağı "ben neden güneşte yanıyorum da kök toprağın altında?)" dese ;
Kök ise "neden ben toprağın altındayım da güneşi göremiyorum " dese ve görevini yapmasa ...
 
ya da :

İnsanın ayakları "neden beyin yukarda duruyor da ben dağları taşları aşıyorum" dese ve vazifesini yapmasa durum ne olur ?





elbette ki kadına ve erkeğe yüklenen misyon açısından.. kimliklerinde farklılıklar vardır..
ve elbette ki.. erkeğin kadına oranla daha güçlü denilebilinecek özellikleri vardır..
bu aklî yeterliliği tam olan hiç kimsenin inkâr edemeyeceği bir durum..
ama bu özellikleri erkeği efendi.. kadı köle yapmaz..

ama yazarın baktığı nokta farklı..
yazarın kimlikten kastı.. ahlâkî özellikleridir.. sorumluluk bilincidir.. kişinin duruşudur..


var olan sorun;
bir tarafın layusel-hatasız kabul edilip.. tam olgunluğa sahip addediliyor iken
diğer tarafın.. hep nâkıs olduğu..
dolayısıyla.. problemli taraf olduğu..
kendini diğer tarafa kabul ettirme çabası içinde olması gerektiği..
Allah’ın râzılığının, onu memnun etmekten geçtiğinin düşünülüyor olması..

vesaire.. vesaire

yine “ama” diyecekken
ama yine.. anlaşılmayacağımı bilerek burada noktalıyorum..

selâmetle kalınız..

ve duâ ile



emine ABİNİN yazısı çok yerinde tespitlerle dolu. bu kadarını beklemiyordum doğrusu. helal olsun. hiç bir izmle bağlantılanamayacak kadarda insani bir yazı.


ortada cinsiyet merkezli bir sorun varsa sorunun ana kaynağı karşı cinstir diye düşünüyorum. yani biz erkekler:)

bu durumu tespit, eleştiri ve öneri içeren kadınlar tarafından kaleme alınan her yazıyı, dile getirilen her sözü önemsiyorum -her ne kadar erkek egemen bir bakışın izlerinden henüz kurtulamamış olsamda-


teşekkür ediyorum efendim..
ben mi yazıya farklı anlamlar yüklüyorum diye düşünmeye başlayacaktım..  Smiley









Moderatöre Bildir   Logged

Bir duruşumuz olmalı..
Asiliğe asillik içerisinde cevap vermeli ve ardından kapanan kapılara aldırmamalı!
Bir duruşumuz olmalı..
Karanlıklardan korkmadığımızı kanıtlamalıyız semaya!
Bir duruşumuz olmalı..
Duruşumuzla ölüme hazır olduğumuzu anlatabilmeli kainâta!
züleyha
anne.. anne bil ki kızın! ....acıların en güzelini çekmede!
Usta Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 725


kıyam gününe hazır bekletlmeli güller ve yapraklar


« Yanıtla #9 : 03 Mart 2010, 13:50:06 »

'Ey müminler! Zannın bir çoğundan sakının. Çünkü zannın bazısı günahtır.'' (Hucûrât, 49/12)

"Ey züleyha; malayani tartışmalar bunlar....

Selâm, saygı ve dua ile...

bunun malayani bir tartışma olduğu konusunda size katılmıyor olsam da..
ben de size selâm.. saygı ve hürmetlerimi sunuyorum..

yazarı bayan olarak biliyordum ama.. sanırım yanıldığım bir nokta var..
bilgilendirirseniz sevinirim..



....ona itaat etmeli başına buyruk hareket etmemelidirler.

kadının erkeğe.. erkeğin kadına karşı sorumlulukları vardır..
emânettirler birbirlerine..
ve tabiî ki kadın başına buyruk değildir.. ama her sözü farz kabul edilen bir eşin ipini de boynunda taşımıyor kadın..
Allah, böyle biri ipi kadının boynuna bağlayıp.. ucunu da erkeğin eline vermiş değil..

kadın eşine.. muhabbet eder.. sevgi besler.. saygı duyar.. ihtimâm gösterir.. söyledikleri üzerinde düşünür
erkek eşine.. muhabbet eder.. sevgi besler.. saygı duyar.. ihtimâm gösterir.. söyledikleri üzerinde düşünür

birbirleriyle istişare ederler.. birbirlerini diriltirler.. birbirlerini uyarırlar.. birbirlerini yönlendirirler..

bunlar eş olmanın sorumluluğun gerektirdikleridir.. "itâat" değildir..
aile.. patron ve işçiden oluşan bir kurum değildir..

dedikten sonra..

size de selâm.. saygı ve hürmetlerimi sunuyorum



….kadının ya da erkeğin dinine değil

Allah’ın dinine tâbi olanlardan olmak temennisi ile


 
duâ ile kalınız..









Moderatöre Bildir   Logged

Bir duruşumuz olmalı..
Asiliğe asillik içerisinde cevap vermeli ve ardından kapanan kapılara aldırmamalı!
Bir duruşumuz olmalı..
Karanlıklardan korkmadığımızı kanıtlamalıyız semaya!
Bir duruşumuz olmalı..
Duruşumuzla ölüme hazır olduğumuzu anlatabilmeli kainâta!
Sayfa: [1] 2 3 4 Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Kadınların erkekler üzerindeki hakları nelerdir? İslam'da Aile Hayatı mariye 2 210 Son Mesaj 24 Mart 2009, 23:18:37
Gönderen: mariye
Akıllı Erkekler... İslam'da Aile Hayatı HabiR 7 255 Son Mesaj 11 Temmuz 2009, 22:35:09
Gönderen: hamne