0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte. « önceki sonraki »
Sayfa: [1] Aşağı git Yazdır
Gönderen Konu: Zamanın Dehşeti Hakkında Bazı İkazlar(Rsale-i Nur Işığında)  (Okunma Sayısı 319 defa)
umeyr21
Yeni Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 116


« : 02 Haziran 2011, 14:48:59 »

ZAMANIMIZIN DEHŞETİ HAKKINDA İKAZLAR
Evet «İslâmiyet noktasında bu asır gayet ehemmi­yetli ve dehşetlidir. Kur’an ve hadîs ih­bar-ı gaybî ile ehl-i imanı onun fitnesinden sa­kındırmak için şiddetle haber vermiş.» (Kastamonu Lâhikası sh: 187)

Buradaki ikaz bütün müslümanlara şamildir. Bu asrın fitnelerini araştırmayan ve gereken tedbirleri alma­yanın içi­nine düşme tehlikesi çok kuvvetlidir.

Bediüzzaman Hazretlerine sorulan bir sual ve ce­vabı:

«Sual: Sen bu zamanın hâdisâtına, fitne-i âhirza­man diyorsun. Halbuki hadiste vârid([37]) olmuş ki, âhirza­manda Allah Allah (c.c.) denilmeyecek; sonra kıyamet kopacak.”

Elcevap

Evvelâ: Fitne-i âhirzamanın müddeti uzun­dur; biz bir faslındayız.

Saniyen: Yerde Allah Allah (c.c.) denilmeyecek­ten murad, Allah’a iman kalkacak demek değil­dir;(HAŞİYE 1) belki Allah’ın namını değiştirecekler demektir. Nasıl ki yerde Allah Allah (c.c.) denil­mezse kıyamet-i kübrâ ko­pacak. Bir memlekette de Allah Allah (c.c.) denilmezse bir nevi kıyamet kopmasına işarettir.(HAŞİYE 2)» (Sikke-i Tasdikî Gaybî sh: 164)

Avrupa felsefesinin beş menfî esasından birisi olan “hevesat-ı nefsaniyeyi tatmin” (Sözler sh: 133) ve Kur’an (Nisa Suresi 4:117) âyetiyle bildirilen kadınperestlik gibi nefsaniyete da­yanan ve beşeriyette yaygınlaşan mimsiz medeniyet, «Kadınları yuvalarından çı­karıp, per­de­lerini yır­tıp, beşeri de baştan çı­kar­mıştır.» (Sözler sh: 410)

«Hem herkese satılan müzahraf, hodfüruş, gös­te­rici, ri­yakâr bir hüsnü istihsan ettiği için riyakâr­ları alkış­lamış, sanem-misalleri kendi âbidlerine âbide(*) yapmıştır.» (Sözler sh: 541)

..deyip âhirza­man fitnesi­nin ibtidadan intihaya doğru sey­rini nazara veren Bediüzzaman Hazretleri had­îslerde:

«Dünyaya karşı ve kadın­lara karşı müteyak­kız bulunun. Çünki şey­tan ve iblis, her zaman müslümanlara karşı te­tikte ve avcı tuzağını ha­zırlamış bulunmaktadır. Onun avına kapılmanın veya oltasına yem olma­nın en câzibi, kadınların bacaklarıdır.»

Diğer bir hadîste de: «Âhirzamanda en şid­detli harp, ka­dın­lara karşı harbdir.» (Risale-i Nurun Kudsî Kaynakları ha­dîs no: 973)

..gibi hadîslerle ya­pılan ikazları da şöyle izah eder:

«Âhirzamanın fitnesinde en dehşetli rolü oy­na­yan taife-i nisaiye ve onların fit­nesi olduğu, ha­dîsin rivayet­lerinden anlaşı­lıyor. Evet nasıl ki tarihlerde eski za­man­larda “Amazonlar” na­mında gayet silah­şör kadın­lardan mürekkeb bir taife-i aske­riye olarak hârika harbler yaptıkları nakledili­yor. Aynen öyle de: Bu za­manda zen­deka dalaleti, İslâmiyete karşı muharebe­sinde nefs-i emmarenin plâniyle, şey­tan kumanda­sına verilen fırkalardan en dehşetlisi, ya­rım çıplak hanım­lardır ki; açık bacağıyla, dehşetli bıçaklarla ehl-i imana taarruz edip saldırıyor­lar. Nikah yo­lunu kapamağa, fu­huşhane yolunu geniş­let­tirmeğe çalışarak, çokların ne­fislerini bir­den esir edip, kalb ve ruhlarını kebair([38]) ile ya­ralıyor­lar. Belki o kalblerden bir kısmını öldü­rüyorlar. Bir kaç sene namahrem([39]) heve­satına göstermenin tam cezası ola­rak; o bı­çaklı bacak­lar Cehennem’in odunları olup, en evvel o ba­caklar yanacaklarını ve dün­yada em­niyet ve sadakatı kaybettiği için, hilkaten([40]) çok iste­diği ve fıtraten çok muhtaç olduğu münasib kocayı daha bulamaz. Bulsa da başına belâ bulur. Hattâ bu halin neticesi olarak, o âhirzamanda, bazı yer­lerde ni­kaha rağbetsizlik ve riayetsizlik yü­zünden, kırk kadına bir erkek nezaret ede­cek derecede ehemmi­yetsiz, sa­hipsiz, kıymetsiz bir surete gireceği, had­îsin rivayetin­den an­laşılı­yor.» (Gençlik Rehberi sh: 23)

«Rivayette var ki, “Fitne-i âhirza­man o kadar deh­şetlidir ki, kimse nef­sine hâkim olmaz.”([41]) Bunun için bin üç yüz sene zarfında emr-i Peygamberî ile bü­tün ümmet o fitneden istiâze([42]) et­miş, azab-ı ka­bir­den sonra ‘min fitnetiddeccali ve min fitneti âhirizzaman’([43]) vird-i ümmet ol­muş.

Allahu a’lem bissavab, bunun bir tevili şu­dur ki: O fitneler nefisleri kendilerine çe­ker, meftun eder. İnsanlar ihtiyarlarıyla, belki zevkle irtikâp eder­ler. Meselâ, Rusya’da hamamlarda kadın-erkek bera­ber çıplak girerler. Ve kadın, kendi güzellik­lerini gös­ter­meye fıtraten çok meyyal olmasından, seve seve o fit­neye atılır, baştan çıkar. Ve fıtraten cemalpe­rest([44]) er­kek­ler dahi, nefsine mağlûp olup o ateşe sar­hoşâne bir sü­rurla düşer, yanar. İşte dans ve tiyatro gibi o za­manın lehviyatları([45]) ve kebairleri ve bid’a­ları, bi­rer câzibedar­lıkla pervane gibi nefisperestleri etrafına toplar, sersem eder. Yoksa, cebr-i mutlakla([46]) olsa ihtiyar kalmaz, günah dahi olmaz.» (Şualar sh: 584)

Resul-i Ekrem (A.S.M.) «Nakl-i sahih-i kat’î ile, fer­man etmiş ki: ‘iza meşevûl mütaytâü ve hademethüm benatü farise verrûmi...ilh.’ deyip,  “Ne vakit size Fars ve Rum kız­ları hiz­met etti; o vakit belânız, fit­ne­niz içinize girecek, harbiniz dahilî ola­cak, şerirleriniz başa geçip ha­yırlı­lar ve iyile­rinize musallat olacaklar”([47]) haber vermiş. Otuz sene sonra haber ver­diği gibi çıkmış.» (Mektubat sh: 107)

Bir hadîs-i şerifte de şöyle buyuruluyor:

«Resulullah (A.S.M.): Benden sonra er­kek­lere ka­dınlardan daha zararlı bir fitne, bir imtihan vesi­lesi bırakmadım.»([48])

«Nitekim ‘ennisâü habailüş şeytani’([49]) “Kadınlar şeytanın ağlarıdır” denilmiş­tir. Şeytanlar başka tarik ile aldatamadık­larını, en zi­yade kadınla aldatır.» (Elmalı Tefsiri sh: 1471)

Diğer bir hadîs meali de şöyledir:

«İnsanlar üzerine bir zaman gelecek ki: Onların endişeleri mideleri olacak, şerefleri de meta-ı dünya olacak ve kıbleleri de ka­dınları olacak ve dinleri de dirhem ve dinar­ları (paraları) olacak. Bunlar mahlu­katın en şerlileridir ve Allah ka­tında onların hiç na­sibleri yoktur.» (Keşf-ül Hafa hadîs: 3270) (Ramuz-ul Ehadîs sh: 504)

«Âhirzamanda bir şahsın hatiat([50]) ve gü­nahla­rının gayet dehşetli bir yekûn teşkil ettiğine dair ri­vayetler vardır. Eskide acaba âdi bir adam, binler adam kadar günah iş­leyebilir mi ve o âhirzamanda bildiğimiz gü­nahlardan başka hangi günahlardır ki kâinatın hey’et-i mecmuasına dokunur, kı­yametin kopmasına ve dün­ya­ları başlarına harab olmasına sebebiyet verir, diye dü­şü­nürdüm. Şimdi bu za­manda müteaddid es­babını([51]) gör­dük.

Ezcümle müteaddid vücuhundan([52]) rad­yomla an­la­şıldı ki: O bir tek adam bir tek ke­lime ile, bir mil­yon kebairi birden iş­ler ve milyonlarla insanı din­lettir­mekle günaha sokar. Evet, küre-i hava­nın yüz­binler ke­limeleri birden söyleyen ve bir dili olan radyo un­suru, nev-i beşere öyle bir ni­met-i İlâhiyedir ki, küre-i havayı bü­tün zer­ratıyla şükür ve hamd ü sena ile dol­durmak lâzım gelirken, dalâlet­ten te­vellüd([53]) eden sefa­het-i beşe­riye, o azîm nimeti şükrün aksine isti’mal et­tiğinden el­bette tokat yiye­cek.» (Kastamonu Lâhikası sh: 71)

Bilhassa zamanımızda tekniğin gelişme­siyle bü­tün in­sanlara tesir etmek imkânını ve­ren neşir organları yoluyla ve nefsanî zevklerin ca­zibedarlığıyla insanları diyanetten, ma­nevi­yat­tan alıkoymak ve sefahete atmak olan din düş­manla­rının dehşetli plânlarından, Kur’an (Lokman Sûresi 31:6) ve emsali âyetle­riyle insanları ikaz eder. Keza İblis’in ve İblis’e bağlı olan se­fih insî şey­tanla­rın, yani münafık cereyanların halkı şe­hevî çalgılarla dalalete it­mesine ve ihti­lalci ve neşri­yatta yaygaracı müfsidlere işaret eden (İsrâ Sûresi 17:64) âyeti de gayetle câlib-i dik­kattir.

Bir rivayette buyuruluyor ki:

«Şarkıcı cariyeleri ne satın, ne de sa­tın alın, ne de öğretin. Onlarla yapılan ti­ca­rette hayır yoktur, parası da haramdır. “İnsanlardan bazıları, Allah yo­lundan sap­tırmak için boş lafa müşteri çı­kan­lar var­dır.” (Lokman Suresi, 6) âyet-i celilesi bu gibi­lerin hakkında nazil olmuştur.»([54])

Diğer bir rivayet de şöyledir

Abdullah (R.A.) dan: Peygamber (A.S.M.) dedi ki: Şarkı ve çalgı, kalbde nifak tohum­larının bitme­sini sağlar.» ([55])

Bir hadîs-i şeriflerinde şöyle buyuruyor:

«Size benden sonra dört fitne gele­cek­tir. Dördüncüsü geldiğinde, kulağa bir şey girmez, göz görmez ve her tarafı fitne sa­rar. Ümmet bir be­lâya mübtela olur, yıla­nın çöreklenmesi gibi. Öyle ki, onda ma’ruf([56]) in­kâr edilir, münker([57]) ise maruf sayılır. Ve bu fitnede, insanların bedeni öldüğü gibi kalb­leri de ölür.»([58])

İnsanın hakiki ilim ve fazileti kazanmasının iki temel menbaı, naklî ve aklî delillerdir. Kulak naklî delillerin, göz aklî delillerin iki ana ciha­zıdır. Fitneye düşmemek is­teyen bu mühim iki organı asıl vazifelerinde istihdam edip nef­sin âleti olarak kullanmamalıdır.

Diğer bir hadîs de özetle şu mealdedir:

«Âhirzaman fitnesinde bozuk insanların kalb­leri şeytan kalbi gibidir.

Kan dökücü (anarşist ve ih­ti­lalci, fâsık)tırlar.

Çocukları uram (edebsiz ve hır­çın); ([60])

gençleri haya­sız ve vakarsız;

yaşlıları emr-i bil-ma’rufu yapmaz; sünneti bid’at gibi, bid’atı sünnet gibi görürler;

idarecileri tâgi ve müfsiddir..;

İşte o zaman Allah onlara şerlilerini musal­lat eder. Hayırlıların duası (ve daveti) kabul olmaz.» (Ramuz-ul Ehadîs no: 502)

Acibdir ki bu gibi rivayetler, bu yaşanan, âhirzaman fit­nesini aynen haber veriyor. Hayasızlık, açık­saçıklık gibi günah­lar medenîlik namı al­tında iftiharla alenî işleniyor. Bu hayatı, 1400 sene evvel kemal-i ciddiyetle haber veren zatın Peygamberliği aşikârdır. Eğer Allah bil­dirmezse, bir beşer düşüncesiyle böyle gaybiy­yatı ihbar etmek müm­kün değildir.

Bir hadîs-i şerif mealinde buyu­ruluyor ki:

«Âhirzaman fitne­sinde kişi mü’min olarak sabah­lar, kâ­fir olarak ak­şamlar. Ancak Allah’ın ilim ile ihya ettiği kimseler müstesnadır.»([61])

 Çünki İslâm cemiye­tinde taklidî iman kâfi olsa da, fitne zamanlarındaki bo­zuk cemi­yetlerde mü’min iman-ı tahkikî ile hak ve batılı ayırıp kendi hayatında iman nuru ile hakkı ta­kib eder. Medeniyet namı altında işlenen günah ve haramı  tanır.

Diğer bir cihette de: «Bu âhirzaman fit­nesinde açlık ehemmiyetli bir rol oy­nayacak. Onunla ehl-i dalalet, biçare aç ehl-i imanı derd-i maişet([62]) içinde boğ­du­rup, hissiyat-ı diniyeyi([63]) ya unutturup ya ikinci, üçüncü derecede bırakmağa ça­lışacak([64]) diye, rivayet­lerden anlaşılıyor.» (Kastamonu Lâhikası sh: 140)

Âhirzaman fitnesinde terk-i imarete ve makamat-ı resmiyeyi istememeye dair bir kaç hadîs meallerini, yal­nız ibret ve teyakkuz ma­kamında olarak burada dercet­mek mü­nasib gö­rüldü. Şöyle ki:

«İnsanların akaidlerini bozduklarını, ema­net­le­rini hafife aldıklarını ve -parmaklarını birbirine ge­çirip- böyle olduk­larını gördü­ğün zaman; evini ter­cih et, lisa­nına sahib ol, maruf olanı al, münkeri bı­rak, kendi işinde meşgul ol ve ammenin iş­lerini kendi­lerine bırak.» ([65])

Moderatöre Bildir   Logged
Sayfa: [1] Yukarı git Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Cihad Dersleri-Tevbe Sûresi Işığında Kur'an-ı Kerim Genel cedah 1 390 Son Mesaj 20 Haziran 2007, 19:29:43
Gönderen: mumin1
ZAMANIMIZIN DEHŞETİ HAKKINDA İKAZLAR Risale-i Nur'dan Damlalar kuranehli 0 239 Son Mesaj 15 Eylül 2007, 16:36:54
Gönderen: kuranehli
Tecrübeler Işığında İslam Daveti Kitap-kaset ve Dergi kuranehli 0 225 Son Mesaj 20 Mayıs 2008, 18:18:36
Gönderen: kuranehli
Zamanın Yusufu Olmak Sohbetler/Seslendirme Şehid Rehber 1 433 Son Mesaj 30 Haziran 2008, 09:29:58
Gönderen: _uMuT_
Hadislerin Işığında Kaliteli Bir Âile İslam'da Aile Hayatı MERXAS 1 158 Son Mesaj 12 Ekim 2009, 09:11:19
Gönderen: kördüğüm
Zamanın Zeynebi Derneği Başkanı Sabiha Ateş Alpat'ın seminer programı Düğün-Konferans-Konser-Miting... ebu ömer 0 214 Son Mesaj 07 Aralık 2010, 17:08:08
Gönderen: ebu ömer
Zamanın ZeynepLerine Şiir Pınarı Sehidan 4 365 Son Mesaj 30 Ocak 2012, 17:20:21
Gönderen: Sehidan